Abidin Ünal’ın Saray görüntüleri nerede?

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, “15 Temmuz’un üzerine gidilmiyor. Gidilse hain ilan edilenlerin kahraman, kahraman ilan edilenlerin de hain olduğu anlaşılır” demişti. Bunun son örneğini, Abidin Ünal’ın gizli Saray ziyaretlerinin ifşa edilmesi ile gördük.

Evet kimse üzerine gitmiyor. Sanıkların çoğunun mahkemede neler söylediğini bilemiyoruz. Bir tek Müyesser Yıldız’ın Oda TV’de yazdıkları var. Onlar bile resmi söylemi sarsmaya yetiyor. Gerçek bir medya olsa, bağımsız bir yargı olsa, resmi 15 Temmuz anlatısı yerle bir olacak.

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın gizli Saray ziyaretleri, gerçek ‘hain’ ve gerçek ‘kahraman’ların asıl konumlarına dair fotoğrafı biraz daha netleştiriyor. Kumpasın nasıl kurulduğuna ilişkin bir ipucu daha veriyor. 

****

Bilindiği gibi 15 Temmuz’un en kilit isimlerinden biri Abidin Ünal. 14 Temmuz’dan başlayarak 16 Temmuz sabahına kadar bütün yapıp ettikleri şüpheli. Hareket tarzı, davranışları, çelişkileri, yalanları ve ihmalleri ile Abidin Ünal, 15 Temmuz’un en karanlık figürleri arasında. Hakkındaki soru işaretlerini, 21 Ağustos 2017 tarihli “Abidin Ünal sarhoş muydu neşeli miydi?” başlıklı bir yazımda irdelemiştim. Yeni durum ise Partigöç’ün Genelkurmay çatı davasındaki ifşaatları oldu.

15 Temmuz’un beyinlerinden biri olmakla suçlanan eski Genelkurmay Personel Plan Daire Başkanı Partigöç, esas hakkında yaptığı savunmada, “Bir orgeneral Cumhurbaşkanlığına niye gizli kapaklı gider? Neden amirine yalan söyler? Bunların altındaki gerçekler ortaya çıkarılmadıkça bu darbe anlaşılmaz. Neyle tehdit etmişlerdi veya hangi gizli görev istendi ki, gizli gizli gitti?” sorularını yöneltti. Müyesser Yıldız, duruşmadaki bu ifadeleri olduğu gibi yazınca, kendi mahallesi tarafından ‘hain’ ilan edilecek noktaya geldi. (‘Ona mı yarar buna mı yarar’ diye bakmadan sadece gazetecilik yapmaya çalışan herkesin akıbeti bu oluyor malesef.)

****

Abidin Ünal, avukatı Ahmet Erdem aracılığı ile Oda TV’ye bir açıklama gönderdi. Partigöç’ün bazı iddialarını yalanlarken gizemli Cumhurbaşkanlığı ziyaretleri için bir açıklama yapmaması dikkat çekti. Müyesser Yıldız ise, “Darbeden 3 ay önce Akar ve Ünal arasında ne yaşandı?” başlıklı yazı ile hem Ahmet Erdem’e hem de Abidin Ünal’a cevap verdi. Yıldız, Hulusi Akar’ın eski yaveri Levent Türkkan ile yine Akar’ın o dönem danışmanı olan eski Albay Orhan Yıkılkan’ın mahkemedeki ifadelerini gündeme taşıdı.

Orhan Yıkılkan, Abidin Ünal’ın tanık olarak dinlendiği 21 Şubat 2018 tarihli celsede üstü kapalı olarak bu konuya girmişti. Yıkılkan’ın soruları üzerine Abidin Ünal’ın nasıl pişkince yalanlar söylediğini, yukarıda linkini paylaştığım Müyesser Yıldız’ın yazısındaki o diyalogdan okuyabilirsiniz.

Eski Yarbay Levent Türkkan ise geçtiğimiz 24 Aralık’taki savunmasında şunları söylemişti: “Tam tarihini hatırlamıyorum, 2016 Nisan ayı olabilir, yani 15 Temmuz’dan birkaç ay öncesi idi. Abidin Ünal, gizlice, sivil olarak, hiçbir korumasına haber vermeden, kendi karargâhı ve emir subayının da haberi olmadan, hiçbir koruma olmadan, hatta makam aracı veya hiçbir Hava Kuvvetleri aracını da kullanmadan (Sonradan MİT tarafından gönderilen araçla gittiğini öğreniyorum), tabii Hulusi Akar’dan da habersiz olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeye gitti. Abidin Ünal’ın Cumhurbaşkanı ile gizlice görüşeceğini Hulusi Akar öğreniyor. Nasıl öğreniyor, bilmiyorum. Neticede bunu bir şekilde öğrenen Hulusi Akar bana, Abidin Ünal’a suçüstü yapmamı emretti. Bu suçüstü planının parçası olarak Hulusi Akar, 2. Başkan Orgeneral Yaşar Güler’e, Abidin Ünal’ın katılacağı bir toplantı planlaması emrini verdi. Zamanını da tam Abidin Ünal’ın Cumhurbaşkanı ile gizlice görüşeceği saate ayarlamasını emretti. Org. Yaşar Güler olaydan habersiz, toplantıyı planladı. Tabii, bilerek ve kasten planlanan bu toplantı saatinde Abidin Ünal Cumhurbaşkanı’nın yanında olması gerektiğinden, bir mazeret uydurdu toplantıya katılmamak için. Ve yalan söyledi. ‘Abim kaza geçirdi’ dedi, toplantıya katılmamak için mazeret uydurdu. Bunun üzerine Yaşar Güler, Abidin Ünal’ın toplantı ile ilgili mazereti ve aralarında geçenleri, benim de bulunduğum ortamda Hulusi Akar’a söyledi. Hulusi Akar da bıyık altından güldü. Ben o bıyık altından gülüşü iyi bilirim, ‘Şimdi seni yakaladım Abidin’ gülüşüydü o. Ve böylece bana, bu olayı yani Abidin Ünal’ın yalanını çıkarma görevini verdi. Ben de Hulusi Akar’ın doktoru Denizci Tabip Yüzbaşıyı Abidin Ünal’ın hasta dediği, abisinin evine muayeneye gönderdim. Tabii Abidin Ünal’ın bize dediği gibi, abisinin evinde değil. Abisinin de hiçbir şeyden haberi yok. Doğal olarak kaza da geçirmemiş. Ben bu durumu tescillemek için Doktor Yüzbaşıya cep telefonundan fotoğraf çektirdim. Yani Abidin Ünal’ın yalanını belgelemiş oldum. Bu esnada Abidin Ünal Orgenerali aradım. Tabii o daha bunlardan habersiz bana, ‘Abimin evindeyim, abimin yanındayım’ dedi. Ben de hiç bozuntuya vermeden, ‘Geçmiş olsun’ dedim ve telefonu kapattım. Sonra olanları Hulusi Akar’a anlattım ve belgelediğim şeyleri de önüne koydum. Hulusi Akar çok mutlu oldu. Sonra ne yaptı, nasıl bir yol izledi bilmiyorum.”

Abidin Ünal’ın tanık olarak katıldığı 21 Şubat 2018 tarihli duruşmada Avukat Ayten İzmirli, yüzüne karşı, “Darbeden birkaç ay önce, 2016 yılının Nisan sonu ya da Mayıs aylarında Karargâh’tan çıkıyorsunuz şahsi aracınızla, yanınıza emir subayınızı almıyorsunuz ve sizi o arada Genelkurmay’dan çok kişi arıyor, ama bir türlü ulaşamıyor. Sonrasında siz demişsiniz ki, 2. Başkana, ‘Benim kardeşim hasta, onun yanına gidiyorum’. Bunu Hulusi Akar öğreniyor ve ağabeyinizin evine ambulans gönderiyor. Ağabeyiniz kapıyı açıyor diyor ki, ‘Ben hasta değilim. Nereden çıkardınız, nedir bu kalabalık?’ diyor. Siz de bir hışımla E… Beyle geliyorsunuz, doğru mudur?” diye sordu. Abidin Ünal, “E…. Bey evet yanımda idi, doğrudur.” cevabını verdi. Bunun üzerine İzmirli, “Yani ağabeyinizin hasta olmadığı felan da doğru o zaman” deyince, “Hasta olduğu doğru da yani şey değil, hastane olayı değil. Evinde rahatsızdı.” şeklinde bir kez daha yalan söyledi. 

****

Benim öğrendiğim kadarıyla Abidin Ünal’ın bu gizli faaliyetlerini ilk olarak bizzat kendi komutanlığındaki istihbarat başkanlığı tespit etmişti. 15 Temmuz darbe girişiminden bir kaç ay önce başlayan bu trafik, Hava Kuvvetleri İstihbarat Dairesi’nin radarına takıldı. Komutan, bazı akşamlar mesaiden sonra sivil bir araçla ve sivil kıyafetli olarak Saray’ın yolunu tutuyordu. Buna haber alan hava istihbarat personeli, Ünal’ı takip etmeye başladı. Komutan aranmadan içeriye giriyor, dışarıya görüntü vermemeye çalışıyordu. Fakat bu gidiş gelişler görüntülendi ve raporlaştırıldı. Kuvvetle muhtemel Hulusi Akar’a da onlar bilgi verdi.

Mehmet Partigöç savunmasında, “Nasıl ki odamdaki Hulusi Akar’la ilgili belgeler yok edildi, Abidin Ünal’la ilgili olanlar da yok edildi.” dedi. Bu yok edilenler arasında Abidin Ünal’ın Saray’a gidiş belgeleri de var mı acaba? Partigöç sır görüşmelere vakıf olduğuna ve mahkemede dile getirdiğine göre bu olasılık yüksek. Fakat başka birilerinde daha bu raporların kopyasının olma ihtimali de her zaman mevcut. Amma velakin şöyle bir süreçte çıkar mı; çıksa bile bir anlamı olur mu, bilmiyorum. Zira Abidin Ünal’ı Akıncı koridorlarında elleri cepte ve neşe içerisinde gösteren kamera görüntüleri çıktı ama yine de bir karşılığı olmadı. 

****

Ayrıca Abidin Ünal’ın, darbe girişiminden 1 gün önce, yani 14 Temmuz’da Dalaman’a gittiği ve Erdoğan’la son bir gizli görüşme gerçekleştirdiği yönündeki şüpheleri de hatırdan uzak tutmamak gerek.

Müyesser Yıldız, 15 Temmuz’dan 9 gün sonra yazdığı yazıda, “Darbe teşebbüsünün ‘sıklet merkezi’ hava ve Komutanın hiçbir şeyden haberi yok.” diye kinâyeli bir cümle kurmuştu. “Yersen” babında. Artık bilen biliyor ki, aslında ‘Komutan’ın’ hiç bir şeyden haberi yok değildi. Tam tersine her şeyden haberi vardı. Hatta bu gizli kapaklı Saray gecelerinin muhtemel toplantı konularını hesaba katarsak, epey bir zamandır bilgisinin olduğunu da öngörebiliriz. 

Abidin Ünal, o gece Moda’daki düğünde neredeyse Hava Kuvvetleri’nin bütün komutanları yanında olmasına rağmen hiç birine bilgi vermeyerek inanılmaz bir ihanete imza atmıştı. Onların çoğu bugün darbeci diye yargılanıyor ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları alıyor. Onlardan biri de dönemin Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü Komutanı Deniz Kartepe idi. Kartepe, mahkemede ne demişti: “Hava sahasının kapatılma emri öğrenildiği ilk anda bizimle paylaşılsaydı, bu olaylar olmazdı. Kafamı kemiren bazı şeyler var. Saat 19.06’da Hava Kuvvetleri Komutanı, hava sahasının kapatıldığından harberdar olmasına rağmen bize haber verilmemesi kabul edilemez bir hatadır. Bu durum başka niyetleri akla getiriyor. Bu önemli durumun önemi yeterince izah edilmediği için bu duruma düşülmüştür. Bize hava sahasının kapatıldığına ilişkin harekat yıldırım mesajı gönderilmedi. Böyle bir emir 106 yıllık Türk havacılık tarihinde ve dünya tarihinde görülmemiştir. Böyle bir emir varken, bu emrin saklı tutulması akıl alır gibi değil. Bu gizli bir emir değildi, neden bize zamanında bildirilmedi? Kenan Evren’in yaptıkları nasıl 30 yıl sonra sorgulandıysa, bu emrin neden bildirilmediği de sorgulanacak.”  

GÖRECEĞİZ, “ABİDİN’İN NE İŞİ VARDI ORADA”

Aynı şekilde, dönemin Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı, eski Tuğgeneral Aydemir Taşçı da Akıncı davasında, “Çatışmaları öğrendiğinde Hava Kuvvetleri Komutanı karargâha gelse sonuç farklı olur muydu?” sorusuna, “Kesinlikle engellenirdi. Kuvvet komutanlarının göreve çağrılması halinde sonuç farklı olurdu.” cevabını vermişti.

Ama çağrılmadılar. Kimin çağrılacağı, kimin çağrılmayacağı önceden belli idi. Her şeyden habersiz bir şekilde izinde, tatilde veya evinde olanlar, ‘terör saldırısı var’ denilerek birliklerine çağrıldılar ve tutuklandılar. Her şeyi önceden bilenler de silah arkadaşlarına kurnazca kumpas kurdular.

Akın Öztürk ise kendisini arayıp Akıncı Üssü’ne gönderen halefi Ünal’a boşu boşuna, “Abidin senin ne işin var orada? Bir uçağa atlayıp gelsene!” diye çıkışıyordu. 

Abidin Ünal’ın MİT’in aracıyla akşamları kaçıp kaçıp Saray’a gittiği o görüntüler bir gün çıkarsa, o zaman anlarız “Abidin’in” ne işi vardı orada!…

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz