Onca tutarsız açıklama niye yapılır ki, değil mi Sayın Erdoğan?

Erdoğan ve pek uzun kolları, Cemal Kaşıkçı cinayetinin gideceği noktayı merakla izliyor olmalı.

Ne de olsa kendi izleyecekleri yol haritasını yakından ilgilendiriyor yaşananlar. Bu cinayetin S. Arabistan’a nasıl bir maliyet çıkaracağı, bizimkilerin de yapmayı planladığı infazlar için bir gösterge olacak.

Neyse ki şimdiye kadar büyükelçiliklerde insan doğramaya cesaret edemediler (henüz). Fakat, adını ‘Diriliş’vari ergen dizilerinden alan pek çok operasyonla büyükelçilikleri birer eşkıya çadırına çevirmesini bildiler. Öldürmediler belki ama kaçırdıkları masum öğretmenlere Türkiye’de işkence yaptılar. Bu konuda iyiler gerçekten, “Orucumu karınla açarım” gibi dipsiz ve soysuz bir işkence türü icat ettiler nitekim.

Türkiye’yi bir ‘haydut devlet’ seviyesine düşüren uygulamaların bizzat Erdoğan’ın talimatı ile gerçekleştiğini de sözcüsü teyid etmişti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir basın toplantısında, yurtdışından öğretmenlerin ve işadamlarının MİT tarafından illegal yöntemlerle kaçırılmasına ilişkin olarak, “Bu konuda Cumhurbaşkanımızın çok net talimatının olduğunu, ilgili birimlerimizin de bu konuda son derece profesyonel çalışmalar yaptığını ifade edeyim. Daha önce Kosova’da, başka yerlerde olduğu gibi benzer operasyonlar olabilir.” demişti.

Saray tetikçisi gazeteciler de ‘salavatlama’ yapan Kırkpınar cazgırları gibi yurtdışındaki gazetecilerin öldürüleceğine dair raconlar kesiyorlardı. Kaşıkçı olayı, onlar için de bir test niteliğinde.

****

Yarı şaka yarı ciddi, işin kinaye tarafı bir yana…

Benim asıl temas etmek istediğim nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin dünkü grup toplantısında sarfettiği bir cümle. Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı’yı planlayarak katlettiğini söyleyen Erdoğan, Kraliyet ailesine yönelik sorular sıralarken, “Cinayet ortadayken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır?” diye yağdı, gürledi.

Öyle ya, eğer Suud yönetimi masumsa neden bu kadar çok çelişkili açıklamalar yapmıştır, değil mi?

Önce ‘haberimiz yok’ deyip sonra cinayeti kabul ettiler ve suçu da bazı aktörlerin üzerine yıktılar. Erdoğan da bu tutarsızlıklara dikkat çekip Kraliyet’in bir şekilde bu işin arkasında olduğunu ima ediyor.

Doğru ve isabetli bir mantık. Biz de Başkan’ın açtığı bu yoldan yürüyelim.

Peki bu durumda Sayın Erdoğan, sizin 15 Temmuz’a dair tutarsız açıklamalarınızı nereye koyacağız?

Neden, darbe girişiminden ilk ne zaman haberdar olduğunuza dair sürekli tutarsız açıklamalar yaptınız?

Hem de daha kalkışmanın olduğu ilk günden itibaren…

Yani hafızanız taze, olaylar sıcakken.

İlk bilgiyi kaçta aldığınıza dair her kanala farklı saatler veren siz değil misiniz?

İlk olarak 15 Temmuz gecesi, “Öğleden sonra bir hareketlilik ne yazık ki silahlı kuvvetlerimizin içinde mevcuttu” dediniz.

Daha sonra:

18 Temmuz’da CNN International’a, “O gece saat 20.00 civarında bir haber aldım”;

20 Temmuz’da Al Jazeera’ye, “Saat 20.00 civarında eniştem haber verdi”;

21 Temmuz’da Reuters’e, “Saat 16.00 – 16.30 gibi eniştem aradı, Beylerbeyi civarında bir hareketlilik var dedi”;

30 Temmuz ATV-A Haber ortak yayında da “O gün 21.15 civarında falan bir şeyin başladığını duyuyoruz. 21.30’da eniştem beni aradı” şeklinde açıklamalar yapan siz değil misiniz?

Nasıl oluyor da darbe girişimini ilk ne zaman ve nasıl öğrendiğinize dair bir türlü sabit bir bilgi veremiyorsunuz?

Verdiğiniz saatler neden bir türlü birbirini tutmuyor?

****

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Okan Bato, darbe hazırlığını 15 Temmuz günü saat 15.00’te size bildirdiğini açıkladı. Röportajlarınızda neden bundan hiç söz etmiyorsunuz? Yok eğer savcı yalan söylüyorsa neden kendini görevden almadınız ve hakkında suç duyurusunda bulunmadınız?

‘Sır küpünüz’ Hakan Fidan, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler ise saat 19.00 civarında sizi aradıklarını ama ulaşamadıklarını iddia etti. Siz ise tam tersine, bu tepe yöneticilerin hiç birine ulaşamadığınızı ve size haber verilmediğini beyan ettiniz.

Bu tutarsızlıklar neden?

Neden bu olayda iki yakanız bir türlü bir araya gelmiyor?

Fidan’ı hala MİT Müsteşarı olarak tutmanız, Akar’ı ilk başkanlık kabinesinin Milli Savunma Bakanı yapmanız ve Yaşar Güler’i de Genelkurmay Başkanlığına getirmenizdeki tutarsızlığı neyle izah edeceğiz?

‘Tutarsızlık’ demişken; katiller herkesin gözünün içine baka baka nasıl çelişkili açıklamalar yapar, siz iyi bilirsiniz.

O gece Marmaris’e yakın 4 ayrı noktada 4 ayrı uçağı neden hazır beklettiğinizden başlamak üzere daha onlarca soru, halen cevaplanmayı bekliyor.

Neden?

Neden Fidan’ı da Akar’ı da Meclis Komisyonu’na ifade vermeye göndermediniz mesela?

Şimdi biz de size soralım: “Cinayet ortadayken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır?”

****

Ne güzel de sorular soruyorsunuz Sayın Erdoğan!

Muhatabı siz olmayınca cesaret güzel bir şey.

Şunlar da dünkü konuşmanızdan: “Cinayetin anlık değil planlı olduğuna yönelik emareler var. Bu 15 kişi cinayet günü neden İstanbul’da toplanmıştır? Bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmiştir? başkonsolosluk binası neden hemen değil de neden günler sonra incelemeye açılmıştır? Cinayet ortadayken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır? Ceset neden hala ortada yok? Cesedin yerli işbirlikçiye verildiği ifadesi doğruysa bu yerli işbirlikçi kimdir? Sıradan bir kişi bahsetmiyor bundan. Bu yerli işbirlikçiyi açıklamaya mecbursun. Kimse sorular cevaplanmadan meselenin kapatılacağını aklından geçirmesin.”

Peki 250 kişinin öldüğü 15 Temmuz’a dair size yöneltilen birbirinden bomba sorulara kim cevap verecek?

Hadi diyelim ki ‘yerli işbirlikçiyi’ bulma vazifesi sizin değil de Suud’larınmış gibi konuşmakta bir beis yok; peki bu 250 kişinin katillerinin kimler olduğunu bulma görevi de Prens Salman’ın mı? Suudlar günler sonra inceleme izni veriyor, siz de otopsi ve balistik incelemeleri yapmıyorsunuz. Ne fark var?

Suudlar, konsolosluk bahçesindeki kuyunun aranmasına direniyor siz de Meclis Komisyonu’nu çalıştırmamıştınız, değişen ne?

“Kimse sorular cevaplanmadan meselenin kapatılacağını aklından geçirmesin” diyorsunuz bir de. Tam isabet!

Siz de bu 15 Temmuz sorularını cevaplamadan meselenin kapanacağını zannetmeyin sakın. Elinize bir testere alıp hakikati, vicdanı, hukuku, insan haklarını doğrayıp Saray’ın bahçesine gömmüş olabilirsiniz.  Ama gerçekler eninde sonunda ortaya çıkacak. Bunu da böyle bileceksiniz!

NOT: Bundan böyle yazılarıma bu site ve Patreon hesabım üzerinden devam edeceğim. Bugüne kadar bana özgürce yazma imkanı veren TR7/24 ailesine minnet borçluyum. Kendilerine çok teşekkür ederim. 

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz