Saray’ın 9 Haziran planı adım adım işledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden sonra 4 gün boyunca kamuoyu önüne çıkmamıştı. Bu süre zarfında kurmaylarıyla toplantı üstüne toplantı yapan Erdoğan, ince hesaplara dayalı bir yol haritası çıkardı. 9 Haziran akşamı Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmede, bu yol haritası büyük ölçüde netleşmişti. Zaman, 13 Haziran’da bu yol haritasını, “Saray’ın 3 aşamalı erken seçim planı” başlığıyla haberleştirmişti. Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Ömer Çelik’le 14 Haziran’da Huber Köşkü’nde 4.5 saat süren bir görüşme yaptı. Burada da plana san hali verildi. 5 aylık sürede bu plan harfi harfine hayata geçirildi ve amacına ulaştı. AK Parti, siyasi tarihte eşine az rastlanır bir seçim zaferine imza attı.
3 aşamalı planın birinci ayağı, seçmene “Mesajınızı aldık” imajı verilerek gerilim dilinin terkedilmesiydi. İkinci ayağı, koalisyonun kurdurulmaması ama faturanın muhalefete kesilmesiydi. Üçüncü ayağı ise terör ve şiddet eylemlerinin HDP’ye fatura edilmesiydi.
“5 ayda ne oldu da AKP oylarını 8 puan birden artırdı?” sorusuna AKP içerisinden bile sağlıklı bir analiz getirilemezken cevap biraz da bu planda gizli. 3 aşamanın haricinde detaylarda başka başlıklar da vardı. Deniz Baykal hamlesi ile CHP, Tuğrul Türkeş hamlesi ile MHP, Celal Doğan ve Levent Tüzel hamleleri ile de HDP’de çatlaklar oluşturuldu. Muhalefete Meclis başkanı seçtirilmeyerek yüzde 60’lık blok dağıtıldı. Muhalefet RTÜK’e bile başkan seçemeyerek beceriksiz bir görüntü oluşturdu. “Türkiye’nin en büyük sorunu muhalefet” algısı yerleşti.
AKP, koalisyon görüşmelerine aslında sonuç almama odaklı başlamasına rağmen CHP ve MHP bu oyunu deşifre edemedi. İktidar partisinin “uyutma taktiği” başarılı oldu. MHP’nin üzerine “Hayırcı” etiketi yapışırken CHP de bu zaman zarfında kendi oyununu kurmak yerine AKP’nin oyununda bir figüran modeli çizdi. Erken seçimin müsebbibi AKP iken başarılı bir PR çalışması ile sorumluluk MHP’ye yüklendi. Seçmen, koalisyon kurulamamasının faturasını sadece MHP’ye kesti, AKP’yi sorumlu tutmadı.
PKK’nın eylemleri HDP’nin siyaset dilini aşındırırken Selahattin Demirtaş’ın da seçim öncesi performansından eser kalmadı. HDP, kendisine yönelen emanet oyları koruyamadı. Artan terör eylemleri için tepki sadece HDP’ye yöneldi. AKP’nin çözüm sürecindeki yanlışlarının PKK’yı güçlendirmiş olmasına herhangi bir itiraz gelmedi. Bu açıdan hem MHP hem de HDP oylarının AKP’ye kayması gibi ilginç bir siyasi sonuç elde edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meydanlara inmemesi, AKP’nin ‘başkanlık sistemini’ dile getirmemesi, Davutoğlu’nun ‘kibir, şımarıklık ve israf’ özeleştirileri de seçmeni etkiledi. Hemen her kesime ekonomik vaatlerde bulunulması da büyük rol oynadı. Vatandaşa bir yandan havuç bir yandan da sopa gösterildi. Bir yanda 7 Haziran’dan dersini almış ve millete yeniden vaatlerde bulunan bir AKP vardı. Bir yanda da “Biz olmazsak kaos olur, terör artar, beyaz Toros’lar geri gelir, ekonomi çöker, istikrara oy ver’ korkutmacasına sarılan AKP vardı. Genel Başkan Yardımcısı M. Ali Şahin’in, “1 Kasım’da tek başına iktidar olamazsak üçüncü bir seçim gündeme gelebilir” çıkışı da seçmenin gözünü korkuttu.
Sonuç olarak AKP Japon mühendisler gibi detaylı bir çalışma ile yeni bir oyun kurarken muhalefet buna cevap veremedi. Seçmen, bir tek AKP’yi inandırıcı buldu. 7 Haziran’da kendisine verilen krediyi iyi kullanamayan muhalefet partileri, seçmenin gözünde “Bunlara ülke teslim edilmez” konumuna düştü.

Zaman

http://www.zaman.com.tr/politika_muhalefet-seyredince-ak-partinin-erken-secim-plani-saat-gibi-isledi_2325422.html

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz