Bir polis iftarı olarak taciz, tecavüz

Haklı olarak, Merve Demirel’in uğradığı polis tacizi gündeme oturdu.

Bu sokak ortasında olanıydı. 

Bu, Türkiye’nin başkentinde, başkentin merkezi Kızılay’da, Kızılay’ın göbeği Sakarya Caddesi’nde olanı…

Bu, binlerce insanın gelip geçtiği, fotoğraf ya da video çektiği bir noktada olanı.

Bu güpegündüz olanı…

Siz onları bir de kapalı kapılar ardında görün.

Karakolda, nezarethanede, emniyette görün. Emniyette dediysem, adı öyle olduğu için. Yoksa kimsenin oralarda ‘emniyette’ olduğu falan yok.

Siz onları gözaltına aldıkları, ellerini bağladıkları, canları ve namusları kendilerine emanet edilen çaresiz insanlar karşısında görün.

Ne ‘erkektirler’…

****

Bu ülke, ta 2000 yılında “Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Hayır Kurultayı” toplanan bir ülke. Bunun için sivil inisiyatiflerin oluştuğu ve seslerini duyurabilmek için aktiviteler yaptıkları bir memleket.

‘Ta 2000’ler’ dediğime de bakmayın lütfen.

Çok çok daha uzun yıllar öncesinden beri var. 

Hatta kitabı bile yazıldı. Meryem Erdal’ın “Gözaltında Tecavüz” isimli kitabı, devletimizin bu konudaki ‘zengin müktesebatını’ gözler önüne seriyor.

Devletin şeysinin tadına bakmayan kesim kalmamıştır. Solcusu, Kürdü, ülkücüsü, dindarı, cemaatçisi…

Bu bazen cop olmuştur bazen ‘aslan gibi delikanlılarımız’… Öyle diyordu ya 12 Eylülcü Turgut Sunalp. Darbe sonrası cezaevlerinde işkencelerde genç kızlara copla tecavüz edildiği iddialarına karşılık, “Copa ne gerek var, aslan gibi çocuklar var” şeklinde iğrenç bir cevap vermişti.

İşte Türkiye’deki zihniyet budur.

Devlet budur.

Devletimizin tarihi biraz da o copun iki ucu arasındaki tarihtir.

O copu tutanlar bazen Kemalist olur, bazen ülkücü bazen İslamcı.

Diğer ucunun nereye girdiği ise günün şartlarına göre değişir. O sırada devletimizin ‘iç düşmanı’ kim ise onun dolaylarındadır. 

Türkiye’de ya copu tutan tarafsındır ya yiyen…

Sıra ile…

Nöbetleşe…

Ama zihniyet hiç değişmez.

Cinsiyet de değişmez. İster kadın ister erkek, farketmez. 

O cop bir kere ve herkese varlığını hissettirir.

Ona isim bile takılmıştır: Haydar!

Diyarbakır Cezaevi’nde bir zamanlar işkencenin adı: Beni Öp Haydar’dı… Buradan hesap edin artık nerede duracağını.

Devletimizin cezalandırma yöntemi hep bel altı çalışır. 

Mesela copu soktuktan sonra “Yürü lan!” der ve bir yandan da “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye bağırtır. Ne kadar Türk ve ne kadar mutlu olduğun, cop sayesinde anlaşılır.

Mesela bir Ermeni (Garabet Demircioğlu) cezaevinde ellerine düşmeye görsün, Maşallah’lı kıyafet giydirip sünnet ederler. O kadar da dini bütündürler.

Mesela bir darbeci paşamız, bir kadın bakanı tehdit edeceği zaman onu ‘yağlı kazığa oturtmaktan’ söz eder. Kafası başka bir şeye çalışmaz çünkü.

Diyorum ya, zihniyet bu.

Bu bir Türkiye gerçeğidir. Daha doğrusu bir Türkiye rezaleti… Türkiye utancı…

****

Hani bazı AKP’liler Merve Demirel olayını tevil etmeye çalışıyorlar ya; sanki ‘bir anlık bir telaşla olmuşmuş, aslında polisin niyeti hiç de o değilmiş, olurmuş canım böyle şeyler, bir kereden bir şey olmazmış’ ya… İşte o yüzden hatırlatıyorum bunları.

Burası, Ramazan ayında işkence yapılan bir şüpheliye, “Konuşmazsan, karını buraya getirir, gözünün önünde orucumu karınla bozarım” diyen polislerin ülkesi. 

Burası, 15 Temmuz sabahı darbeci olduğu iddia edilen askere “1 yaşındaki kızını s.yim” diyen polislerin ülkesi.

Şu süreçte gözaltılarda kaç tane insana tecavüz edildi.

Cop yüzünden bağırsakları parçalanan kaç insan oldu.

“Konuşmazsan karını dağa kaldırırız”, “Buraya getirir gözünün önünde tecavüz ederiz” diye tehdit edilen yüzlerce insan var.

15 Temmuz sonrası tutuklanan bir general, “Üzerimde sadece iç çamaşırlarım vardı. Biri elinde 40-50 cm’lik bir şeyi yüzüme yaklaştırarak ‘fantezi yapabilirsin, zevk alacaksın’ gibi ifadelerde bulundu. Utancımı anlatamam. Evlerimize gidip eşlerimize…….. Bunları yazarken inanın çok zorlanıyorum.” diye ifade vermişti.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk de bütün askerlerin önünde polisler tarafından çırılçıplak soyulmuş, yüksek bir yere çıkartılıp “Bu komutanınızın g.tü, bu komutanınızın …’sı” şeklinde alay edilip aşağılanmıştı.

****  

Kadın gazeteciler gözaltında cinsel tacize uğradı mesela. Aralarında tanıdıklarım var.

Erkek gazetecilerden Ercan Gün bile cinsel tacize uğradığı için suç duyurusunda bulunmuştu. Kendisini taciz eden infaz koruma memuruna, “Ne yapıyorsun sen be!” diye çıkıştığında aldığı cevap ise bu yazının özeti gibi: “İşimizi yapıyoruz, vatan haini!”

Adamların işi bu tabii. Taciz, tecavüz… Sesini çıkarırsan vatan hainisin.

Bakın Merve Demirel için de ne dendi: “Babası FETÖ’cü”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da “Babası FETÖ’den ihraç, kardeşi DHKP-C’li proje kadın üzerinden polisi ezmelerine müsaade etmeyiz” diyor. Sanki polisin ezilecek bir tarafı kalmış gibi…

Bak, tacize ses çıkarırsan ‘proje’ de olursun. “Biri bu kadına haddini bildirsin” derse de şaşmamak gerekir. 

Henüz daha kamuoyuna yansımayan, anlatılmayan, anlatılamayan ne hikayeler var.

Duruşmada, “Annemi çıkarın, anlatacaklarımı duymasını istemiyorum” diyen öğretmenler gördük.

HDP Milletvekili Hüda Kaya, Mersin Erdemli’de gözaltına alınan bir bayan öğretmenin, kızına tecavüzle tehdit edildiğini açıklamıştı. Hem de Meclis kürsüsünden. “Erdemli’de biyoloji öğretmeni bir kadın kızıyla gözaltına alınıyor. Bir kadın, kızıyla gözaltında sorgulanıyor ve kızına tecavüz etmekle tehdit ediliyor.” demişti. Peki ne oldu? Bugün o tacizci polisi savunmak için sıraya giren AKP’lilerden kaç tanesi Erdemli’deki bu olayın üzerine gitti? 

****

Sanki bunlar hiç olmamış ya da olmuyormuş gibi…

Sanki mevzu bir tek Sakarya Caddesi’ndeki bu olaymış gibi…

AKP’lilerin, bilhassa da AKP’li kadınların savunmaları tiksindirici boyutta.

Çünkü bu kez copu tutan eller onlarınki.

Çünkü bu kez ‘aslan gibi çocuklar’ onlarınki…

“Hırsızsa benim hırsızım” zihniyetindeki partililer onlar. Şimdi de “Tacizci benim tacizcimdir” anlayışı ile defansa koşuyorlar.

Bir hocaları zaten fetva vermemiş miydi? “FETÖ’nün ganimetlerini tepe tepe kullanın” dememiş miydi? Hoca öyle söyleyince cemaati nasıl anlıyor: “Bunların karıları kızları bize helal!”

Kaç tane böyle vak’a oldu Türkiye’de.

Hatta 16 Nisan referandumunda da ‘Hayır’ diyecekler için “Karıları ve kızları ganimet olarak evetçilere helaldir” dedi bir AKP’li belediye çalışanı.

Başka türlüsünü düşünemez çünkü.

O yüzden Merve Demirel’in yaşadığı ne münferittir ne de basit bir şeydir.

Tacizcisi, tecavüzcüsü bol bir memlekettir burası.

En sevilen karakterlerinden birinin adı da ‘Tecavüzcü Coşkun’dur. 

İşkenceci polisler, iftarlarını tecavüzle yaparlar burada. 

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz