Hazım Sesli, AKP içi iktidar savaşına mı kurban gitti? (1)

İşadamı Hazım Sesli’nin cezaevinde 7 yerinden şişlenmesi, sadece bir Hazım Sesli olayı mı?

Yoksa onu aşan boyutları mı var?

AKP içi iktidar savaşları ile bu saldırının bir bağlantısı olabilir mi?

Menemen Cezaevi’nde 11 Mart’ta gerçekleşen saldırı gizemini koruyor. 4 buçuk yıldır tutuklu olan işadamı, geçtiğimiz Eylül ayındaki duruşmada, “Bildiğim çok şey vardır, şu anki bakanlara ve geçmişteki bakanlara ilişkin bildiklerim vardır. Şu ana kadar konuşmadım ancak konuşursam yer yerinden oynar.” dediği medyaya yansıdı. 

Bu sözlerle neyi ve kimleri kastetmişti?

6 ay sonra uğradığı ölümcül saldırı ile mahkemedeki bu sözleri arasında bir bağlantı var mıydı?

Hazım Sesli böyle bir açıklamayı neden yaptı? Onu tanıyan insanlar “Normalde böyle bir çıkış yapacak birisi değil” diyor. Peki tutuklu işadamına bu yönde telkinde veya tavsiyede bulunan mı oldu? Bu saldırının bir ucu da cemaat içindeki bir kliğe uzanıyor olabilir mi?

En önemli sorular bunlar. 

Saldırgan, Fatih Oktay isimli azılı bir suçlu. 

İşadamı Sesli’nin avukat olan kızı Melike Sesli’nin aktardığına göre, iki kez cinayetten hüküm giymiş, cezaevinde de bir koğuş arkadaşının kafa derisini yüzmüş bir katil. Bir psikopat.  

Cezaevlerinin iç güvenliği ise Adalet Bakanlığı’nın sorumluluğunda. Dış güvenlik jandarma, yani İçişleri Bakanlığı’nda.

Bütün bu sorulara 3 bölümlük bu yazı dizisi ve video yayınları ile cevap vermeye çalışacağım.

Yıllarca AKP ve başbakanlık muhabirliği yapmış bir gazeteci olarak hem geçmişten bildiğim bazı ilişkiler ağı hem de şu süreçte yaptığım araştırmalarda elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşacak ve en sonunda bir analiz yapacağım.

****

Elimizde çok önemli bir veri var.

O da Hazım Sesli’nin AKP’li bakanlara işaret ederek söylediği, “Konuşursam yer yerinden oynar” şeklindeki cümleler.

Öncelikle şunu kayıtlara geçirmek gerek: Sesli Battaniyeleri’nin sahibi olan, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Başkanlığı yapmış ve 2011 seçimlerinde AKP’den Uşak 3. Sıra milletvekili adayı olmuş biri olarak Hazım Sesli, AKP’de üst seviyede hemen herkesle ilişkisi olan bir işadamı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, AKP Sözcüsü Mahir Ünal’dan Grup Başkan Vekili Cahit Özkan’a, Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’dan iktidarın minik ortağı Mustafa Destici’ye, eski bakanlar Mehmet Şimşek’ten Nihat Zeybekçi’ye, Sema Ramazanoğlu’dan Hüseyin Çelik’e, Mehmet Özhaseki’den Taner Yıldız’a, Muammer Güler’den Zafer Çağlayan’a, Hayati Yazıcı’dan Kadir Topbaş’a, Veysel Eroğlu’ndan Menderes Türel’e kadar bir çok isimle yakın irtibatı vardı. 

Merhum Abdullah Tivnikli’den Rıfat Hisarcıklıoğlu’na AKP’ye yakınlığı ile bilinen bir çok işadamı ile de ahbaptı.

****

Ancak bütün bu isimler içerisinde biri var ki şu son yaşananları asıl onun üzerinden konuşmak gerekiyor: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.

Neden onun üzerinden konuşmak gerekiyor?

Çünkü asıl mercek altında olan ilişki, Süleyman Soylu’nun cemaat ile ilişkisi. Hazım Sesli de bu ilişkinin tam kavşak noktasında oturuyor.  

Ayrıca yukarıda sayılan bu isimlerin çoğundan farklı olarak Soylu halen AKP içinde güç mücadelesi veren figürlerden bir tanesi.

İçişleri Bakanı.

Cemaatle olan geçmişi, hem AKP hem de muhalefet partileri içerisinde bilinen ve kullanıma hazır bir durum.

Eğer bu, bir katilin psikopatça saldırısından ibaret değilse, arkasında iki ihtimal ağırlıklı görünüyor.

Bir: Sesli’yi korkutmak ve dolayısıyla da susturmak isteyen AKP’li etkin isim veya isimler.

İki: AKP iç savaşında birbirini ekarte etmek isteyen rakip klikler.

****

Şu anda AKP içerisinde bir kaç aktörün kıyasıya savaşı söz konusu.

Bir tarafta Berat Albayrak, bir tarafta Süleyman Soylu, bir tarafta Hulusi Akar, bir tarafta Abdülhamit Gül’ün olduğu bu siyasi rekabette taraflar birbirine sürekli görünür/görünmez darbeler vuruyor.

Bu savaş medya üzerinden yürüdüğü gibi yargı üzerinde bile kendini hissettiriyor. Bazı gözaltılar, tutuklamalar ve tahliyelere yansıyabiliyor.

Önce Sesli’nin AKP içerisindeki ilişkiler ağına bir göz atalım, sonra bu iç kavga ile saldırı arasında bir bağlantı var mı, katil Fatih Oktay bu saldırıyı kendiliğinden mi yaptı yoksa arkasında siyasi bir adres mi var, hep beraber karar verelim.

Üç bölüm olacak bu serinin bugünkü ilk bölümünde Hazım Sesli’nin AKP’deki bağlantılarını genel olarak resmedeceğim.

İkinci bölümde özel olarak Süleyman Soylu’nun ilişkilerine mercek tutacağım.

En sonunda da genel bir yorum ile diziyi bitireceğim.

****

Egeli bir işadamı olan Hazım Sesli, öncelikle AKP’nin Ege bölgesindeki bazı önemli isimleriyle çok iyi ilişkilere sahipti.

Mesela eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile ta Denizli belediye başkanlığı döneminden beri tanışıyor. Onu sık sık ziyaret eder, ailecek de görüşürdü. Bu sıcak ilişki, Zeybekçi’nin bakanlığı döneminde de devam etti. Zaten cemaatin Denizli hadimi de neredeyse Zeybekçi’nin ofisinden çıkmıyordu. Nihat Zeybekçi Pensilvanya’da Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ziyaret eden siyasetçiler arasında. 

Denizlili olan bir diğer AKP’li siyasetçi, Grup Başkan Vekili Cahit Özkan da Sesli’nin yakın dostları arasında. Hatta İstanbul’da avukat olduğu dönemde Özkan’ı cemaat sohbetlerine de götürüyordu. Cahit Özkan Hizmet Hareketi’ne o kadar yakındı ki neredeyse mütevelli olacak seviyedeydi.

Denizlili bir diğer önemli AKP’li, Sema Ramazanoğlu. Ailecek AKP’nin ağır topları arasındalar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a en yakın aileler arasında onlar da sayılıyor. Sema Hanım aynı zamanda doktor olarak Saray’a sık giden danışmanlardan. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da yaptı. Kendisi gibi doktor olan eşi Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu da AKP milletvekili. Kardeşi Selma Aliye Kavaf da yine AKP’de milletvekilliği ve bakanlık yapmış siyasetçilerden. Hazım Sesli işte bu aile ile de yakın dostluğu olan bir sima. Öyle ki bu yakınlık, Uşaklı işadamını Meclis’e taşımak üzere bir siyasi işbirliğine de dönüşmüştü. Nihat Zeybekçi ile Sema Ramazanoğlu, 2011 seçimleri öncesi Sesli’yi, “Senin milletvekili olman lazım. Ege bölgesini biz seninle üçümüz şekillendireceğiz” diyerek ikna eden kişilerdi. Bu doğrultuda Tayyip Erdoğan’la da görüştürüldü. Erdoğan tarafından Uşak 1. sıra milletvekilliği adaylığı sözü verilmesine rağmen 3. sıraya konulduğunda istifa etmeyi planlayan Hazım Sesi’yi ikna eden de Zeybekçi oldu. “Sana ihtiyacımız var” diye telkinlerde bulunarak kararından vazgeçirdi. Sesli o seçimlerde çok sıkı çalıştı ve kendisi Meclis’e giremese de AKP’nin Uşak’tan 2 vekil çıkarmasını sağladı.

Hazım Sesli, Sema Ramazanoğlu ile dostluğunu cemaate yakınlığı ile bilinen işadamı İlhan İşbilen ile akademisyen Muhammed Çetin’in AKP’den milletvekili olmaları için de kullandı. 2011 seçimlerinde sadece kendisi listelere girmedi yani. Bu iki ismi de seçilecek yerlerden listelere sokturarak Meclis’e taşıdı. Hazım Sesli’nin ricası üzerine bu iki önemli isim için devreye girip Erdoğan’la görüşen kişi Sema Razamanoğlu idi. Sesli, Sema Hanım’ı Gülen’in ziyaretine de götürdü. Bütün misafirler gibi kendisine de orada çeşitli hediyeler sunuldu. 

Şimdi hem Hazım Sesli hem İlhan İşbilen cemaatin yönetici kadrosu arasında olma iddiası ile tutuklu. Sema Ramazanoğlu ve ailesi ise halen el üstünde, Saray nezdinde en muteber isimler arasında. 

****

Sema Hanım’ın eşi Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu gibi Maraşlı olan bir diğer üst düzey AKP’li Mahir Ünal da Hazım Sesli’nin arkadaşları arasında. 

Ünal, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü. Erdoğan’ın kurmay kadrosu içerisinde olan ve parti politikalarının belirlenmesinde her dönemde aktif olan Ünal, milletvekili olmazdan önce bile Sesli ile sık sık bir araya geliyordu. Hazım Bey’in Merter’deki ofisinin müdavimleri arasındaydı ve kendisine ‘Abi’ diye hitap edecek kadar yakındı. Milletvekili olduktan sonra da ilişkileri aynı şekilde devam etti. 

Hazım Sesli’nin Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’la dostluğu da doğal olarak bakanlığı öncesine dayanıyor. ETS Turizm’in sahibi olarak hem kendisi ile hem de Atlasjet’in sahibi olan ikiz kardeşi Murat Ersoy ile çok samimi idi. Bilhassa Murat Ersoy’la ailece görüşecek kadar yakınlardı. 

Sesli’nin yakın tanış olduğu bir diğer önemli isim, Zafer Çağlayan’dı. Ankara Sanayi Odası başkanlığı döneminde başlayan tanışıklıkları bakanlığı döneminde de devam etmişti. Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’le de çocuklarını tanıyacak ve onların iş kurmasına yardımcı olacak kadar iyi tanışıyordu. Keza Erdoğan Bayraktar’la da tanışıp görüşen bir işadamıydı.

****

Sesli’nin Kayseri ekibi ile de yakın ilişkileri vardı. Enerji işlerinden ötürü eski Enerji Bakanı Taner Yıldız’la, Mehmet Özhaseki ile Kayserili TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile sık görüşürdü. 

Hisarcıklıoğlu gibi AKP’ye yakın başka bir çok işadamı ile de özel ilişkilere sahipti. Mesela Ahmet Çalık’la oldukça yakın görüşüyordu. O sırada Çalık Holding’in CEO’su olan Berat Albayrak ile de tanışıyor olması kuvvetli ihtimal.

Keza Erenköy cemaati mensuplarından merhum işadamı Abdullah Tivnikli ile de sıkı bir ilişki geliştirmişti. Mavi Marmara krizi sonrası cemaat-AKP ilişkileri gerildikten sonra bile devreye giren kişiler arasında Tivnikli vardı. Hazım Sesli, Tivnikli’yi de Gülen’i ziyarete götürdü. 

Tutuklu işadamının geçmişte ailece görüştüğü siyasilerden bir diğeri, Cumhur İttifakı’nın minik üyesi Mustafa Destici idi. 15 Temmuz öncesinde cemaate yönelik operasyonlara karşı çıkan ve dayanışma görüntüsü sergileyen Destici, bu süreçlerde Sesli ile yakın diyalog halindeydi. Hatta benim aldığım bilgilere göre Sesli, BBP’ye az çok maddi destekte de bulunmuştu. 

****

Bütün bu arkadaşlık ilişkileri, görüşmeler, ziyaretler, dini sohbetler veya siyasi faaliyetler suç mu?

Hayır, değil.

Fakat Hazım Sesli ‘silahlı terör örgütü yöneticisi’ olma iddiası ile 5 yıldır hapiste. Onunla ve cemaatle en özel ilişkilere sahip olan AKP’liler ise bugün en çok bağıranlar. Kendilerini isbat edebilmek için cemaate en çok saldıranlar…

Mesela Nihat Zeybekçi’nin 15 Temmuz’u takip eden ilk saatlerde Hazım Sesli’nin memleketi Uşak’ta yaptığı konuşma, unutulmazlar arasında. “Bir daha gün yüzü göremeyecekler” diyen Zeybekçi, ateşli konuşmasında şunları ifade etmişki: “Amerika’ya saklanan o hain başta olmak üzere tamamının kökünü kazınıncaya kadar, şehitlerinin kanının intikamı alıncaya kadar durmak yok, bunlardan hesap sormaya devam edeceğiz. Şöyle bir şey var, gebersek de kurtulsak derler ya bazıları, bunları öyle bir cezalandıracağız ki bırak idamı, gebersek de kurtulsak diye yalvaracak bunlar. Bunları yalvartacağız. Bunları öyle deliklere tıkacağız ki, öyle deliklerde cezasını çekecekler ki, bunlar bir daha o Allah’ın güneşini nefes aldıkça görmeyecekler. Güneş yüzü görmeyecekler. Bir daha insan sesi duymayacaklar. Gebertin bizi diye yalvaracaklar. Gebertin bizi diye… İdamdan da beter olurlar. Bunların topunu idam etseniz de yüreğim soğumaz.” 

YARIN: SÜLEYMAN SOYLU’NUN HAZIM SESLİ VE CEMAATLE İLİŞKİLERİ….

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

1 Yorum

  1. Hizmet kaynakli milletvekilikleri icin her zaman erdogan in isim isim talep ettigi yonunde bilgiler vardi
    Bu yazida olaylarin daha farkli gelistigini sayin Isbilen ile sayin Çetin in vekilliklerinin Hazim Sesli beyefendinin teklifi ve araciligi ile oldugu anlasiliyor
    Hergecen gun bildiklerimizin tam tersi bilgiler ile karsilasiyoruz maalesef Buda icinde bulundugumuz guven bulanimini daha da derinlestiriyor

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz