(ANALİZ) 22 Mayıs’ın şifresi: Yıldırım’ı başbakan yapmanın mı maliyeti yüksek, yapmamanın mı?

Cumhurbaşkanı, AKP’ye kimi yeni genel başkan olarak atayacak; dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni başbakanı kim olacak? Siyaset bu sorunun cevabına kililenmiş durumda. Aslında Tayyip Erdoğan’ın kafasında  cevap belli. Bugün de değil. Çok önceden beri belli. Ama günlük hadiseleri bile kamuoyu yoklamaları ile test eden ve ona göre politika geliştiren Erdoğan, son ana kadar bazı faktörleri göz önünde bulunduracaktır.

Muhtemel adaylar üç aşağı-beş yukarı belli zaten. Bunlar arasında elbette ilk akla gelen isim Binali Yıldırım. Ancak ‘banko’ değil. Numan Kurtulmuş ve Bekir Bozdağ da en az onun kadar şanslı adaylar arasında. Bunun gerekçelerine geçmeden önce hafızaları biraz tazelemekte fayda var.

15 Eylül 2015 tarihli Zaman Gazetesi’nde yayımlanan “Davutoğlu’nun üzerindeki Demokles kılıcı: Binali Yıldırım” başlıklı ‘Haber-Analiz’imde şöyle yazmıştım: “AKP’nin 5. Olağan Kongresi, partinin tamamen bir Tayyip Erdoğan partisine dönüşmesi, genel başkanlık makamının da sembolik bir mevkie indirgenmesiyle neticelendi. Ahmet Davutoğlu’nun, 50 kişilik Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’na (MKYK) kendinden başka hiç kimseyi sokamaması; buna karşılık etrafının Saray bağlılarınca kuşatılması kongrenin en dramatik yönlerindendi. Havayı Davutoğlu için daha da ağırlaştıran gelişmelerden biri de artık Binali Yıldırım olgusunun iyiden iyiye devreye sokulmuş olması. ‘Yedek genel başkan’ ya da ‘gölge genel başkan’ olarak her daim Davutoğlu’nun üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanacak. AKP Genel Başkanlığı zaten 10 Ağustos’tan bu yana ‘güdümlü’ bir makamdı. Saray vesayeti altında zaten özgün bir politika üretme imkanı bulunmuyordu. Buna şimdi ‘vesayetin de vesayeti’ eklendi. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Binali Yıldırım, 10 Ağustos’tan bu yana gözünün olduğu Başbakanlık ve genel başkanlık koltuğunu devralmak için hazırda bekliyor.”

Haber-Analiz, şu benzetme ile son buluyordu: “Bundan sonra Davutoğlu’nun gözü, her an oyundan çıkarılmayı bekleyen bir futbolcununki gibi devamlı yedek kulübesinde olacak. Zira yedeği ısınmaya gönderilmiş durumda…” (Yazının tamamını bu linkten okuyabilirsiniz: http://ahmetdonmez.com/?s=demokles)

KİMİN SEÇİLECEĞİNDE MERAL AKŞENER FAKTÖRÜ DE ETKİLİ OLACAKTIR

Bu satırlardan Binali Yıldırım’ın 22 Mayıs kongresinin ‘mutlak favorisi’ olduğu anlamı çıkacaktır. Evet 8 ay öncesinin siyasi vasatı bunu gerekli kılıyordu. Ancak şimdi gelinen noktada denklemin yeni değişkenlerini de hesap etmek gerekiyor. Bunların başında Erdoğan’ın başkanlık hesapları, MHP’deki Meral Akşener gerçeği ve Binali Yıldırım’ın oğlunun kumar görüntüleri geliyor. Bunları gözardı ederek bir siyasi öngörüde bulunmak eksik olacaktır.

Çok büyük ihtimalle Erdoğan, adayı son günlere kadar açıklamayacaktır. 15 Mayıs’taki MHP kongresinin bekleneceğine kesin gözüyle bakabiliriz. Muhtemel bir Akşener genel başkanlığı, Erdoğan’ın bütün hesaplarını değiştirebilecek ağırlıkta bir kırılma teşkil edecektir. O saat itibariyle Erdoğan’ın sadece ‘tuzluk’ peşinde koşamayacağını, az biraz diğer çeşnilere de ihtiyaç duyacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

NASIL BİR GENEL BAŞKANA İHTİYAÇ VAR?

Erdoğan’ın birinci ve neredeyse biricik hedefinin artık ‘Türk tipi başkanlık’ olduğunu Afrika yerlileri bile bildiğine göre bütün hesaplar da bunun üzerinden değerlendirilecektir. Halihazırda Erdoğan’a şu anda kendisini başkanlık referandumuna götürecek kısa süreli bir ‘başbakan’ lazımdır. Bu isim öyle biri olmalıdır ki kendisine referandumda oy kaybettirecek değil, mümkünse kazandıracak bir genel başkan olmalıdır. Yani halkın gözünde antipatik olmayacak, ‘başkanlığın faziletlerini’ ustalıkla anlatabilecek bir konuşma kabiliyetine sahip, başbakanlık koltuğunda oturup başbakanlık yapma iddiası taşımayacak kadar ‘aklı selim’ ve elbette bagajı dolu olmayan biri…

1- Bu çerçevede ilk eleyeceğimiz isim Berat Albayrak olabilir pekala. Çünkü ‘damat’la beraber başkanlık seçimine gitmek seçmende büyük ihtimalle “O kadar da değil. Ülkeyi aile şirketine çevirdiler” homurdanmasına yol açacaktır. Erdoğan bunu hesap edebilecek kadar rasyonel bir siyasetçi. Ama keşke yapsa…

2- Binali Yıldırım ise ‘hitabet yeteneği’nden ziyade ‘konuş-a-bilme yeteneği’ ile anılacak kadar retorikten uzak bir teknokrat. Aynı şekilde oğlunun kumar görüntüsü meydanlarda çokça meze olacaktır.

3- Bekir Bozdağ’ın en önemli yeteneği, Peter Pan’ın gölgesi gibi Erdoğan’ın çoraplarına iğneyle dikilmiş olması ise eğer, en önemli özelliği de aşırı antipatikliği. Sokakta kime sorarsanız sorun alacağınız cevap bu iticiliğine atıf yapar şekilde olacaktır. Erdoğan, bu ‘özelliğini’ önemsemeyip ‘yeteneği’nde kırar kılar mı, bu tamamen Cumhurbaşkanı’nın kafasındaki eylem planı ile bilinebilecek bir şey. Fakat benim öngörüm, Erdoğan’ın ‘başkan oluncaya kadar’ bir gölgeden daha fazlasına ihtiyaç duyacağı yönünde. Başkan olduktan sonra zaten ‘ikinci ismin’ hiç bir önemi kalmayacak.

4- Yalçın Akdoğan, belki 7 Haziran öncesinin en güçlü aktörü ve en flaş başbakan adayı olabilirdi. Ancak 7 Haziran sürecinde Erdoğan’ın çözüm masasını devirmesi ve sonrasında parti içinde birilerinin ‘çözüm’ün faturasını Beşir Atalay ile ona kesmesi yıldızını söndürdü. Milli Görüş kökenli isimler ‘çözüm süreci’ bahanesi ile bazı eski radikal İslamcılarla hesaplaşma yoluna girdi. Biriken öfkeden Beşir Atalay ve Yalçın Akdoğan da nasibini aldı. Kaldı ki bugün Erdoğan’ın terör politikası ve söylemi ile Yalçın Akdoğan’ın pozisyonu birbirini tevil edemeyecek kadar zıt kutuplarda.

5- Numan Kurtulmuş’a gelince… HAS Parti’yi kapatıp AKP’ye geçtiğinde “Erdoğan onu yerine başbakan yapacak” görüşü çok modaydı. Fakat ben en başından itibaren bu teze karşı çıktım. “Benim tanıdığım Erdoğan’ın, Köşk’e çıkması halinde yerine Numan Hoca’yı başbakan yapma ihtimali yüzde sıfır” dedim. Nitekim Erdoğan, Ahmet Davutoğlu’nda karar kıldı.

NUMAN KURTULMUŞ 2. DAVUTOĞLU OLMAZ, OLAMAZ

Ancak 22 Mayıs kongresi için Numan Hoca’nın şansını düşük görmeyenlerdenim. Sebebine gelince;

a) Bazen teknik direktörler, pek de tutmadıkları bir oyuncuyu sadece bir özelliğinden dolayı maçın kritik bir dakikasında oyuna sokup maçın kaderini değiştirirler. Bu süreçte de Erdoğan’ın Numan Hoca’ya kısa ve geçici bir süreliğine ihtiyaç duyabileceği kanaatindeyim. Diğer adayların yukarıda sıraladığım dezavantajları, başkanlık yolunda Erdoğan’a fazlasıyla lüks gelebilir. Cumhurbaşkanı’nın ne kadar rasyonel ve oportünist bir karakter olduğu herkesin malumu.

b) Davutoğlu’nun ‘siyaseten infaz’ edilmesi AKP tabanında ve bazı yandaş çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. İzahı mümkün olmayan bir ‘cinayet’ var ortada. Bunu da en iyi, Numan Kurtulmuş gibi ‘halim-selim’, mütedeyyin kitleyi teskin edebilecek, siyasal İslamcı bir geçmişten gelen, üstelik ‘devrik başbakan’ gibi profesör olan biriyle örtbas edersiniz. Kurtulmuş’un fiziksel özellikleri, hitabeti ve görece olarak sempatisi de diğer artıları.

c) Bu durumda deniyor ki ‘Kurtulmuş, Erdoğan için ikinci Davutoğlu olmaz mı?’ Yerinde bir soru olmakla beraber cevabı da basit bir soru: Hayır, olmaz! Olamaz! Neden olamaz, çünkü;

– Bir kere partide herkesin gözü önünde adeta mafyatik bir yöntemle ‘racon’ kesildi ve başbakan ‘hal’ edildi. Bundan sonra hiç kimse kolay kolay, ‘başbakancılık’ oynayamayacaktır. Film replikleriyle söyleyecek olursak; ‘aklından dahi geçiremeyecektir’…

–  Hele ki Numan Kurtulmuş gibi risk almayı hiç sevmeyen biri buna cesaret dahi edemeyecektir. Kurtulmuş’un kişilik özelliklerinde ‘meydan okuma’ yok. Bunu istese ve teşebbüs etse bile elindeki hançerle spot ışıklarına derhal yakalanacak kadar beceri noksanlığı ile malul biri.

–   Zaten Kurtulmuş’un buna zamanı ve fırsatı da olmayacak.  Referandumda başkanlık sistemine geçilmesi halinde otomatik olarak ‘görev bölgesine’ doğru koşacaktır.

–  Numan Kurtulmuş, tıpkı Süleyman Soylu gibi parti içinde varlığını Erdoğan’a borçlu gören isimlerin başında geliyor. AKP’ye ilk iltihak ettiklerinde benimsenmeleri kolay olmadığı gibi sonrasında da herhangi bir karşılıkları  bulunmuyor. Erdoğan olmasa ikisi de ertesi gün kapı önüne konulacaklarını biliyorlar. Genel Merkez’de ve teşkilatlarda tabanı olmayan bir ismin Erdoğan’a karşı ‘müstakil’ bir lider olma hevesine kapılması, ‘romantizmden’ öte bir ‘hayalperestlik’ gerektirecektir.

–  Kurtulmuş’un parti içindeki en önemli adamı Abdülhamit Gül bile bugün daha ziyade ‘Erdoğan’ın adamı’ olarak anılacak düzeye geldi. Davutoğlu’na karşı oluşturulan ‘cunta’nın başını çekenlerden biri Gül’dü. Kurtulmuş’la birlikte HAS Parti’den gelen Gül, bugün yeni AKP eliti içerisinde zikrediliyor.

–  En büyük falsolarından biri Reza Zarrab’a ödül vermesiydi. “Onun olduğunu bilseydim, vermezdim” dedikten sonra Saray’a çağrılıp fırçalandığında dahi doğru bildiğinin arkasında duramayan bir siyasetçiden Erdoğan’a karşı bir ‘Zorro’ çıkmaz.

****

EĞER REFERANDUM GÜNDEMDE DEĞİLSE KURTULMUŞ BAŞBAKAN OLAMAZ

Bütün bu sıraladığımız faktörler, başkanlık referandumuna gidilmesi halinde geçerli olan argümanlar. Eğer referandumdan vazgeçilecek ve 2019’a kadar devam edecek bir başbakan aranacaksa yukarıdaki isimler arasından ilk elenecek kişi Numan Kurtulmuş olacaktır. Çünkü bu durumda Erdoğan’ın öncelikleri değişecek; mutlak sadakat, ‘renkten, kokudan ve hacimden yoksun olmak’ gibi özellikler daha belirleyici olacaktır. O zaman yüzde 60 Binali Yıldırım, yüzde 40 Bekir Bozdağ tercih edilir derim.

BİNALİ YILDIRIM, BAŞBAKAN OLMAZSA SIKINTI ÇIKARIR

Bu adaylar dışında İsmet Yılmaz, Süleyman Soylu, M. Ali Şahin gibi isimler de sıralanıyor. Binali Yıldırım ‘olağan genel başkan’. Kendisi dışında kim koltuğa oturursa arıza çıkaracaktır. Zaten 28 Ağustos kongresinde bile başbakanlığın Davutoğlu’nun değil kendisinin hakkı olduğunu düşünmüştü. Bu kararı hiç içine sindirememiş ve o tarihten bu yana da sürekli arka planda ‘Gargamel’ gibi planlar yapıp durmuştu.

Binali Yıldırım, Erdoğan için çok önemli bir isim. Her ne yaptılarsa birlikte yaptılar. Gerçek anlamda bir ‘kara kutu’. Erdoğan’ın bütün ticari sırlarına vakıf. Kolay küstürülemeyecek ve harcanamayacak bir figür. Ancak yeteneğinin ötesinde vazifeleri istemesi Erdoğan’ın sırtında yük teşkil ediyor. Çünkü Erdoğan, kimi ticarette, kimi de siyasette kullanacağını gayet iyi bilen bir lider. Kiminle hangi konuda ittifak kuracağını, kiminle ne zamana kadar yol yürüyüp ne zaman yolunu ayıracağını iyi tayin edebildiği için zaten bu noktada. Dolayısıyla Binali Yıldırım’ı başbakan yapmamasının bir maliyeti olduğu gibi yapmasının da belli bir maliyeti olacaktır. Cevap; Erdoğan için hangisinin maliyetinin daha yüksek olduğunda gizli…

GÖNLÜMDEN GEÇEN BERAT ALBAYRAK

Sonuç olarak;

Benim gönlümden geçen isim Berat Albayrak.

En mantıklı tercih Numan Kurtulmuş.

Ama en kuvvetli aday Binali Yıldırım gibi görünüyor.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz