Gülen’den ‘Atlanta’ tepkisi: Siz önce kendi arkadaşlarınızı terbiye edin!

HABER-YORUM

Atlanta’daki Star Chain skandalı Gülen Hareketi içerisinde yoğun bir şekilde tartışılmaya devam ediyor. Bu konuda yazılan yazıların Hareket’in lideri Fethullah Gülen’e de yansıdığı ve Gülen’in ortaya çıkan gerçeklere tepki gösterdiği öğrenildi.

Bir kaç kaynaktan teyid ettiğim bu bilgiye göre, geçtiğimiz günlerde yakın çevresinden birileri, Gülen’e Atlanta konusunu açtı. 

“Bu mesele günlerdir konuşuluyor. Büyük bir tartışma var. Herkes bize ‘Hocamızın haberi oldu mu?’ diye soruyor. Kendisini haberdar etmemiz gerekir,” saikiyle konuşma kararı alıyorlar. Ancak bir yandan da yaşananları fazla büyütmemeye çalışarak arz yapıyorlar. Hadiseyi küçültebilmek için, yazıları yazan gazeteci olarak benim adımı da olumsuzlayarak naklediyorlar. Yani bir yandan Gülen’i haberdar edip bir yandan da meseleyi hafifletici, yazan gazeteciyi ise kötüleyici bir tarzda sunuyorlar. 

Gülen sessizce dinliyor. Üzüldüğü yüzüne yansıyor ama sadece sükût ediyor. Sonra hiç bir şey demeden kalkıp odasına gidiyor. 

İçeride bir müddet kaldıktan sonra yeniden çıkıyor ve “Gazeteci arkadaş yalan mı yazıyor? Yazdıkları yalan mı, iftira mı?” diye soruyor. Muhatapları, “Hayır efendim, maalesef yazılanlar doğru, yalan değil,” cevabını veriyor. 

Bunun üzerine Gülen şu karşılığı veriyor: “O zaman gazeteciye niye kızıyorsunuz, niye kötülüyorsunuz? Siz önce kendi arkadaşlarınızı terbiye edin!”

GÜLEN’E DE SUNUM YAPMIŞLAR

Burada zannediyorum Gülen’i rahatsız eden bir başka husus daha var. 

O da zamanında Star Chain konusunda aldatılmış olması… Veya en azından suistimal edilmiş olması diyebiliriz.

Çünkü aldığım bilgilere göre Star Chain ortaklarından Ömer Casurluk, şikayetlerin ayyuka çıktığı dönemde, Mayıs 2018’de Gülen’in ikamet ettiği çiftliğe gidip kendisine sunum yapmış. 

Dönemin ABD imamı ve kamp sorumlusu Mehmet Yaşa’nın organizasyonu ile Gülen’le görüşen Casurluk’un, geliştirdikleri franchise sistemini anlattığı belirtiliyor. Ancak bunu yaparken doğal olarak kendi yalanlarını, ortakları aldatmalarını ve hisse hilelerini gizlemiş. Sadece bunu bir model olarak anlatıp Gülen’den teşvik almak istediğini öğreniyorum. Dinlediklerinden etkilenen Gülen’in de “Ne güzel bir proje! Keşke bunu sadece Atlanta ile sınırlı tutmasanız da bütün Amerika genelinde teşmil etseniz,” dileğinde bulunduğu ifade ediliyor.

İddialara göre ortaklar daha sonra bu sunumu, şikayetçi esnafları susturabilmek için de kullandı. 

Çünkü bu sunum, “Atlanta’daki sahtekârlığı ortaya çıkaranlar da Cemaat’in imamları” başlıklı yazıda bahsettiğim toplantıdan tam 2 ay sonra oluyor. Yani Güneydoğu ABD bölgesindeki 5 eyalet imamının, kendi bağlı bulundukları bölge imamı Tahsin Gül’e, “Artık görevden çekilin!” diye ültimatom vermelerinden sonrasına denk geliyor.

Yine de bu sunuma rağmen Atlanta’dan gelen baskılar sonuç verdi ve Ömer Casurluk ticaret odasındaki görevinden alındı, Tahsin Gül de bölge imamlığı görevinden uzaklaştırıldı.

Dolayısıyla bu son çıkan yazılar üzerine Gülen’in o günkü sunumu hatırlamamış olması mümkün değil. 

Sanırım bu tepkisinde, o sunumda kullanıldığını hissetmesinin rolü de vardır.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

15 YORUMLAR

    • Iste somut bir olculer:
      Etrafinizdakilere bakin, abilerin arasinda bir taraftan “Turkiye’dekiler… Yunanistan’dakiler… cile cekenler” deyip gozyaslariyla para toplamaya calisirken, diger yandan “benim degil, filanca abinin, kullanmam icin verdi” deyip ortalamanin ustunde arabalara binen varsa bir soru isareti koyun…
      Evi normalin ustunde iyiyse bir soru isareti daha koyun.
      “Su hizmet icin gidiyorum” deyip sık sık gelismis ulkelere gidiyorsa, hele business classda ucuyorsa bolt bir soru isareti daha koyun…
      Suizan yapin demiyorum ama husnu zanniniza bir sinir koyun.
      Yeri geldiginde “dinlemiyorum ya Omer” demeyi beceremedik…
      Allah bizi affetsin…

  1. Serinin önceki yazılarında maalesef havuz medyası argümanlarını ‘ananasçı Mustafa vb.’ kullanarak ‘tarafsızlığınıza’ gölge düşürdünüz! Düşmanları sevindirmek bu dönemde vebal olsa gerek!

    • Çarpıtmayın, ‘ananasçı Mustafa’ diye bir tabir kullanmadım. İşinize nasıl geliyorsa öyle çarpıtıyorsunuz. O kadar iddianın, suçlamanın, ortaya saçılan o kadar sahtekarlığın hiç birine takılmayıp da bir ‘ananas’ hatırlatmasına takılmak da galiba hiç ‘vebal’ barındırmıyor. Devam!

  2. Tahsin denilen kişi sadece aç gözlülük de zirve yaptığı için ortaya çıkmıştır. Onun gibi çok fazla insan olduğunu herkes biliyor.
    Mesela 17 25 ten sonra bile Ankarada bütün bölgeyi zorunlu olarak kafalarına AKP şapkasıda dağıtarak Melih Gökçek mitinglerine gönderen cemil koca nerede sefa sürüyor.Ankarada en büyük icraatı Melih Gökçek paspaslığı olmuştur bu zavallının . Onunla beraber çalışan Abdülkadir ve bahadır yavuz ismindeki imamların çevirdikleri haltlarin,esnaflara söyledikleri yalanların, kibirlerini, esnaftan toplanan paralarla ne yalanlar söylediklerini, bölgelerindeki insanlara 6 7 ay maaş vermeyip kendileri ‘benim değil bölgenin ‘ diyerek passatlara bindikleri ve daha nice çirkinliklerinı yazabilirim.
    Bu sistemin kokusmuslugunu biz o dönemlerde de söyledik neredeyse bu insanlar bize hain diye yapmadıklarını bırakmadılar. Düşünün ki bahadır denen zıpır gariban insanların maaşını vermiyor ve üstlerine yaranmak için esnafları canından bezdirecek derecede para topluyordu. Bu paraları toplarken bile kackere yalan söylediğine şahit oldum.uyarmaya çalıştık ama bu insanlar dışarda zerre kadar adam yerine konmayacaklarini bildikleri için bu sistemin içinden ayrılmazlar. Bu iş öyle bir Tahsin meselesi değil. Biz tr de hala bedel öderken bu insanlar çoktan Avrupa ülkelerinde oturum almıştır. Yazık koca bir hizmet bu aç gözlerin yüzünden tarumar oldu. Üzülüyoruz sadece üzülüyoruz.
    Ne yazık ki bu işin düzeleceğini de düşünmüyorum.

    Ahmet bey bu gayretleriniz için Allah ebeden razı olsun.

  3. Ahmet Bey, ben Almanya’nın Mannheim şehrinden yazıyorum.
    İlk önce sizi kalben tebrik ediyorum ve ileride mutlaka sizinle tanışmak isterim.
    Gazeteci kimliği tarafsızdır ve kim olursa olsun, üzerine gider, sizin yaptiginiz gibi. Bu konuda mübarek bir kimlik yoktur. Yanlış varsa gidilir üzerine ve gildimeside gerekiyor. Sizi tebrik ediyorum.
    Böyle bir zor zamanda üzerine gidilirmi vesaire diye kesip atmak isteyenler vardır ama bununda zamanı yok ve pisliğin üzerine her daim gidilmesi gerekiyor.

    Ahmet Bey, Hocaefendi ne yapsın, önüne getiriyorlar bir konuyu ve oda kanaatini belirtiyor.
    Benim gördüğüm hizmette sistem sorunu var ve bu zamana kadar hasbel kader bir sekilde geldi ve belkide bu sitemle olmasi gerekiyordu.
    Ama artik sistem her tarafindan patliyor, imdat diye bagiriyor ve bu sekilde gidilemeyecegini zaten sistemin kendisi belirtiyor. Yani daha ne olmasi gerekiyor bilmiyorumki.
    Yani daha ne kadar tahsin güller ciksin ortaya. Bakin bu sahsi her bulundugu yerde sikayet ediyorlar ve birsey olmuyor. Hani bir üst makama götürün arkadaslar ve giybete girmeyin ve öyle cözün meeleleri diyorlardi.
    Iste götürmüsler vede her yerde götürmüsler ve sonuc ne. Adam dahada mevki ve makam kazaniyor ve isine devam ediyor ve Hocaefendinin yanindaki sahisa kadar gidiyor tahsin gülü sahiplenme. E hani Sikayet, e hani sonuc. Oh ne ala…….

    Sistem degismedikce, Tahsin Gül2, Tahsin Gül3, Tahsin Gül4…. cikar ve devamda eder.

    Ya ben bir büyük firmada calisiyorum ve ufak bir projede dahi bir degisiklik yapmak istedigim zaman kac tane Proje grubundan geciyor fikirler ve proje gruplarin hepside konuya cok vakif ve sonunda ortaya koydugunuz öneri kabul oluyor veya ret ediliyor. Ama süzülüyorda süzülüyor yani…..

    Hocaefendiye kasitli bir sekilde meseleyi götürüp ve ondan destak alinmasini iyi ögrenmisler.
    Tabiki götürülür ve usulen sorulur ve bunda bir promlem yok.
    Ama belli cevreler Hocaefendiyi arkasina alinca herkes susuyor ve kimsede saygisizlik yapmak istemiyor. Buda kasitli yapiliyor.
    Bakiniz Firinci abide hos bir insan ama su an kimler tarafindan maskot gibi oynatiliyor bir görün. Kötü bir insanmi, hayir, dünya iyisi bir insan belki.
    Hocaefendiyi bazilarindan ayrilmasi onun engin bir görüse sahip olmasi ve olaylari sezip ona göre gardini almasi. Zaten hocaefendiyi diger abilerden ayiran bu özelligi ve aldi götürdü büyük bir kitleyi ve bu hizmet cok güzel seyler yapti. Ama hocaefendi dahi bütün meseleleri bilemez ve mutlaka hangi konuda konusulacaksa bilgili/tecrübeli heyetlere/kisilere ihtiyac var. Ilahiyatcilar ile pozisyonlar doldurulup bundan maximum elde etmek ne kadar dogru, tartisalim bunu. Yani tartisilsin diyorum, yoksa olmaz demiyorum…..
    Dedigim gibi, hocaefendi ne yapsin, ne desin. Korsaniz karsisina bir proje ve anlatirsaniz, size uydugu gibi, tabiki iyi olur arkadaslar diyecek. Neden desteklemesinki ama böyle meseleleri baska heyetlere götürüp oralardanda onay alinmasi gerekiyor. Dedim ya, sistem her tarafindan su sizdiriyor, patliyor ve halen birsey yapan yok.
    Isimiz gücümüz, Erdogan söyle, Erdogan böyle. Dogru adam diktatör ve acimasizin birisi. Bunu hepimiz biliyoruz ama bizim icimizdede küyük tayyipler yokmu, astigim astik, kestigim kestik.
    Veya eskiden öyleydi ve artik insaallah bunlarin sayisi azaldi.
    Biz kendimizi degistirmezsek, daha cok bekleriz bu zalimlerin gitmesini. Peki sorarim, gitse ne olurki bu ülkedeki erdogan gibi zalimler. Eskisi gibi devammi edelim peki. Biatcilik son surat ve istisare yok ve sikistigi zaman herhangi bir, ferman yukaridan deyip, insanin agzini kapatmak falan.
    Bizim istisarelerde hep derlerdiki, yukaridan emir geldi ve hocaefendi böyle istiyor. Meger koca bir yalanmis, ortaya cikti. Hoceefendinin böyle talimati falanda yokmus. Aman nerden bilelim, seffaf degildiki bircok sey. Ihlasliydi bizim mütevelli ama gel görki demek tahsin güller gibi insanlarda vardi ve haksizlik etmeyelim, bircogu ihlasli ve iyi insanlardi. Simdi söylede bir algi yanlis, hepsi kötü falan. Hayir öyle degildi ama dostlarim, degisim sart.
    Bakin yarin birgün, ne Hocaefendi kalacak, ne Abdullah Aymaz, need Mehmet Ali hoca vesaire.
    Peki, bizim hizmet insanlarami bagli olmali veya 100 yil sonrada ayni hiz ve hareketlemi devam etmeli.
    Hemen simdi bu yukarida saydigim insanlara hakaret ettigim falan denmesin veya simdi bana gizli ergenekoncu veya artik ne akla geliyorsa, fatezimiz yüksek bizim millet olarak. Yani hicbiri degilim. Yahu hizmeti seven ve dertlenen birisiyim ve hizmette hicbir görevim yok. Ama zamaninda az cok birseyler yapmaya calistik. Allah kabul etsin diyelim, baska ne diyelim.
    Gecen bir abi, frankfurta gitmis ve ordan demislerki ona, neden alt tabanda degisim olmuyor ve biz sizleri bekliyoruz. Benimde oturdugum bir masada dendi bu. Bende dedimki, ne yapalim, carsi merkezine yürüyüsemi cikalim, degisim istiyoruz diye. üzerimize benzin yakip dökelimmi.
    Daha cok demek istedigim var ama kimse okumuyor ve kimse yahu bu altda neler oluyor veya arkadaslar getirin bakalim, nasil bir sistem olabilir demiyor.
    Duvara konusuyorum sanki ama demedende icim rahat etmiyor iste.
    Benimkisi delilik, cogu susuyor ve bosver diyor v eben illa birsey yazayim diyorum ama dedigim bos. Kendim yazip, kendim dinliyorum.

    Tahsin Güle, sizi basimizda istemiyoruz diyen abiyide tanimak isterim. Öyle abilerin ben ellerinden öperim. Biatci, yagci insanlarin disindada güzel abiler, yigit abilerde var ve buna biliyorum. Keske onuda ismen bildirseydiniz.

    Herkese, ve bütün sakirdlere muhabbetimi sunuyorum ve Ahmet Bey, size yine tesekkür ediyorum. Allah razi olsun sizden ve eger imkaniniz olursa mutlaka hocaefendi ile görüsün derim.
    Hani belki siz derdinizi acabilirsiniz. Bizlerin elinde birsey yok. Yalniz detliyiz bu kadar.
    Bizi kale alan ve takan yok zaten.

    Muhabbetle
    Mannheim/Almanya
    Ali

  4. HE “O zaman gazeteciye niye kızıyorsunuz, niye kötülüyorsunuz? Siz önce kendi arkadaşlarınızı terbiye edin!” dediğinde umarım kimse üzerine alınmadan etrafına bakarak ‘acaba kime söylüyor?’ dememişlerdir.

  5. Ahmet bey, maalesef gazeteci olarak sormanız gereken tüm soruları sormadığınız kanaatindeyim ve Ahmet Çiçek (Tahsin Gül), Ömer Casurluk ve Mehmet Yaşa nın sorumlulukları için yaptığınız titiz çalışmayı ve sorgulamayı daha yukarısı için yapmıyorsunuz veya yapamıyorsunuz.

    1) Gülen ‘ in “Ne güzel bir proje! Keşke bunu sadece Atlanta ile sınırlı tutmasanız da bütün Amerika genelinde teşmil etseniz,” dileğini bir kenarıya not edin, ve bu skandalın hiç patlamadığını düşünün, yanlış bir iş bütün amerikaya yayılacaktı, ve şayet sonrasında olay patlak verseydi, kaç kişi daha mağdur olacaktı, mağduriyetlerin boyutları ne olacaktı?

    2) Ömer Casurluğun Gülen e yaptığı sunumda neleri gizlediğini, veya doğru söylemediğini biliyormusunuz? Ömer Casurluk her şeyi olduğu gibi anlatmış olabilirmi?

    3) Ahmet Çiçek bu ortaklıktan sadece kendine mi para aldı, yoksa Mehmet Yaşa nın şahsı için ve ne bileyim cemaatin genel kasası için de para aldı/aktardımı?

    4) Gülen bu ortaklıktan gelen para varsa haberdarmıydı? Varsa gelen paranın tüm ortakların rızasıyla mı geldiğini ilgililere sordumu?

    5) “Bu iş bizi aşar” diyenlere, sorarmısınız, Allah rızası için, ne demek istemişler?

    6) Kurulu bir sistem varsa ve bu sistemi kuran ve en üstündeki; kayıt dışılık, anti-şeffaflık,hesap vermemekten kaynaklanan sistem içerisindeki arızalardan en üst sorumlu değilmidir?

    7) Ki bu sistem, içerisindeki samimi ve dürüst çoğunluğun sayesinde (kayıt dışılık, anti-şeffaflık,hesap vermemekten kaynaklanacak) sorunlar oluşmaya fırsat dahi bulamıyorken; nefsine yenik düşenler yüzünden (ki onlar yukarılara tırmanma konusunda, sessiz samimi çoğunluğa göre daha azimlidir) oluşan sorunların bedelini herkesin mi ödemesi gerekir, yoksa sadece o sorunun sorumluları ve bu sistemi böyle kuran ve devam ettiren lider (ler) mi ödemelidir?

    8) Bu olay, patladığı için mi yanlış, patlamasaydı da yanlış mıydı?

    9) Bu olay haricinde, samimi çoğunluğun yapılan hataları bilmediği ama oluşan olumsuz sonuçların bedelini hep beraber ödediği başka neler vardır?

  6. Ahmet Bey, oncelikle sizi tebrik ederim, cesaretiniz ve iyi bir is ortaya cikardiginiz icin.

    Malesef goruyoruz ki cemaat icerisinde takim tutar gibi taraf tutan, yobaz bir suru sahis var. Olayin aslini anlamaya calismadan kildan tuyden seylerle insanlarin algisini baska yone cevirmeye calisiyorlar. Tayyip Erdogan’a soru sormanizdan memnun olup bundan haz alanlar benzer sorulari iceri yoneltince yan cizmeye basladilar.

    Hizmet icin diyerek ve/veya istisare, itaat gibi hizmet kavramlarini su-i istimal ederek her seyi kendilerine hak goren, yalan soylemekte, iftira atmakta, hak yeyip adam kayirmakta bir beis gormeyen yonetici konumunda olan ve altta buna durus/tutumlariyla canak tutan bir guruh var. Sizin bunlari yazmaniz, onlara yarin kendilerinin de pisliklerinin ortaya cikacagi ve koltuklarindan, dogru duzgun bir is yapmadan aldiklari balli maaslarindan olacaklari korkusu veriyor.

    Ayrica HE’nin bu olayi yazmaniz karsindaki tutumu icimize su serpti. O da bu arkadas bunlari neden yaziyor, hizmete zarar vermis gibi seyler soyleseydi tamamen umidimizi yitirecektik. Insan dogal olarak HE’nin daha fazla aksiyona gecip somut seyler yapmasini bekliyor ama bu bile en azindan simdilik rahatlatici oldu. En azindan gelecek icin biraz daha umitli olmamiza vesile oldu.

  7. Ahmet bey oncelikle yazdiklariniz ve gercekleri gun yuzune cikardiginiz icin tesekkurler. Bu konuda cok tepki almaniz normal cunku huzmette bu sekilde bir yerlere gelen insan sayisi cok fazla.. dunyanin her yerinde gorebilirsiniz. Hizmette isi bilenden ziyade itaat edip ses cikarmayan sorgulamayanlar bir yerlere geliyor. Elestiren yada itiraz edenler herzaman dislaniyor. Biz bu döngüyu degistiremezsek bu gibi hatalara cok duseriz. Tekrar yazilariniz icin tesekkurler.okudukca hayal kirikligina ugrasakta bu duzenin degismesi icin sart.

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz