…Ve geldik sonuna. Son bölüme... Bu, onun “Lanet bir dizi” dediği ‘Çukur’ değil. Gerçek hayat. Gerçek bir çukur. Acaba burada onu nasıl bir son bekliyordur? **** Şimdi dönüp o fotoğrafa yeniden bakalım. Hani...
10 yıl önceydi... Tire’den yola çıkıyordu. Bir yürüyüş başlatıyordu. ‘Demokrasi Buluşmaları’ adını vermişti; il il, ilçe ilçe dolaşacaktı. Bir avuç yol arkadaşı ile Tire’den şöyle sesleniyordu: “Demokrasi, özgürlük ve hukuk olmazsa zenginlik de olmaz. Türkiye demokrasiyi, izin verdikleri kadar yaşıyor....
Süleyman Soylu AKP’ye son derece mütevazi bir şekilde katıldı. O kadar ki, aynı dönemde rozetleri takılan Numan Kurtulmuş’un dahi gölgesinde kalmıştı. O sırada daha çok konuşulan isim Kurtulmuş’tu.  Konuşulmaktan kastettiğim, sadece bir parti liderinin yeni bir partiye katılışı ile değil; aynı zamanda Erdoğan sonrasının AKP Genel Başkanı olacağı değerlendirmeleri ile beraber...
Süleyman Soylu’nun AKP’ye katılış sürecini anlatırken muhakkak değinilmesi gereken bir bölüm var. O da Soylu’nun Erdoğan’a ‘Evet’ demeden önce Hizmet Hareketi lideri Fethullah Gülen’in de fikirlerine müracaat etmiş olması. Burası aynı zamanda Soylu’nun cemaatle olan ilişkilerini de ele alacağımız bölüm olacak. Aynı zamanda Erdoğan'ın Soylu'yu neden partisine dahil ettiği, kenarda durmasına...
Bu bölümde, yakın tarihin henüz üzeri aralanmamış kritik bir evresinden bahsetmek istiyorum. Türk siyasetinin kırılma yıllarından biri olan 2009’un kapağını aralayacak ve Soylu’yu adım adım AKP’ye götüren süreçte neler yaşandığını anlatacağım. 27 Nisan e-muhtırası ve Dolmabahçe görüşmesi sonrası taşlar yerinden oynamış, sonu aydınlığa değil karanlığa çıkacak yeni bir tünele girilmişti.
0BeğenenlerBeğen
117,311TakipçilerTakip Et
6,110AboneAbone Ol

Öne çıkanlar