(HABER ANALİZ) Milli Cadillac da Jet Fadıl’ın İmza’sına mı dönecek

AKP’nin tanıttığı ‘yerli ve milli’ otomobilin yabancı ve ithal çıkması, diğer tartışmaları da beraberinde getirdi. Hükümetin tercih ettiği yöntem, Afrikalı atletleri para ile Türk yapıp milli forma giydirmeye benzetiliyor. İsveçli NEVS (National Electric Vehicle of Sweden) firmasından alınan ithal elektrikli otomobilin üretimi ve Türkiye’de yaygınlaştırılmasıyla ilgili birçok zorluk bulunuyor. Transfer edilen SAAB aracının 10 yıl öncesinin teknolojisini taşıması, üretime geçilmesi beklenen 2019’a gelindiğinde daha da eskiyecek olması, Türkiye’nin böylesine yüksek Ar-Ge yatırımı isteyen bir teknolojide hiçbir deneyiminin bulunmaması, şarj istasyonları için şu ana kadar yeterince yatırım yapılmaması bunların başında geliyor. ‘Milli Cadillac’ın seri üretime geçip geçemeyeceği dahi tartışma konusu. Oyak Renault, 2011 yılında Bursa’da Renault Fluence ZE adı ile tam elektrikli araç üretmeye başlamış ama yetersiz talep nedeniyle üretimi durdurmuştu. Bütün bu faktörler sözde yerli aracın, Fadıl Akgündüz’ün yıllar önce ‘yerli otomobil’ olarak tanıtıp insanları aldattığı ‘İmza’ ile aynı akıbeti paylaşması endişesini yaşatıyor.

Elektrikli otomobil, dünyada giderek pazar payı artan bir teknoloji. Petrol fiyatları, alternatif enerji arayışları ve çevresel faktörler nedeniyle talep giderek artıyor. Batarya teknolojilerindeki ilerleme de çeşitliliği artırıyor. ‘Düşük kullanım maliyeti, yüksek verimlilik, daha az kabin sesi ve rejeneratif frenleme özelliği’ gibi avantajları sıralanıyor. Dünya pazarlarına özellikle son 4 yıldır elektrikli araç girişi söz konusu. 2004 yılında toplam araç pazarı içerisinde elektriklilerin oranı binde 3 iken 2012’de bu oran yüzde 1,5’e yükseldi. 1999’da satılan ilk hibrit araçtan bu yana dünyada 3,5 milyon hibrit araç satıldı. Japonya ve ABD, toplam pazarın yüzde 90’ını kontrol ediyor.

Yapılan hesaplamalara göre 2020’lerin ortalarından itibaren elektrikli otomobiller, normal konvansiyonel içten yanmalı araçların yerini almaya başlayacak. 2050 yılında yeni araç satışlarının yarısının elektrikli ve yakıt pilli araçlardan olacağı öngörülüyor.

Bu açılardan elektrik tahrikli araçlara yatırım yapmak mantıklı. En fazla satıldığı ülkelerin yüksek petrol fiyatlarının olduğu ülkeler olması da tesadüf değil. Türkiye açısından da bazı avantajları söz konusu. Otomotiv ve hafif ticari araçlardaki başarılar buraya da yansıtılabilir. Benzin fiyatlarının dünyanın en yüksek iki ülkesinden biri olmamız, yenilenebilir enerji açısından Türkiye’nin giderek artan potansiyeli ve vergi avantajları da ilk akla gelenler.

Ancak bir de dezavantajları var. 2014 yılı itibarıyla 100 civarında şarj istasyonu bulunuyor. Bunların da çoğu özel firmaların kendi kurdukları istasyonlar ve ağırlıklı olarak İstanbul’da. Ülke elektrik üretiminin çoğunlukla fosil yakıtlardan ve kömürden elde edilmesi de bir diğer zayıf yön.  Halk arasında elektrikli otomobil kullanımı bir kenara, bu teknoloji hakkında bilgisi olan kişi sayısının bile tek tük olması da göz ardı edilmemesi gereken bir etken.

Dünya hidrojen başta olmak üzere alternatif araç teknolojilerine yönelip Ar-Ge çalışmaları yaparken Türkiye, 10 yıl öncesinin teknolojisini satın almakla meşgul. Amerika, Avrupa ve Japonya’nın bu alanda yıllara dayanan çalışmaları ortada iken Türkiye kendi Ar-Ge’sine yatırım yapmıyor da kolayına kaçarak dışarıdan satın almayı tercih ediyor. 2019’a gelindiğinde sözde yerli Cadillac, yurtdışından gelecek çok daha ileri teknolojiye sahip elektrikli araçlarla rekabet edebilecek mi, bu da önemli bir soru işareti. 

ZAMAN 16 Ekim 2015

Haberin linki: http://www.zaman.com.tr/ekonomi_milli-cadillac-da-akgunduzun-imzasina-mi-donecek_2322140.html

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz