Cezaevlerine koronavirüs soruları

Türkiye’de koronavirüs vakalarına dair resmi rakamlar ile İtalya’daki rakamların benzerlik arzetmesi ürkütücü. Gerekli önlemler alınmazsa İtalya’dakine benzer bir tablonun oluşmasından kaygı duyuluyor.

Bununla birlikte en büyük endişe kaynaklarından birisi cezaevleri. 

300 bin civarında tutuklu var.

Cezaevleri zaten kapasitelerinin çok çok üzerinde.

Hem tutuklular hem de aileler endişe içerisinde.

Bütün dünyada tahliyeler tartışılıyor.

İran’ın 85 bin mahkumu serbest bıraktığı, İngiltere ve Amerika’nın da kefaletle tahliyeleri tartışmaya açtığı yönünde haberleri okuyoruz.

Türkiye’de Balıkesir Kepsut ve Edirne cezaevlerinde korona vakalarına rastlandığı ve karantina uygulanmaya başlandığı bildiriliyor.

****

Enfekte olmadan tutukluların salıverilmesi çok önemli.

Aksi takdirde binlerce tutuklu ve mahkumun virüse yakalanması ve Allah korusun ciddi can kayıplarının olması söz konusu.

Adalet Bakanlığı’nca gerekli koruma tedbirlerinin alındığı ifade ediliyor.

Evet bir takım tedbirler alındı.

Mesela hastanelere ve duruşmalara gidişler kaldırıldı. Tutukluların dışarı ile irtibatı kesildi. 15 gün boyunca hastaneye gitme kaldırıldı. Bu sürenin uzatılacağı kesin gibi.

Duruşmalara götürme yerine de SEGBİS’le ifade alınması kararlaştırıldı.

Keza aile görüşleri kaldırıldı, avukat görüşlerine de kısıtlar getirildi. Avukatlar açık görüş yapamıyor. Cezaevine girerken ağzına maske takılıyor. Eline dezenfektan sıkılıyor ve eldiven taktırılıyor. Görüşler cam arkasından telefonla yapılıyor.

****

Peki bunlar yeterli mi?

Şimdi Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve cezaevi yönetimlerine bazı sorular sıralamak istiyorum:

* Kapasitenin çok üzerinde tutuklu var. 20 kişilik koğuşlarda 40 kişi, 50 kişi kalıyor. Bir kişiye virüs bulaşsa o koğuş 50 kişi için adeta mezara dönecek. Bunun sorumluluğunu kim taşıyacak?

* Tutukluların dışarı ile irtibatı kesiliyor, peki ama cezaevi yönetimi, güvenliği ve diğer personel için aynı tedbirler uygulanıyor mu? Dışarı ile bağlantısı olan gardiyanlar koruyucu elbise giyiyor mu?

* Koğuşlar dezenfekte ediliyor mu? Temizlik işleri tulumlu, eldivenli, maskeli personel tarafından mı yapılıyor yoksa tişörtle, maskesiz, tulumsuz gezen görevlilerce mi yapılıyor?

* Zemine sadece bir kaç damla ilaç sıkılıp gidiliyor mu yoksa gerçek bir dezenfekte işlemi yapılıyor mu?

* Mahkumların maske, dezenfektan ve kolonyaya erişimlerine izin veriliyor mu? Alkol bazlı olduğu gerekçesiyle satılmayan bu ürünler için farklı bir tedbir düşünülebilir mi?

* Şimdilik 15 gün boyunca bütün hastaneler iptal edildi. Mahkumlar hastaneye götürülmüyor. Kronik hastalığı olanlar rutin kontrollerini yaptıramıyor, bunun sorumluluğunu kim alacak?

* Aşırı yığılmadan dolayı revire çıkma hakkına da kota getirilmesi söz konusu. Bu durumda tutukluların sağlık ve bakımları nasıl sağlanacak?

* Aramalar ve sayımlar koruma tedbirine uygun kıyafetlerle mi yapılıyor?

* Gözaltı ve tutuklama işlemleri devam ediyor. Emniyet araçları dezenfekte ediliyor mu? Herkesin bildiği gibi emniyet otoları leş gibi. Cezaevi nakil araçları da çok eski. Ortalama 20 yıllık araçlar. Mahkumlar bunlara ‘tabut’ diyor. Bu araçlar dezenfekte ediliyor mu? 

* Emniyette ifade alımlarında hijyenik tedbirler alınıyor mu? Polisler halen kapalı mekanda sigara içmeye devam ediyor, bu sorumsuzluk ne zamana kadar devam edecek?

* Gözaltına alınanan veya tutuklananların koluna girilerek götürülüyor. İşlemler, erek adliyede gerek emniyette hiç bir koruma tedbiri sağlanmadan yerine getiriliyor. 

* Cezaevi askerlerinin çarşı izinleri iptal olacak mı? Cezaevlerinde görevli komutanlar için nasıl bir tedbir uygulanıyor?

****

Ankara Barosu başta olmak üzere hukukçular, insan hakları aktivistleri ve bazı sağlıkçılar tutukluların denetimli serbestlikle salıverilmesi çağrısında bulunuyor. 

Denetimli serbestlik uygulaması neden devreye sokulmuyor?

İnfaz süresinin dolmasına 1 yıl kala denetimli serbestlik uygulanabiliyor ama bu cemaat tutuklularına uygulanmıyor. Bu yasal hakkın uygulanması halinde şu anda en az 3-4 bin insan çıkar.

Bu insanların çoğu zaten suçsuz. Sırf bir intikam virüsü ile ve nefret salgını ile zamanında bol keseden operasyon yapıp sırf toplu bir cezalandırma olsun diye önünüze geleni hapislere doldurdunuz. Normal bir hukukta bırakın cezaevinde olmayı, hakkında soruşturma bile açılmaması gereken binlerce insan, kadın ve çocuklar yıllardır cezaevinde.

Bu tutuklamalar zaten hukuksuzdu. 

Tedbir amaçlı yapılan tutuklamalar bile çoktan cezaya döndü. 

Kaldı ki zaten sınırlar kapatıldı. Kimse yurtdışına çıkamıyor. Herkes kendini evine hapsediyor, bireysel karantina uyguluyor.

Kadınlar, yaşlılar ve hastalar başta olmak üzere bu tutuklular enfekte olmadan tahliye edilmeli.

Allah korusun yarın binlerce tutuklunun böyle bir virüsün kurbanı olması halinde kimse bunun hesabını veremez.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

2 YORUMLAR

  1. Çok sert bir eleştiri olmuş, bu sorulara kimse cevap veremez(!), keşke cemaate yönelik eleştirilerinizde kullandığınız gibi daha insaflı bir dil kullansaydınız(!)… Endişem, cemaat trolleri gibi akp trollerinin de size saldırıp sizi yıpratması… bize lazımsınız. Meydana çıkarılacak daha çook CEMAAT pisliği vardır.

  2. Korona ve cezaevi yazılarını ve bazı insaf yoksunu kişilerin sosyal medya üzerinden beyanlarını okuyunca, 2017 yılının Ocak yada Şubat ayında Aydınlık gazetesinde Perinçek ‘in köşesinde yazdığı kin dolu ifadesini hatirladim: ” FETÖ yü devletten temizledik, toplumdan da temizleyeceğiz.” Bu sadece o kişinin ifadesi değildi, aynı düşünce dünyasına sahip bir toplumun görüşü ve hedefiydi. Bu salgın sürecinde daha da emin olduğum sey, imkan bulsalar gaz odalarına dolduracaklar. Bu nedenle sizin de ifade ettiginiz gibi, mağdurlar affetseler bile ben affetmeyecegim. Birgün kader fırsat verirse o soruyu soracağım.

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz