Bir Türkiye kaç Tayyip Erdoğan’dan oluşur

Bir tane Tayyip Erdoğan’la olmaz bu kadar kötülük.

Ülke tepeden tırnağa, anadan doğma bir Tayyip Erdoğan!

Bayan hakimleri bile, suçsuz-günahsız bir kurbanı, 25 günlük bebeğini göstererek, “Sen neye güvenerek bu çocuğu doğurdun?” diye azarlayabiliyor. Sanki yargıç değil de doğum kontrol gardiyanı.

İşte diğer bir örnek İsmail Kılıçarslan.

Bu da güya mahallenin ‘azıcık’ muhalif olanı.

AKP’nin yanlışlarına itiraz edeni.

Sözümona ‘vicdanlı’ İslamcısı…

Vicdansızını varın siz hesap edin…

O da belki sürecin başında “Çok merhametli gidiliyor” diye şikayet eden ve Ege’de boğulan kadınların ardından bile nefret kusan Hilal Kaplan olabilir.

Bunların polis versiyonları işte işkence yapan; hakim, savcı versiyonları da hukuksuzca ve vicdansızca kararlar verenler.

***

O yüzden diyoruz Erdoğan bir ‘Egocrat’ diye.

Farklı kesimlerden milyonlarca insanı kendi benliğinde, kendi egosunun ve nefretinin altında birleştirmeyi başardı.

İsimleri ya da ideolojileri farklı olabilir ama kafaları bir.

Metodları bir.

Yaklaşımları bir.

Tepkileri bir.

İlkel dürtüleri, çağdışılıkları, faşistlikleri bir.

Bundan dolayı totalitarizm çalışanların dönüp dolaşıp altını çizdiği nokta bu oluyor: ‘People-as-one’

Yani bütün bir toplumun tek bir bünyede tecessüm etmiş hali…

Tek başına bu kadar zulmü yapamaz, bu kadar suçu işleyemezdi Erdoğan.

Hakiminden savcısına, gardiyanından polisine, gazetecisinden esnafına, siyasetçisinden memuruna, ev hanımından aylak vatandaşına kadar etraf irili-ufaklı Tayyipçiklerle dolu.

****

Polis Akademisi’nin “Yeni Nesil Terör Örgütü: FETÖ’nün Analizi” başlıklı çalıştayına katılan öğretim üyeleri, savcılar, bürokratlar mesela…

Oda TV’den Müyesser Yıldız’ın yazdığına göre, “FETÖ ile mücadelede her şeyin delillendirilmesi istenmemelidir. İdare hukuku yönünden bakıldığında, eğer şüphe varsa, bu durumdan devlet istifade etmelidir. En ufak bir şüphenin olması durumunda kişi devlette çalıştırılmamalıdır.” demişler.

Bakın, Milattan Önce 1700’lü yıllardaki Hammurabi Kanunları’nın maddelerinden biri şöyledir: “Birisini suçlayan ispata mecburdur. İspat edemezse ölüm cezasına çarptırılır.”

4 bin yıl önceki Babilliler bile hukuk ve adalet konusunda bunların fersah fersah ilerisinde.

İnsanlığın birikimini 4 bin yıldan daha geriye götüren bu barbarlar arasında 3 tane savcı, 5 tane öğretim üyesi, 1 tane YÖK üyesi, müsteşarlar, siyasetçiler ve üst düzey bürokratlar var.

Hesap edin.

Toplamda 16 isim. 16 ayrı Tayyip Erdoğan’cık

İsimleri merak ederseniz; o dönemin Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, Genelkurmay çatı davasının da aralarında olduğu başlıca darbe davalarına bakan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oğuz Dik, Akıncı Üssü davası ve “FETÖ çatı davası”na bakan 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Selfet Giray, Yargıtay üyesi Cafer Aşık ve 2013 yılında Gülen Hareketi’ne ait dershaneleri PKK’nın çatı örgütü KCK’ya benzeten  AKP Ardahan Milletvekili Orhan Atalay bunlar arasında.

****

Peki bu adamların “Delile gerek yok” demesinin altında hangi sebep yatıyor?

Şu: Nesiller boyu sürecek topyekün bir savaş açmışlar.

Aynen böyle diyorlar: “FETÖ ile birkaç nesil sürecek bir ‘savaş’ içerisinde olduğumuzu, devlet ve millet olarak savaşın bir bölümünü kazandığımızı ve savaşın devam edeceğini asla unutmamamız gerekmektedir.”

Tam bir Nazi kafası.

Tarihteki bütün soykırımlar, bu ilkel kafaların ürünü işte.

Allah korusun, o son aşamaya geçmeye ramak kaldı.

Tek bir adım, tek bir karar, tek bir işaret, tek bir kıvılcımla o çok istedikleri fiziki soykırımı da yaparlar bunlar.

15 Temmuz benzeri bir bahane daha üretmelerine bakar.

****

Aynı çalıştay raporunda, şunlar da var:

“Hukuki mücadelenin yürütülmesiyle ilgili en önemli husus, FETÖ üyelerinin tespit edilmesi olmaktadır.”

“Cezalandırmaların yapılabilmesi için yasalarda da değişiklikler yapılması gerekmektedir.”

“FETÖ davalarında sanık sayısı oldukça fazladır. Şu an için 500 bin kişinin cezaevine konulması imkânı bulunmadığı gibi büyük kısmı Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde bulunan 500 bin kişinin yargılama imkânı da bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili bir strateji belirlenmeli ve bu stratejide örgütün üst düzey yetkililerinin belirlenerek, bu kişilerden başlayıp aşağı doğru inilmesi gerekmektedir.”

Yani, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kolektif bir cezalandırma yaptıklarını, Ortaçağ’dan kalma bir sürek avı yürüttüklerini, ‘İçine şeytan girmiş bu cadının’ diyerek zavallı masum kadınları diri diri yakan Ortaçağ yobazlarından farkları olmadığını ortaya koymuşlar.

Mevcut haliyle suç olmayan eylemler için de ‘yok kanun-yap kanun’ formülüne tekrar sarılmaya karar vermişler.

En büyük üzüntüleri de 500 bin kişiyi aynı anda hapse koyamamak. Onu da yeni cezaevi ‘yatırımlarıyla’ halletmeye çalışıyorlar.

****

İsmail Kılıçarslan, Yeni Şafak’taki 1 Aralık 2018 tarihli “Aranılan FETÖ’cü galiba benim!” başlıklı yazısında, “17-25 sürecinden sonra Zaman Gazetesi aboneliklerini iptal etmeyen FETÖ’cülere hapis cezası verilmesini yahut görevden uzaklaştırma cezasıyla cezalandırılmalarını elbette destekliyorum. Şaka yaptığım zannedilmesin diye üzerine basa basa söylüyorum. 17-25 Aralık sürecinden sonra FETÖ/PDY ile ilgisini kesmeyen her bir üyenin, müntesibin, sempatizanın sürüm sürüm süründüğünü görmek istiyorum.” demişti.

Daha önceki bir yazımda, “Bütün bir Türk milletini bir kapta eritip tek bir surete dönüştürsen, çok büyük oranda bugünkü Tayyip Erdoğan’ı elde edebiliriz.” demiştim.

Ülke serâpâ bir Tayyibistan!..

Aynı yazıda Kılıçarslan, KHK ile ihraç edilen doktorlar için, “Bence o alçaklar için yapılacak en güzel şey onları ölüme terk etmektir” demişti. Sebebini de şöyle açıklıyor: “15 Temmuz gecesi akın akın hastanelere gelen yaralılarımıza ‘defolun gidin, sizi bu maceraya kim soktuysa tedavinizi de onlar yapsın’ diyen alçaklar.” ifadelerini kullanıyor.

Bu familya, beyninin sadece ‘Reptilian Brain (Sürüngen Beyin)’ kısmını kullanan, en ilkel dürtülerle hareket eden bir familya.

Yukarıdaki o sözü hangi doktor söyledi, kaç kişi söyledi bilmiyorum. Bu rezalete kim imza attı ise onu cezalandırmak yerine toplu bir katliamı savunan bir gelişmemiş kafa örneği.

Aradan 2 yıl geçtikten sonra, sadece geçtiğimiz Temmuz ayındaki KHK ile Sağlık Bakanlığı’ndan ihraç edilen personel sayısı 90. Aralarında ebe, hemşire, diyetisyen ve fizyoterapistler var. Bunların hangisi 15 Temmuz gecesi o aşağılık sözleri söylemiş olabilir ki?

Hiçbiri.

Asıl sebep o da değil zaten.

O sadece bir bahane.

Bir kılıf.

Bir ‘vicdan sakinleştiricisi’

Hammurabi’nin 4 bin yıl önceki halkı kadar bile medenileşememiş bir zihniyetten siz ‘suçu kim işlediyse cezasını da o çeksin’ demesini mi bekliyorsunuz?

Aranan FETÖ’cü olup olmadığını bilmiyorum ama bulunan binlerce Yezid’den biri de sensin İsmail Kılıçarslan!..

Geçen yıl muhaliflerden çok da alkış alan “Dertleşme” başlıklı yazında ne diyordun oysa: “Öncelikle, zaman zaman ‘aslında olmadığım’ bir adammış gibi yazmaktan yoruldum. Zaman zaman da ‘aslında olduğum’ adam olarak yazamamaktan…”

Yukarıdaki mezelleti ‘aslında olduğun adam’ olarak mı kağıda döktün yoksa ‘olmadığın adammış gibi’ mi?..

O satırların hemen ardından da “İnsanım yahu. Korkuyorum. Bilhassa da hiçbir ahlaki düzlem tanımaksızın iftira-yalan-gıybet üçlüsünü gazetecilik falan zanneden adamlardan, kadınlardan korkuyorum.” demiştin.

Vallahi biz de korkuyoruz İsmail! Bilhassa da hiçbir ahlaki düzlem tanımaksızın iftira-yalan-gıybet üçlüsünü gazetecilik falan zanneden adamlardan…

****

Hayır, bir de şunu anlamıyorum: Neden bir türlü soğumuyor içiniz?

Neden hala öfkeli olan taraf sizsiniz?

Niye bir türlü geçmiyor nefretiniz?

Sizi ne doyurur?

Ne tatmin eder sizi?

Sürüm sürüm süründürmekten kastın ne? Şu an zaten sürüm süründürmüyor musunuz?

Ne eksik?

Daha fazla ne olursa rahata erersiniz?

****

Türkiye’de kaç milyon Tayyip Erdoğan var?

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün 6 ay önceki açıklamalarına göre 15 bin 743 kişi hakkında sahte FETÖ ihbarı yapıldı. Sadece Gaziantep’te 5 bin kişi hakkında asılsız “FETÖ” ihbarı yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Düşünün, ceza kanunlarına göre suç teşkil etmediği halde bir insanı cemaatten diye ihbar etmek bile tek başına kötü iken, bir de cemaatle bile ilgisi olmayanları, sırf kendi çıkarları ya da hasedi yüzünden şikayet etmek nasıl bir yozlaşma seviyesidir?

Bu insanlar, bu toplumun içinde yaşıyor. İstisna değiller. Genel ortalamayı yansıtıyorlar.

****

Bu rakamlar ne kadar doğru bilemiyoruz. Daha Ekim 2016’da yapılan bir haberde 40 bin asılsız ihbar olduğu belirlenmişti. Ve bu sadece Ankara Emniyeti’ne yapılan yalan ihbarların sayısıydı. Haberde, “Asıl korkutucu olan ise oğlunu, kocasını, komşusunu ihbar edenlerin sayısındaki fazlalık.” deniyordu.

İhbarları ciddiye alınsın diye kendisine sahte MİT kimliği çıkaran sahtekarlar bile gördük. Bu kimlikle, husumetli olduğu kişileri FETÖ’cü diye ihbar ediyordu.

İki oğlunu “FETÖ’cü” diye ihbar edip de “Tehlikedeyim, beni tanık koruma programına alın” diyen babaları da gördük.

Evlilik teklifini kabul etmeyen kızı “FETÖ’cü” diye ihbar edeni de, 29 yıllık eşinden kolayca boşanabilmek için “FETÖ” tezgahı kuran uyanık kocaları da gördük.

Kendisinden boşanmak isteyen kocasından intikam almak için evine Fethullah Gülen kitapları ve 1 dolar koyup tutuklatan eşleri de gördük.

Hakim olan eski damadını, “Erdoğan’a hakaret etti” diye “FETÖ”den ihbar eden kaynanaları da HSYK üyesi ablasını ihbar eden Yargıtay üyelerini de gördük.

Tartıştığı oğlunu “FETÖ’cü” diye tutuklatan babalar, “Benim için vatan ve millet kendi evladımdan önce gelir. Kızım FETÖ’cüdür, lütfen memur yapmayın” diye ihbar mektubu yazan babalar, amcası ve kuzenlerini ihbar eden delikanlılar gördük.

****

Hepsi bu toplumdan çıktı.

Bir Tayyip Erdoğan yetmezdi zaten bu kadar zulme.

Akın İpek gibi naif bir adam bile bu insan türü karşısında çileden çıkmıştı. 21 Temmuz 2018 tarihinde Ahval’den Eşref Aydoğmuş’a verdiği röportajda, şöyle feryat ediyordu: “Bakın Meriç’te nehirde bir anne ve evladı dün vefat etmiş. Çok masumane bunu dile getirdim Twitter’da.  Aşağısına yığılan bir kalabalık var Eşref Bey, bakın mübalağa etmiyorum, eğer bu kalabalık artarsa Türkiye’de hiç kimsenin ırz, can, mal emniyeti kalmaz. Bunlar insan falan değiller. Bunlar insanlara her şeyi yapabilecek bir yaratık türü. O kelimeler, o küfürler, kahkahalar… Bunların insanlıkla falan alakası yok. Bunun siyasi düşünce farklılığıyla falan da alakası yok. Bunun insanın dindar olup olmamasıyla da ilgisi yok. Bu, tamamen insan veya mahluk olmasıyla ilgili bir konu. Kardeşim, insanların her şeyi bir tarafa bırakıp bu yaratık türüyle, hastalanmış enfeksiyon kapmış yaratık türüyle mücadele etmesi lazım. Bu yayılıyor. İnsanların vicdanını içinden söküp alırsanız insanlar canavarlaşmış. En büyük tehlike şu anda bu. Anneme dokunmayın diyor, adamın anasına saldırıyorlar. Evladıma dokunmayın diyenin evladına saldırıyorlar. Bu, gözü dönmüş bir güruh ve konuşulabilecek bir durum yok adamlarla Eşref.”

****

Bunlar kim mi?

Kim olduklarını biliyorsunuz.

“Sen nesin biliyor musun?” diye bir yazı yazmıştım üzerlerine.

Dün küçük ‘Führercik’lerdi bunlar. ‘Saddamcık’lardı. Ruanda’da eli satırlı kasapçıklardı.

Bugün Tayyip’çikler.

Her bir diktatörü, tarihe armağan eden ‘küçük adamcıklar’dır bunlar.

Ve istisnaları var tabi ki ama malesef Türkiye bunlardan oluşuyor.

Türkiye baştan aşağı bir Tayyip Erdoğan.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz