Milsoft olayı (4)

Bir önceki bölümde, Milsoft’un ortaklarından Mehmet Sungur’u tanıdık. 

15 Temmuz’un Cemaat ayağında karşımıza çıkan en önemli aktörler Adil Öksüz, Kemal Batmaz ve Harun Biniş’le olan yakınlıklarına ne cevap verdiğini de kendi ağzından dinledik.

Gelelim Milsoft’a ortak oluşuna…

Gerçekten de iddia edildiği gibi Adil Öksüz’ün yönlendirmesi ile mi ortak olmuştu, yoksa kendi ticarî planları doğrultusunda mı savunma sektörüne girmişti?

****

Cemaat içerisinde konuşulanlara göre Mehmet Sungur, Adil Öksüz’ün kontrolünde bir işadamıydı. Öksüz’ün Milsoft’ta gayrı resmi ortaklığının bulunduğu ileri sürülüyor. Keza Fethullah Gülen’in 40 yıllık Özel Kalem’i Cevdet Türkyolu’nun şirkette yüzde 10 gizli hissesinin olduğu da iddialar arasında.

Daha önceki bölümlerde, Milsoft’un batmak üzere olduğu dönemde Cemaat’in ilgili birimlerinde önemli bir gündem başlığı haline geldiğini yazmıştım. “Burayı bizim arkadaşlar alabilirse çok iyi olur,” şeklinde istişareler yapıldığı; bir ara birçok kişinin sağdan soldan para bulup buradan hisse almayı düşünür hale geldiği ve Cevdet Türkyolu’nun da tanıdığı işadamlarına “Bu şirketi kaçırmayın, buradan hisse alın, ben aldım,” diye reklam yaptığı iddialarını da…

İşte bu iddialara göre Mehmet Sungur da bu istişareler sonucunda Milsoft’a ortak edilmiş ve onun üzerinden Adil Öksüz de Cevdet Türkyolu da dolaylı olarak şirketin ortakları haline gelmişti.

Sonrasında da Adil Öksüz’ün Milsoft’a ilgisini kesmediğini, Mehmet Sungur’un yüzde 50 hissesine karşılık Emekli Yarbay İsmail Başyiğit’te olan diğer yüzde 50 için de temaslar yürüttüğünü, hatta bunun için Cemaat’e yakın bir işadamını, “Gel Milsoft’un geri kalan yüzde 50’sini de sen al,” diye teşvik ettiğini teyid etmiş durumdayım. Bunu bizzat, muhatap işadamının ağzından doğruladım.

Bu arada Milsoft olayını başından itibaren yakından takip eden, Cemaat içerisinde Gülen’e oldukça yakın üst düzey bir isim, şunları söylüyor: “Bu proje tamamen Adil Öksüz’ün projesi. Sungur’dan da önce Adil Öksüz ilgilendi orayla. Çok net. Hiç tereddütsüz. Adil Hoca bu işi kovaladı. Geldi Hocamızla istişare etti. Başından sonuna kadar o vardı. Mehmet Sungur ilk başta ‘Milsoft’a girmek istemiyorum’ diyordu. Çünkü anlamadığı bir dünyaydı. Daha sonra bir şekilde ortak oldu. Ayrıca orada Adil Öksüz’ün de parasının olduğu net. Cevdet Bey’in parasının olduğu da net.” 

****

Mehmet Sungur ise Adil Öksüz’ün kontrolünde bu ortaklığa girdiği iddialarını reddediyor.

Mehmet Sungur

Bu noktaya tırnakları ile geldiğini vurgulayarak, “Ticarette hep tek başına, kendi gayretleri ile büyümüş biriyim. Samsun’da vergi rekortmeni olan, Siemens’in distribütörlüğünü yapan, değişik projelerde de yatırımı olan bir işadamıyım. Her işim yüzde yüz resmidir benim. Kayıt dışı hiçbir işlemim olmaz. Cumhurbaşkanı beni resepsiyonlara çağırıyordu. Devlet ihaleleri alıyordum. 17-25’ten sonra bile…” ifadelerini kullanıyor.

Milsoft’un gündemine girmesinin nedenininse Mehmet Değerli olduğunu söylüyor.

Sungur’un kendi anlatımlarından devam edelim: “Bana İsmail Başyiğit’ten bahsetti. Bir proje var, kaçırma dedi. Ben o aralar yeni bir sektör arayışına girmiştim. Ertesi gün Mehmet Değerli beni İsmail Bey’le tanıştırdı. Benim Çengelköy’deki ofisime geldiler. İsmail Bey entelektüel donanımı olan, bilgili, yurt dışı deneyimleri olan, Türkiye profilinin yüzde üç yüz-beş yüz üzerinde bir adamdı. Ondan etkilendim ve evet dedim.”

****

Anlaşıldığı üzere Mehmet Değerli burada aracılık eden kişi. 

Hatırlayalım, Mehmet Değerli kimdi?

Yazı dizisinin “Gülen’in işaret ettiği o ‘İbrahim’ kim?” başlıklı 3. bölümünde adı geçen işadamı. Gülen, Hulusi Akar‘ın bir darbe hazırlığı içerisinde olduğunu, Mehmet Değerli‘den öğrendiğini söylüyordu. Değerli, çok uzunca bir süre Gülen‘e bu yönde bilgiler taşımıştı.

İşte o Değerli, Milsoft’taki pazarlıkların da tam göbeğindeydi.

Milsoft’un hakim ortağı Yalçın Çevikel ile Bank Asya arasında temas yürüttüğü gibi Çevikel’in Milsoft’taki hisselerinin devredilmesi için de devredeydi.

Bu çerçevede Çevikel’in Milsoft’taki ortağı İsmail Başyiğit’le de görüşmeler yapmıştı.

İsmail Başyiğit

Değerli, sorularıma verdiği yazılı cevapta, şöyle diyor: “Yalçın Çevikel, Milsoft şirketi ile ilgili Eczacıbaşı Holding ile görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde, şirket değerinin 65 milyon dolar olduğu ekspertiz raporlarıyla tespit edilmiş. Ancak Bank Asya’nın farklı tutumları nedeniyle Eczacıbaşı bu işten vazgeçti. Ben de 2011 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde ‘Ertan’ (Emin değilim, Ercan da olabilir) isimli ‘birimci’ (mahrem hizmetler) bir arkadaş ile Milsoft’un satışı ile ilgili görüşme yaptım. İstanbul’da görüşmelere devam etmek üzere sözleşip ayrıldık. Yaklaşık iki hafta sonra buluştuğumuzda kendisinin birimdeki görevinin bittiğini, başka bir arkadaşı ile bu meseleyi paylaştığını, satış sürecine devam edip etmeyeceğimizi sordu. Ben devam edebileceğimizi söyledim. Ertan, yanımda Adil Öksüz’ü aradı. Adil Öksüz, işadamı Mehmet Sungur’dan randevu alıp bize randevu yer ve saatini verdi. 2011 yılının Ekim ya da Kasım ayında Yalçın Çevikel’in ortağı İsmail Başyiğit’le birlikte Mehmet Sungur’u ziyarete gittik. Yaklaşık bir saat süren toplantıdan sonra prensip olarak okeyleştiler.”

****

Daha önceki yazılarda yer verdiğim üzere Mehmet Değerli, önce konuyu Fethullah Gülen’e götürüyor. 

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Gülen, konuyu başka yerlere havale ediyor.

Milsoft büyük bir savunma sanayii şirketi olduğu için konu ‘mahrem birimlere’ paslanıyor.

Adil Öksüz’le bağlantılı olan ‘Ertan’ (veya Ercan) isimli bir ‘mahrem imam’ bu işle görevlendiriliyor. Daha sonra Ertan aradan çıkıyor ve tamamen Adil Öksüz’ün yönettiği bir süreç başlıyor.

Bu aşamada Öksüz’le Mehmet Değerli de bir araya geliyor.

Öksüz de Değerli’yi Mehmet Sungur’a yönlendiriyor.

Mehmet Değerli, “Adil Öksüz baştan sona Milsoft olayının içindedir. Fakat tamamen gayrı resmi olarak,” diyor.

Peki Değerli ile Öksüz daha önceden birbirlerini tanıyor muydu?

Elbette. 

Değerli, babasından dolayı, çocukluğundan itibaren Cemaat’teki üst düzey herkesin tanıdığı bir insan. Gülen’e en yakın halkalar içerisinde büyümüş biri.

Adil Öksüz de üniversite mezuniyetinden beri, yani 90’ların başından itibaren Fethullah Gülen’in mollaları arasında. 

Dolayısıyla birbirlerini defalarca görmüş, konuşmuş insanlar…

Yani ilk kez Milsoft olayı için bir araya gelmiş değiller.

****

Eski bölümlerde de bahsettiğim üzere Mehmet Değerli, Milsoft için devreye girdiği dönemde maddi olarak batık bir işadamı.

Hiçbir yerde dikiş tutturamamış, ciddi para zaafı olan ve bu yüzden babası tarafından bile dışlanmış biri.

O süreçte tam bir arayış içerisinde.

Hem farklı ilişkilere açık durumda hem de yoğun bir şekilde para ihtiyacı içerisinde…

Zaten Yalçın Çevikel ve Milsoft için devreye girmesinin nedeninin de ‘komisyon almak’ olduğunu gizlemiyor.

Benim ulaştığım bazı bilgilere göre bu ortaklık karşılığında hem Sungur’dan hem de Başyiğit’ten kayıt dışı olarak 100’er bin TL almıştı. Fakat o daha fazlasını istiyordu.

Bu kısmı üstü kapalı olarak geçse de böyle bir komisyon beklediğini saklamıyor. 

Kendisinden dinleyelim: “Her iki tarafa da, yani Mehmet Sungur’a da İsmail Başyiğit’e de Yalçın Çevikel ile aramızda yaptığımız sözleşmeden bahsettim. Eğer ortaklık anlaşması olursa miktarını söylediğim paranın Yalçın Çevikel’in borcuna mahsuben bana ödenmesi gerektiğini kendilerine ifade ettim. Daha önce 65 milyon dolar değer biçilen Milsoft şirketinin yüzde ellisi, 12.5 milyon dolara, 2.5 milyon doları peşin, geri kalanı vadeli şekilde Mehmet Sungur tarafından satın alındı. Anlaşmış olduğumuz para nerdeyse onda bir miktarı kadarıyla ödendi. Fakat geri kalanını ödemediler. Beni devreden çıkardılar ve haberdar etmeyip kendi aralarında ortaklık yaptılar.”

Değerli, Mehmet Sungur için de şöyle konuşuyor: “Milsoft`un satışı ile alakalı meselede bana yalan konuşan, hakkım olan paranın çok azını ödeyen, kendisiyle Milsoft`un ilk satış görüşmesi randevusunun Adil Öksüz tarafından alınmış olması münasebetiyle kafamda birçok soru işareti bırakan birisidir.” 

Bu arada Mehmet Değerli de Adil Öksüz’ün dolaylı olarak bu şirkete ortak olduğunu öne sürüyor.

****

Mehmet Sungur ise Mehmet Değerli’nin doğruları söylemediğini ifade ediyor.

“Yalanları daha ilk günden başlamıştı,” diyor. 

Bunu da şöyle anlatıyor: “İsmail Bey’le ofisimi ziyaret ettikleri ve bizim prensipte anlaştığımız günün ertesi günü Mehmet benim yanıma geldi. ‘İsmail Bey arabaya bindikten sonra tutamadı kendini, ağladı. Senden etkilenmiş. ‘Türkiye’de böyle adamlar var mıymış diye ağladı’ dedi. Sonradan ben bunu İsmail Bey’e sordum. Çok şaşırdı ve böyle bir şey olmadığını söyledi. Maalesef Mehmet çok yalan söyleyebilen birisi.”  

Sungur, Adil Öksüz’ün yönlendirmesi ile şirkete ortak olduğu iddiaları içinse şunları dile getiriyor: “Ben yazılımdan anlamıyordum. Alanım değildi. Ben bu şirketi nasıl yöneteceğim, bir sürü yazılımcı ihtiyacım olacak dedim. Kaynak Holding’de Harun Biniş vardı. Oldukça iyi bir mühendis. Ona sordum. ‘Böyle böyle bir iş var, ne dersin?’ dedim. O da ‘Ben bu firmayı biliyorum. Türkiye’nin CMMI 5 sertifikası olan tek firması. Havelsan bile 3 seviyesinde, Koç bile 3 seviyesinde ama Milsoft 5 seviyesinde’ dedi. Avrupa’da da bu sertifikayı alan ilk firma. Harun, ‘Bu çok değerli bir şirket, çok prestijli bir yer abi’ dedi. Korkumu attım, rahatladım o zaman.  Bir de Adil Bey’e danıştım. Adil Bey de dedi ki ‘Mehmet Bey inceleyin, eğer ticari olarak uygun olursa yapın, işinize geliyorsa, uygun görüyorsanız girin’ dedi. Olay bundan ibaret. Yoksa Adil Öksüz bu ortaklığın hiçbir yerinde yok. Ne resmî olarak ne de gayrı resmî olarak… Ne Milsoft’ta ne de başka bir şirkette, Adil Öksüz’le ne doğrudan ne de dolaylı bir ortaklığım yoktur. Cevdet Bey’in ortak olduğu söylentileri de kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Bunlar iftira. Asla ve kesinlikle Cemaat’te yapılan istişare kararları neticesinde ben Milsoft’a ortak olmuş değilim. Böyle bir girişim, işlem ve gayrı resmî anlaşma olmadı. Asla! İnandığım tüm kutsal değerler adına yemin edebilirim. Mülaane yapabilirim. İddia sahipleri de aynısını kabul edeceklerse… Çocukları üzerine yemin edebileceklerse… Bank Asya’dan aldığım kredilerin de hiçbir yerinde Hizmet yoktur.”

Sungur, “Adil Öksüz’ün kontrolünde” veya “Cemaat’in büyüttüğü bir işadamı” şeklindeki yakıştırmalardan rahatsız olduğunu ifade ediyor. Arkasından şunları ekliyor: “Milsoft’a kayyım atandıktan iki gün sonra, 25 Aralık 2015 günü Türkiye’den ayrıldım. Bir ay sonra Bank Asya’ya olan kredi borcumu ödedim. Kuveyt Türk hesabımdan 1 milyon dolar ve iki milyon TL wire yaptim Bank Asya’ya. Keza Amerika’daki bir banka hesabımdan 500 bin dolar wire yaptım. Sorarım size, kaç tane iş insanı, kayyım atanmış şirketinin borcunu ödeme çabasında olur? Üstelik de Hizmet’e ait veya Hizmet’in güdümünde olan bir şirket için, hangi iş insanı yurtdışına çıkıp da maddi zorluklar yaşamaya başladıktan sonra varını yoğunu harcayarak kredisini öder? Ben 6 yıldır 200 bin dolar paramla idare ettim. O paraları ödemeyip kendime yurtdışında sermaye yapabilirdim. Ama yapmadım. Niye? Çünkü ben düzgün bir işadamıyım ve bu şirket benim. Bu borç benim. Kendi şirketim için mücadele ediyorum. Alın terimi ve emeğimi kimsenin lekelemesine izin vermem.”

Sungur, Mehmet Değerli’nin, “Milsoft şirketinin yüzde ellisi, 12.5 milyon dolara, 2.5 milyon doları peşin, geri kalanı vadeli şekilde Mehmet Sungur tarafından satın alındı,” cümlesine de itiraz ederek, “Bu bilgi doğru değil. 12.5 milyon TL ödenmiş sermayesinin yarısı,” şeklinde bir düzeltme yapıyor.

-DEVAM EDECEK-

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

2 YORUMLAR

  1. Ahmet bey, yazılarınızda hâlâ ısrarla söylentilere yer vermeye devam ediyorsunuz. Bazı somut bilgilerin içerisinde öznesi belli olmayan ifadelerle bazı İnsanları töhmet altında bırakamıyorsunuz. Yazdıklarınıza inanıyor olabilirsiniz, hatta bazı kısımları doğru da olabilir. İddianızı ispat edemeyecek iseniz kusura bakmayın, yazmayacaksınız. Maalesef durumunuz, eski Doğan medyasının “üst düzey bir askeri yetkilinin ifadesine göre” söylemlerinden farksız hale geliyor. O tarz söylemlerin gazetecilik etiğine ne kadar uyduğunu da sizin yüksek anlayışınıza bırakıyorum. Saygılarımla..

    Not: Siz de “beğenmiyorsanız okumayın” diyebilirsiniz ama “müddei iddiasını ispat ile yükümlüdür, yoksa müfteri olur” kaidesince bunu demeye hakkınızın olmadığını düşünüyorum.

  2. amma da lafi dolandiriyorsunuz Ahmet Bey? su su demis, bu bunu demis… iyice masala cevirdiniz yazi dizisini

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz