15 TEMMUZ MALATYA DOSYASI -4 Kalkmayan F4’ler: İddialar ve gerçekler…

Malatya’daki 15 Temmuz davasında dosyaları köpürtme ihtiyacı duyulmasının nedeni, delil yokluğu. Mesela 7. Ana Jet Üssü’yle ilgili en önemli suçlama, o gece 4 adet F4 savaş uçağının silahsız ve mühimmatsız olarak kaldırılmak istenmesi. Darbeye destek amacıyla bu uçakların uçurulmak istendiği, fakat pistlerin kapatılması sayesinde başaramadıkları iddia ediliyor.Dönemin valisi, emniyet müdürü ve bazı komutanlar hep bu suçlamayı yönelttikleri gibi Malatya iddianamesinde, gerekçeli kararda ve Akıncı iddianamesinde aynı suçlamalar tekrarlanıyor. Hatta Akıncı iddianamesinde uçakların mühimmat yüklü olarak kaldırılmak istendiği de öne sürülüyor. Fakat bu bilgi tamamen yanlış. Bu konuda bir şüphe veya tartışma dahi yok.

Dosyaya giren belgelerde diğer iddiaları da çürütecek gerçekler olmasına rağmen bunlar mahkeme kararını etkilemedi. Uçakların kalkışına pistin kapatılmasının engel olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı net bir şekilde ortaya konmuş durumda.Yani uçaklar pistler kapatıldığı için değil, kalkmayın emri geldiği için havalanmadı. Pilotlar o geceki emir-komuta karmaşası içerisinde, ilk gelen emirle darbeye karşı bir harekât veya terörle mücadele düşüncesiyle uçaklara bindiklerini ama sonra gelen aksi yöndeki emirle uçuştan vazgeçtiklerini söylüyorlar. 

Pilotlar mahkeme heyetine açık çağrıda bulunarak,“Aynı şartlar sağlandığı takdirde burada bulunan 8 pilot, aradan yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen uçakların kalkıp kalkamayacağını gösterebilecek yetenek ve tecrübededirler. Hatta gerekli izinler alındığı takdirde herhangi dördümüz ön kokpitlerde değerli heyet üyeleri arka kokpitlerde olacak şekilde uygulamalı olarak ispat etmeye hazırız. Durum bu kadar açık ve nettir. Yani bizim geri dönmemiz bir mecburiyet değil emirleri uygulama yönündeki bir tercihtir.”diye seslendiler. 

Ama yine de sonuç değişmedi. 

Bu noktada, Malatya Cumhuriyet Başsavcısı ile MİT Bölge Başkanı’nın üssü ziyaret edip, “Dosyalar boş, kabartmamız lazım”demeleri akla geliyor. Acaba dosyaları şişirmek istemelerindeki amaçla mahkemeden çıkan karar birbiri ile bağlantılı olabilir mi?

ÖZETLE SUÇLAMALAR NE DİYOR?

Üs komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, Harekât Komutanı Albay Tayfun Tuna, Filo Komutanı Binbaşı Metin Çivilibal ve Pilot Binbaşı Tuncay Öztürk bu yüzden müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 5 pilot subay da yargılanıp beraat etmesine rağmen daha sonra aynı suçlama ile haklarında yine dava açıldı.

Metin Çivilibal (önde) – Tayfun Tuna (arkada)

İddianamedeki suçlamaları sade bir şekilde maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz:

1- 16 Temmuz 2016 tarihinde saat 05:00 sıralarında Üs Komutanı Emin Ayık’ın talimatlarıyla 4 Adet F-4 uçağı kaldırılmak istendi. 

2- Bu emir uçuş yasağına rağmen ve Eskişehir’de bulunan BHHM’den (Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi) izinsiz olarak verildi. 

3- BHHM görevlilerinin ve kuledeki trafik subayının kalkışların yapılmaması gerektiği yönündeki anonsları dikkate alınmadı. 

4- BHHM tarafından Tayfun Tuna’nın cep telefon numarası kuleden istendi. Bu numaradan Tuna ile irtibat kurulmaya çalışıldı ancak telefonlara cevap vermedi. Tuna, ısrarla uçakları kaldırmak istedi.

5-  Malatya Valiliğinin talimatı ile havaalanı pistlerinin iş makineleri ile kapatılması üzerine uçaklar havalanamadı ve uçuşlar iptal oldu.

****

Resmi söylem bu yönde. Dönemin Malatya Valisi Mustafa Toprak da açıklamalarında olayları hep bu şekilde aktardı. Keza dönemin Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Şanver imzasıyla Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 19 Temmuz 2016 tarihli yazıda da aynı bilgi tekrarlanıyor. 

Eskişehir’deki BHHM ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın pistin durumunu görebilmesi ve bilmesi mümkün değil. Bu bilginin kaynağı, o gece 7. Ana Jet Üssü kulesinde görevli Teğmen Çağrı Özağar. Dolayısıyla üsteki sanıklarla ilgili iddianamenin omurgasını tanık Özağar’ın ifadeleri oluşturuyor.

Mehmet Şanver,  “15 Temmuz – Kartal Yuvasının İstilası”isimli kitabında da yukarıdaki bilgileri tekrarlıyor.

BİLİRKİŞİ RAPORU VE TELSİZ KAYITLARI NE DİYOR?

7. Ana Jet Üssü İdari Tahkikat Raporu’ndan bir görüntü

Gelin şimdi yaşananlara detaylı bir şekilde bakıp resmi belgeler ve beyanlar üzerinden iz sürelim. Yargılamanın görüldüğü Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebine binaen 7. Ana Jet Üs Komutanlığı bir İdari Tahkikat Raporu hazırladı. Bu raporda, üs komutanı Emin Ayık için “Mevcut kamera görüntüleri, ses kayıtları ve personel bilgi beyanları incelenmiş olup, Tuğg. AYIK’ın, 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde tespit edilebildiği kadarıyla darbe kalkışması yanlısı emir vermediği mütalaa edilmiştir.”deniyor.

7. Ana Jet Üssü’nde o gece yapılan bütün telsiz ve telefon görüşmelerine ilişkin ses kayıtları çıkarıldı. Bu kayıtlar ve çözümleri adli bilirkişiye inceletildi. Hazırlanan uzman bilirkişi raporu, yargılama dosyasına girdi. 

Bu bilirkişi raporuna göre, F-4 pilotu olan sanıkların izinsiz rule yaptıkları (kalkış için yerde manevralara başlaması)iddiası doğru değildi.F-4 uçaklarının havalanmamasının sebebi pistlerin kapatılması ve kargo uçakları ile önlerinin kesilmesi de değildi. O geceki konuşma dökümleri ve tanık beyanları ile bu iddianın doğru olmadığı ispatlandı. İstese bu uçaklar kalkabilirdi ama kalkmadılar.

****

Kule ile pilotlar arasında karşılıklı 19 konuşma kaydedilmiş.  Sabah saat 4.43 ve 4.52’de kule-Tayfun Tuna görüşmeleri ve kule-BHHM görüşmelerinde ana pistin uçuşa müsait olduğu en az 7 defa ifade edilmiş durumda. 

Ayrıca yine o gece kulede görevli olan ve davanın 1 numaralı tanığı konumunda olan Teğmen Çağrı Özağar’ın savcılık ve TEM ifadelerinde de uçakların isteseler kalkabilecek alanları olduğu itiraf ediliyor. Bir diğer tanık Oğuzhan Yatar da mahkeme huzurundaki ifadesinde ana pistin açık ve uçuşa müsait olduğunu kabul ediyor.  

Buna ilaveten ana pist ile Emergency pistin (yedek pist)o saat itibari ile durumları birebir kroki ile çizildi ve uçuşa açık olduğu ortaya kondu.

SAVCILAR AYIK’A BUNU HİÇ SORMADI

Eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Emin Ayık

Resmi iddialara göre bu 4 F-4 uçağı için Eskişehir’deki BHHM’den herhangi bir kalkış emri gelmedi. Yani bu kalkışı darbeciler istemişti. 

Telsiz dökümlerine göre kule görevlisi Çağrı Özağar, saat 04.43’te telsizden Üs Komutanı Emin Ayık ile konuştu.

“Komutanım 2 tane F4 bizden izin almadan şu an ruleye başladı. Emergency pist üzerindeler. Emriniz nedir Komutanım?”diye soruyor. Ayık ise “Harekat Komutanı’nın kontrolünde. BHHM’den aramışlardır, kendisine bir sorun.”karşılığını veriyor.  

Emin Ayık’ın 18 Temmuz tarihli ilk savcılık sorgusunda F4’lerin kalkışı ile ilgili bir soru kendisine hiç sorulmadı. Darbede ne görev aldığı, Yurtta Sulh Konseyi’ni bilip bilmediği, neden Devlet Hava Meydanları Müdürü’nü arayıp yanına çağırdığı, Kayseri’den havalanan kargo uçaklarının Malatya’ya inişine neden izin verdiği soruları yöneltildi ama bu sorulmadı. 

“İSTESEM NAKLİYE UÇAKLARININ İNİŞİNİ GECİKTİRİP BU UÇAKLARI KALDIRIRDIM”

Emin Ayık, 4 Nisan 2017 tarihli duruşmada konuyla ilgili savunma yaptı. İzinsiz olarak uçakların kalkış emrini verdiği iddiasını kabul etmeyen Ayık, “Eğer F4 uçaklarının kalkışına müsaade etmiş olsam ve bu yönde bir çabamda olsaydı bu uçaklar mutlaka kalkışlarını yaparlardı. Çünkü nakliye uçaklarının ilkinin inişi ile F4 uçaklarının ruleye çıkışı arasında 8-9 dakikalık bir zaman var. Yani nakliye uçaklarının inişini 8-9 dakika geciktirerek F4 uçakları herhangi bir sıkıntı olmadan kaldırılabilirdim. Bir piste iniş yapılabiliyorsa kalkış da yapılabilir. Uçakları görür görmez hemen kuleye telsizden F4’lerin park yerine geri dönmesini söyledim.”diye konuştu. 

Daha sonra tanık Teğmen Özağar da bu bilgiyi doğrulayan açıklamalar yaptı.

****

Bu konuyla ilgili asıl muhatap ise Harekât Komutanı Tayfun Tuna.

Tuna, kalkış emrinin BHHM tarafından verildiğini iddia ediyor. “Saat 03:40 civarında Üs komutanımız BHHM’nin 4 uçağın silahsız olarak göreve hazırlanmasını istediğini telsizden bana iletti. Ben de bu bilgiyi filo komutanına (Binbaşı Metin Çivilibal)aktardım. Emrin alışageldiğimiz şekilde BHHM tarafından verilmiş olması ve uçakların silah ve bomba yüklü olmaması içimizi rahatlattı. Böyle bir şey olsaydı zaten bu emri sorgular gereğini yapmazdık.”diyor. 

Ayrıca Filo Komutanı Metin Çivilibal’ın da BHHM tarafından arandığını ifade ediyor. Çivilibal’ın 21 Temmuz 2016’da savcılığa verdiği ilk ifade de bunu doğruluyor. Çivilibal’ın açıklaması şöyle: “Gece saat 03.00 sularında dahili numaradan bir astsubay beni aradı. Bana 4 uçaklık yüksüz görev olabileceğini, hazırlanmamızı söyledi. Bu durumdan şüphelendim. Durumu Tayfun Tuna’ya aktardım. Bir bilgisi olup olmadığını sordum. O da bana evet dedi. Öğrendiğim kadarı ile ona da üs komutanı bilgi vermiş.” 

“DARBE KARŞITI BİR UÇUŞ OLACAĞINI DÜŞÜNDÜK”

İdari Tahkikat Raporu’ndan bir görüntü

Tayfun Tuna, bunun dışında şunları ilave ediyor: “BHHM tüm üstlere önce uçak kalkmasın emri vermiş, Sayın Başbakan’ın emri ile ilerleyen saatlerde darbecilere müdahale etmek için değiştirerek 4 farklı şehirdeki 4 farklı üstten 48 uçağı tam 104 kez kaldırmıştır. İlerleyen saatlerde Akıncı üssünün vurulması için Eskişehir’deki üs komutanlığından F-4 ler kaldırılmıştır. Bu uçakların özellikleri Malatya’daki üstte bulunan F-4 uçakları ile bire bir aynıdır. Eskişehir’den kalkan ilk 2 uçak yüksüzdür. Bu uçakların görevi Akıncı Üssü üzerinde alçaktan uçarak darbecilerin moralini çökertmek, yani psikolojik harekat uygulamaktır. Eskişehir’den bu uçaklar kalkarken, Malatya’ ya da aynı kapsamda emir verilerek Akıncı Üssü’ne taarruz etmemiz için görev hazırlığı yapmaları istenmiştir. BHHM ‘kalkış yapmayın’ emri verilince kalkış iptal edilmiştir.”

 ****

Tayfun Tuna, BHHM’nin telefonlarına cevap vermediği iddiasını da reddediyor.

4 Nisan 2017 tarihli 11. Celsedeki savunmasında HTS kayıtlarını delil olarak sunan Tuna, özetle kendini şöyle savundu:

1- Bu iddiada tamamen gerçek dışıdır. Cep telefonu HTS kayıtlarım, dahili telefon ve telsiz konuşma kayıtlarım ve kulenin BHHM ile yaptığı görüşmenin ses kayıtları bu iddianın ne kadar tutarsız olduğunu açıkça göstermektedir. Uçakların ruleye çıkmasından kalkışı iptal edip park yerine dönün emrini verdiğim zamana kadar BHHM ile temas kurmaya çalışan benim. Bu zaman aralığında BHHM’yi 3 farklı numaradan tam 9 kez aramama rağmen hiçbir aramama cevap verilmemiştir. Bu aramalarım HTS kayıtlarımda görünmektedir. 

2- Saat 04:45 gibi F4’ler ruleye çıktı. Bundan 3-4 dakika sonra BHHM’nin uçakları kaldırmayın dediği bilgisi geldi. Bu ikaz üzerine bu uçaklardan birisinden olan filo komutanı (Metin Çivilibal) ile 2 kez görüştük. Filo komutanı bu 4 uçaktan birisinde uçuyordu. Kendisine birleştirilmiş hava harekat merkezi içinde muhtemelen darbeci ve darbe karşıtı iki grup olduğunu, bize kalkın ve kalkışı iptal edin emirlerini bu iki gruptan hangisinin verdiğinin şu an için belli olmadığını, BHHM ile temas kuracağımı, beni sık sık aramasını ve benden onay almadan kalkış yapmamalarını söyledim. 

3- Müteakiben 2 farklı numaradan 3 kez BHHM’yi aradım, cevap veren olmadı. Bunu takiben filo komutanı ile tekrar görüştük ve aramalarıma BHHM’nin cevap vermediğini, muhtemelen ilk emri verenlerin darbe karşıtı olduğunu konuştuk. Bunun üzerine kuleye F4’leri kaldırın talimatını yineledim.

4- Bu sırada filoda olan Bülent Savaş yarbay gelerek BHHM’den bir personelin gazinoya telefon ettiğini ve ‘kalkış yapılmasın’ talimatını verdiğini iletti. Bunun üzerine tekrar görüştüğüm filo komutanına bizzat kendimin BHHM ile temas kuracağımı ve o zamana kadar kalkış yapmadan beklemede kalmalarını tekrar söyledim. Müteakiben kuleyi arayarak BHHM’nin farklı bir telefon numarasını daha aldım ve filo komutanı odasına geldiğimi söyledim ve BHHM’nin bana filo komutanı odasından ulaşabileceğini de aktardım. Bu konuşmadan sonra BHHM’nin yeni numarasını 6 kez aramama rağmen bu telefonlarıma da kimse cevap vermedi, 6 kez aramama rağmen. Eğer BHHM’yi dinlemeyecek olsam neden ısrarla kendilerini arayayım?

5- Saat 05.09- 05.11 arasında BHHM’nin 02223243537 nolu telefonu tam 6 kez aramışım. Neden cevap verilmemiştir? 

6- Sonra düşündüğümde aynı zaman zarfında belki BHHM de beni aramış ama telefonuma ulaşamamış diye de aklıma geldi. Fakat kule ile BHHM arasındaki telefon kayıtlarını görünce durumun böyle olmadığını açıkça gördüm. Şimdi size 7. Ana Jet Üssünün 11 Kasım 2016 tarihli üs tahkikat raporundaki 136 59 02 numaralı ses kaydının bir kısmını okuyacağım. Bu kayıtta BHHM’deki Fatih Bakkal Başçavuş, bizim üssün uçuş kulesinde görevli olan Murat Bektaş Başçavuş’a şöyle diyor: “Her şey karışık. Burası güvenilir, işgal edilmedi. Ben harekat komutanının (Tayfun Tuna) cep numarasını BHHM’ye verdim aramıyorlar, onlar arasın diyorlar.” diyor. Son cümleyi tekrar okuyorum: “Ben harekat komutanının cep numarasını BHHMM’dekilere verdim ama aramıyorlar. Onlar arasın diyorlar. Bu saat kaçta oluyor. Saat 5:08:44. 05:08:44, 5’i 8 dakika 44 saniye geçe. 

Bu konuşma, benim BHHM’yi 6 kez aradığım 05.09’dan sadece bir dakika önce, yani 05.08’dedir. Bu konuşmanın bilirkişi kaydı dosyadadır. 

7- Ben BHHM’den kimseye ulaşamayınca ve onlar da beni aramayınca saat 05.11’de filo komutanına (Metin Çivilibal) burada darbeci ve karşı darbeci iki grubun olduğunu, “Kalkış yapmayın” emrinin en az riskli yol olduğunu söyleyerek kalkışı iptal ettim. Sonuç olarak görevi iptal ettik ve uçaklar kalkış yapmadan park yerlerine geri döndüler. 

8- Şayet darbe yanlısı olmuş olsaydım uçakları kaldırır, BHHM’den telefon beklemezdim. Uçaklara geri dönün emrini vermeden önceki 16 dakika uçakların kalkış yapması için hiçbir emir vermemiş olmam, ‘uçakları kaldırmada ısrarcı olduğum’ kabulü ile temel temele zıttır. 

9- Yine kulede görevli olan Teğmen Çağrı Özağar da 23 Ağustos 2016 tarihli personel bilgi beyanında şöyle diyor: “BHHMM’den İsmail Üner Albay’a, Akın Yarbay’a ve BHHM’den arayan herkese harekat komutanın cep numarası da dahil olmak üzere ulaşabilecekleri bütün numaraları verdim. İki sefer cep telefonumun numarasını veriyorlar. Hangi saatlerde veriyorlar? İlki saat 04.49’da. İkincisi de 04.58’de. Görüldüğü üzere BHHM’de bana ulaşabilecekleri telefon numaraları mevcut ama benim aramamı istediklerini söyleyerek, beni aramıyorlar ve kendilerini 3 farklı numaradan 9 kez aramama rağmen telefonlarımı açmıyorlar. Bütün bunlardan daha dikkat çekici durum ise benim telefonlarıma cevap vermemelerine ve benim aramamı isteyerek telefon numaralarım kendilerinde olmasına rağmen beni aramamalarına karşın ben uçakların kalkışını iptal edip park yerine emri verdikten sonra beni aramalarıdır. Evet beni aradılar. Ne zaman? Ben uçaklara geri dönün emrini verdikten sonra. 

10- BHHM’nin uçak kaldırmayın talimatı vardır da o gece sadece bizim uçaklarımız mı kalkış yapacaktı, hayır. Bizim uçaklarımız kalkmadı ama o gece tam 4 farklı şehirdeki 4 ayrı üsten 48 uçak 104 sefer kalkış yaptı. Bunlar nasıl kalkış yaptılar? Bir bize mi geldi bu emir? Bize gelen yazılı emir bu üslere de gitmemiş miydi, herkese de gitmişti. O zaman onlar nasıl kalktılar? Kalktılar çünkü BHHM onlara da aynen bize verdiği gibi sözlü emir verdi ve kalkış yaptırdı. Yoksa 104 uçağın kalkması mümkün mü? 

İdari Tahkikat Raporu’ndan bir görüntü

PİST KAPATILDIĞI İÇİN Mİ UÇAMADILAR?

Bu konu etrafındaki en önemli tartışma konusu ise uçakların pist kapatıldığı için mi yoksa BHHM’den gelen emir nedeniyle mi uçmaktan vazgeçtiği. 

Adı geçen herkesin tek tek görüşlerine yer vereceğim.

Öncelikle Tayfun Tuna’nın açıklamalarına bakalım. Yine anlaşılır olması bakımından madde madde vereceğim:

“1- Bu iddiaya da kroki üzerinde izah ederek açıklık getirmek istiyorum. Alanda uçakların sıkışması söz konusu değildir. Uçaklara kalk emri verseydim kalkabilirlerdi. Ana pist kalkışa müsaitti. Aynı tarihte ifade veren pilotların tamamının da ifadeleri bu yöndedir. 

2- Devlet Hava Meydanları İşletme Müdürü Akan Aydoğan, Başsavcı’ya şöyle bir ifade vermiş: ‘Saat 04:28’den itibaren 7 uçak (Kayseri’den gelen nakliye uçakları)inmeye başladı. Ben de iş makineleriyle önce apronu, daha sonra taksi yolunu -yani ana pistle apron arasındaki bağlantı yolunu kastediyor- kapatmaya başladım. Sonra da araçları ana piste çektim. Böylece ana pisti, taksi yolunu ve apronu kapattım.’ Akan Bey’in burada ana pist olarak kastettiği yer, pist başıdır. Bu araçlar konulduktan sonra oluşan durumu elinizdeki krokilerde görebilirsiniz. Mavi ile boyanan yerler araçların konulduğu yerlerdir. Görüldüğü gibi bu araçlar uçakların kalkışına hiçbir şekilde engel değildir. Çünkü ana pistin yüzde 90’ı açıktır. Bu durumda uçakların kalkış için izleyebileceği yollar krokide okla gösterilmiştir. İşte pilotlar bu durumu gördükleri için istesek çok rahat kalkabilirdik ama kalkmadık demektedirler. 

3- Bu olay yaşanırken Akan Aydoğan’la birlikte olayları takip eden Malatya İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mustafa Kamalak da 22 Temmuz’da Başsavcıya verdiği ifadede şöyle diyor: 7 kargo uçağı piste indi. Derhal araçları piste soktuk, ana pistte gidebildiğimiz yere kadar giderek araçları yolun ortasına çarprazlamasına, uçak inip kalkmayacak şekilde koyduk. Artık uçakların inmesi ve kalkası imkansız hale geldi.”

Sayın Başkan, gidebildikleri kadar gittikleri yer neresi biliyor musunuz? Ana pistin en sonu. Yani iniş ve kalkışa hiçbir tesiri olmayacak nokta. Bu araçların konulduğu yerde elinizdeki krokilerde sarı ile boyanmış olarak gösterilmiştir. 

4- Buna rağmen pistin açık olduğuna dair bir de ses kaydından örnek vermek istiyorum. 7. Ana Jet Üs Komutanlığı tahkikat raporu 136 59 02 numaralı ses kaydı… Saat 05.09’da kaydedilen ve yaklaşık 90 saniyelik bir ses kaydı. Üs kuledeki Murat Bektaş Başçavuş, BHHMM’deki Başçavuş Bakkal’a şöyle diyor: “4 F4 rulede nakliyeler arasında sıkıştı, isterlerse pistte ilerleyebilirler veya geri dönüp çözülebilirler. İstemeleri durumunda Emergency pist üzerinden geri dönüşle piste girebilirler. İsterlerse park yerine giderler, isterlerse piste gidip kalkış yapabilirler.” 

5- Sayın Başkan tüm bu ifadelerden anlaşıldığı gibi pist açıktı ve uçaklar kalkabilirdi ama kalkmadılar.  O gece bir çok yerde olduğu gibi BHHM’de de büyük bir emir-komuta karmaşası yaşandığı gayet açıktır. Çünkü resmi mesajla hiçbir uçak inip kalkmayacak emri vermesine ve telefonla da bu emrin tekrarlanmasına rağmen BHHM kendi verdiği emirlere muhalif olarak uçaklar kaldırmıştır. Bizim yaşadığımız olayda da uçaklara kalkın emri veren de BHHM’dir, kalkışı iptal eden de BHHM’dir. Bütün bu emirler verilirken bu emirleri verenlerin darbe karşıtı mı yoksa darbeci mi olduklarını biz nasıl anlayacaktık, müneccim miyiz biz, nereden bilelim?

6-  Bomba yüklü olmayan ve gece kaldırılmak istenmesine rağmen gece alçaktan uçuş sistemlerine sahip olmayan uçaklarımızın darbe yanlısı bir grup tarafından kaldırılabileceğini nasıl düşünecektik? 

7- Son bir yıl boyunca 100’e yakın olayda bize 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi emir veren BHHM idi. Kule tarafından “BHHM kalkmanızı istemiyor” denilene kadar BHHM’den verilen emirden en ufak bir şüphe duymamamız gayet normaldir. 

****

O sırada 171. Filo Komutanı olan ve bu F4’lerden birine binerek kalkışa hazırlanan pilotlardan biri olan Metin Çivilibal da mahkemenin 11. Celsesinde savunma yaptı. 

Çivilibal’ın açıklamaları da şöyle:

“Ben ikinci uçağın arkasında oturuyordum. O an emergency pistte değil de ana piste gelip kalkma imkanımız vardı. Henüz hiçbir araç yoktu pistte. Kulenin BHHM’nin emrinin uçakların kalkmaması yönünde olduğunu bildirmesi ile bu çelişkiyi gidermek için amirim olan harekat komutanı ile görüşmeye karar verdim. Ortada iki farklı emir olduğunu, BHHM’yi arayarak durumu netleştirmesini ve kuleye de bilgi vermesini istedim. Bu arama HTS kayıtlarında da var. Sonuncu görüşmemizde kendisi geri dönün emrini verdi. Ben de pilotlara park yerine geri döneceğimizi, son verilen emrin bu olduğunu ikaz ettim. Bu sıralarda kulenin BHHM’den Recep Ünal general ve İsmail Üner Albay emriyle geri dönülmesi gerektiği ikazı da yapılmıştı.”

Bu arada yeri gelmişken bu iki isimden Recep Ünal’ın daha sonra darbeci denilerek tutuklandığını, İsmail Üner’in ise generalliğe terfi ettiğini hatırlatalım.  

İdari Tahkikat Raporu’ndan bir görüntü

“MAHKEME HEYETİ İLE AYNI UÇAKLARA BİNELİM, GİDİP NASIL KALKACAĞIMIZI GÖSTERELİM”

Netice olarak Çivilibal da o gece uçakların sıkışmış olmadığını, isteseler kalkabileceklerini savunarak, “Aksi takdirde park yerinde dönme imkanımız olmazdı. O şartlarda bile bize kalkış emri verilseydi park yerine dönmek yerine krokilerde de görüldüğü gibi, kuledeki Çağrı Teğmen’in tanık ifadelerinde, kuledeki astsubayların da ses kayıtlarında açıkça görüleceği gibi ana piste girip kalkış yapabilecek yeterli pist mesafemiz vardı. Yani kargo uçakları ve pist başındaki araçlar kalkış yapmamıza engel değildi. Aynı şartlar sağlandığı takdirde burada bulunan 8 pilot aradan yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen uçakların kalkıp kalkamayacağını gösterebilecek yetenek ve tecrübededirler. Hatta gerekli izinler alındığı takdirde herhangi dördümüz ön kokpitlerde değerli heyet üyeleri arka kokpitlerde olacak şekilde uygulamalı olarak ispat etmeye hazırız. Durum bu kadar açık ve nettir. Yani bizim geri dönmemiz bir mecburiyet değil emirleri uygulama yönündeki bir tercihtir.”

Duruşmada, Çivilibal’a pistin fit uzunluğu soruldu. Cevaben, “17 fit yaklaşık”dedi.  Sözkonusu F4 Fantom uçaklarının kaç bin fitte kalkabileceği sorusuna karşılık da “Mühimmatsız yaklaşık 4-5 bin fitte kalkar, yani o gün için yeterli mesafemiz vardı.”karşılığını verdi.

“AÇIK OLAN PİST 10 BİN FİT CİVARIYDI, BİZE 4-5 BİN YETERDİ”

Bu uçaklardan birinde olan pilotlardan Binbaşı Tuncay Öztürk, 6 Nisan 2017 tarihli 12. celsede savunma yaptı.

Onun cevapları ise şöyle:

“Uçakların kalkmamasının nedeni pistin kapalı olması değildir. Kasa ve nakliye uçakları ana pist üzerinde değil, emergency pisti üzerindeydiler ve bu uçaklar F4 uçaklarının ana piste ya da park yerine dönmesine engel teşkil etmiyordu. Uçaklar BHHM’nin emirlerinin netliğe kavuşmasına müteakip rahatlıkla dönmüşlerdir. Ana pistte F4 uçağının kalkması için yeterli pist mesafesi fazlasıyla mevcuttu. Bir F4 uçağı ortalama 4-5 bin fit mesafeden kalkabilir. O gün açık olan pist 9-10 bin fit civarıydı. Bu konu hiçbir tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık olan teknik bir konudur. Kolaylıkla ispatlanması mümkündür. İster F4 2027’lerin modernizasyonunu yapan İsrail’de, ister F4 uçağını üreten Amerika’da, ister Türkiye’de, ister Türk bir pilot tarafından, ister yabancı bir pilot tarafından, ister bilgisayar programında hesaplansın, ister manuel olarak teknik dokümandan hesaplansın gerçek budur. Uçakların kalkış yapamayacağını iddia eden tek bir bilgi tanık ifadesi olmamasına rağmen bu suçlamanın iddianameye nasıl girdiği anlaşılamamıştır.” 

“BU UÇAKLARIN ALÇAK UÇUŞ ÖZELLİĞİ YOK”

Bir diğer pilot Üsteğmen M. Burak Kılıç da aynı duruşmada şunları dile getirdi: “ 4 uçak da yedek pist üzerinde durduk ve komutanımızın talimatlarını bekledik. Bu sırada 1. uçağın pilotu Halil Karan’ın durumu komutana sorduğunu ve cevap beklediğini ikinci telsizden duyuyordum. Komutanın görev iptal ve geri dönüyoruz ikazıyla birinci uçak bunu kuleye ikaz etti ve biz de bulunduğumuz yerden geri döndük ve park yerlerine gittik. İddia edilenlerin aksine kasa uçaklarının arasında sıkışmış olsaydık bu geri dönüş manevrasını da yapamazdık. Çünkü uçaklarımızın geri manevra kabiliyeti yoktur. 180 derece geri dönebilmek için geniş bir alan gerekmektedir. Eğer sıkışmış olsaydık bu dönüşü de yapamazdık. Piste girmek için hiçbir teşebbüsümüz dahi olmamıştır. Kule personeli tanık Hasan Çağrı Özağar ve oradakilerin ses kayıtları ve ifadeleri bu konuda delil niteliği taşımaktadır. Kendisinin de söylediği gibi pist ve bağlantı yolları hala açıktı. Çünkü kasa uçakları inmeye devam ediyordu ve pisti kapatmaya çalışan insanlar bu konuda ehil ve bilgili insanlar olmadıkları için pistin nasıl kapatılacağını bilmiyorlardı ve bu yüzden pist hala açıktı. Kasa uçakları inmeye devam ediyordu.  Yani piste girip kalkmak için yeterli mesafe ve alan vardı. Hatta bravo diye adlandırılan, tanık Hasan Çağrı Özağar’ın ifadesinde de geçen bağlantı yolu hala açıktı ve tam benim hizamda bulunuyordu. Benim buradan piste girmek için veya herhangi uçağın hiçbir teşebbüsü olmamıştır. BHHM’nin ve komutanımızın emirleri üzerine filoya döndüm.”

Pilot Kılıç’a duruşmada, “F4 pilotu olarak Ankara üzerinde alçak uçuş yeteneğiniz var mıdır?”diye soruldu. Cevabı, “Yok. Böyle bir yeteneğim veya uçak kabiliyeti yoktur.”Şeklinde oldu.

Devamında, bu uçaklar kalkabilseydi Meclis’i bombalayacağı iddiaları hatırlatıldı ve şöyle bir diyalog yaşandı:

– Uçağınızın gece alçak irtifa seyru sefer kabiliyeti sağlayan nantır kodu var mı?

– Yoktur. 

– Gece görüş gözlüğü kullanıyor mu F4 2020 uçakları?

– Hayır kullanmıyoruz. 

– Geceleyin bir hedefi bulmayı ve bombalamayı sağlayan sniper kodu, F16 uçaklarının kullandığı sniper kodu var mı?

– Yoktur. Bizim görevlerimiz sadece dağlarda konumlanan teröristlere göre, uçağımızın hassas bomba atma kabiliyeti olmadığı için bizi ne şehir merkezine ne de meskun mahalle operasyon yapmaya göndermiyorlar. 

“2 KEZ KALKIŞ YAPABİLECEK KADAR ALAN VARDI”

Bu uçaklardaki pilotlardan Eray Bakır, 6 Nisan 2017 tarihli aynı duruşmada, şunları kaydetti:

“Emergency piste girerek bir müddet ilerleme sonucu kuleden BHHM’nin uçuş yasak emri ikaz edildi. Emrin doğrulanmasını beklerken piste inmeye devam eden kargo uçakları mevcuttu. Ana pistin açık olduğunun aşikar olduğu bu pozisyonda, emergency pistten ana piste geçiş için kullanılan taksi bağlantı yolları da yanıbaşımızda apaçık duruyordu. Kalkışın rahatlıkla mümkün olduğu bu pozisyonda BHMM emrinin doğrulanması beklenmekteydi. Emrin teyidinin gerçekleştirilmesi sonucu geri dönüş emri alındı. Uçaklar sırasıyla bulundukları pozisyondan rahatlıkla geri dönüş gerçekleştirerek park yerine ulaştı. Filo komutanı Metin Çivilibal, Harekat Komutanı Tayfun Tuna’ya cep telefonu ile ulaşıp emrin doğrusunu teyit ederek geri dönülmesi emrini verdi. Burada uçakların bulunduğu pozisyondan 180 derece geriye dönüş yapması ve park yerine hiçbir ısrar, zorlama, şiddet olmadan dönmesi sıkışıp kalınmadığının ve ısrarda bulunulmadığının kanıtıdır. Kaldı ki kalkış yapmak, hemen sağda apaçık duran ana piste bağlantı taksi yolundan geçerek 2 kez kalkış yapabilecek kadar boş mesafede olan pistten kalkmak kadar kolaydı. Kalkış için gerekli olan pist mesafesi daha önceden de belirtildiği gibi 4 bin 500-5 bin fittir. Açık olan pist mesafesi yaklaşık 9 bin fittir. Eğer  kalkılmak istenseydi açık olan piste yine açık bağlantı taksi yolundan geçerek kalkış rahatlıkla yapılabilirdi. Burada emrin teyidi için beklenmezdi zaten.”

“MÜHİMMAT YÜKLÜ 14 UÇAK VARKEN BUNLARA BİNDİK”

Aynı celsede Pilot Üsteğmen Yusuf Tür de savunma yaptı. Onun açıklamaları da benzerdi. 

Üsteğmen Tür, şöyle konuştu: “Kulede bulunan kişinin görevi yerde ve havada emniyetli ayrımdan sorumlu olmaktır. Harekat görevini bırakın, eğitim uçuşunu bile iptal etmek gibi bir yetkisi yoktur. Pilotlara tavsiye niteliğinde talimat verir. Bu nedenle kuleden izinsiz rule yaptığımız bahanesiyle tutuklu olmam ne kadar doğrudur? Öncelikle F4 uçakları nakliye uçakları arasına sıkışmamıştır. Eğer böyle bir durum olsaydı bizler F4’leri emergency pisti üzerine bırakmak zorunda kalır ve park yerine dönemezdik. Aynı şekilde geriye döndüğümüzde de park yerine girmek için sağa dönmek yerine sola dönerek bravo taksi yolundan ana piste ulaşabilirdik. O saatlerde araçlar pistin kuzey uç kısmını kapatarak pistin yüzde 10’u gibi kısa bir mesafeyi işgal etmişlerdi. Geriye kalan mesafede Türkiye’de bulunan bir çok pistin uzunluğundan daha fazla olup başka bir F4 pisti olan Eskişehir’deki pistle neredeyse aynı uzunluktaydı. Basit bir hesaplamayla uçağın kalkış mesafesi hesaplanıp o saatlerdeki pistin vaziyeti ile karşılaştırılabilir. Ben bu durumu 9 ay öncesinde de ifade etmiştim. Eğer hala bu konu hakkında bir şüpheniz varsa imkan verilsin size kendim bu durumu göstereyim. İzin verilsin uçağa bineyim ve uçabileceğimi sizlere göstereyim. Kısacası bizler kalkışın engellendiği için değil emrin gereği olarak görev iptal olduğu için uçmadık. Darbeye teşebbüs etmediğimin göstergesi olarak filomuzda Terörle Mücadele Harikatı (TMH) kapsamında mühimmat yüklü 14 uçak varken emir gereği silahsız uçağa bindim.

“HANGİ FİLOYA SORARSANIZ SORUN, SİZE KAFADAN SÖYLER”

En öndeki F4 uçağının pilotu olan Üsteğmen Halil Karan, yine aynı duruşmada şunları aktardı: “Burada ben pistin açık olup olmadığını kimseye sormadım, çünkü zaten uçağın içinde olarak pisti en iyi şekilde gören kişi benim. BHHM, ‘Recep Ünal generalin emri, hiçbir uçak uçmayacak’ şeklinde bizi ikaz etti ve ben bunun üzerine zaten direkt durdum ki önümde yaklaşık 4 bin fitlik bir mesafe vardı daha. BHHM’nin emrini dinlemeyecek olsam, bravo havuzu dediğimiz yerden direkt karşıya geçtiğimiz B yoluyla direkt ana piste ulaşabilirim zaten. Yani biz buradan iki kere kalkardık ki bunu benim söylememe de gerek yok, bilgisayarlar yardımıyla ya da manuel hesaplamalarla bu çok rahat hesaplanabilir ki bunu hangi filoda sorulursa sorulsun hesaplamadan kafasından direkt söyleyebilir pist mesafesini, kalkış mesafesini. Biz ruledeyken kargo uçakları inmekteydi zaten ki nasıl kapalı olan bir piste kargo uçağı inebilir, o da ayrı bir düşündürücü durumdur. Telsiz konuşmalarından da anlaşıldığı gibi sadece sivil apronun kapatıldığı ve pistin ilk bin fitlik bölümüne araç konulduğu fotoğraflardan da anlaşılmaktadır. Ayrıca kule personeli teğmen Çağrı’nın ifadesinde de belirtilmiştir. Kargo uçaklarının arasında sıkışıp kaldığımız iddiası da tamamen asılsız havacılıkla alakası olmayan bir yorumdur ki sıkıştıysak nasıl oluyor da park yerine gidiyoruz ve önümüzde de yaklaşık 1 km, 2 km’lik mesafe var.”

TANIK TEĞMEN DE PİLOTLARI DOĞRULUYOR

Burada ısrarla atıf yapılan bir isim var ki o da davanın 1 numaralı tanığı olan kule görevlisi Teğmen Çağrı Özağar.

Gerçekten de Özağar, 23 Temmuz 2016 tarihli savcılık ifadesinde pilotları teyid eden bilgiler veriyor. “Harekat Komutanı bize F-4 uçakları kalkabilirler mi diye sordu”diyen Özağar, şu itirafta bulunuyor: “Biz de ona normal durumu değil, kargo uçakları arasında sıkıştılar şeklinde bilgi verdik. Ana pistin içerisinde de sivil ekiplerin araçlarının olduğunu kalkmalarının şu an imkansız olduğunu söyledik. Yani yalan söyledik. Zira ana piste geçiş yapsalardı kalkabilecekleri mesafe vardı.”  

23 Ağustos 2016 tarihli 7. Ana Jet Üssü Personel Bilgi Beyanı’nda da, “F4 uçakları yedek pistte nakliye uçakları arasında bekliyorlardı. Sivil araçlar da pistin en son kısmını kapatmıştı. Ancak F4 uçakları ana piste girerse kalkmaları için yeterli mesafe vardı.”diyor. 

****

Tanık teğmen, 10 Kasım 2017 tarihli duruşmada sanıklarla yüzleşti.

Başka bir tanık da o gece kule görevlisi olan Astsubay Metehan Avcı idi. Fakat Avcının tayini Eskişehir’e çıktığı için mahkemeye gelip sanıklarla yüzleşemedi. Onun yerine Eskişehir’den talimatla yazılı ifade verdi.

Avcı’nın anlatımları özetle şöyle: “Olaylar devam ettiğinden Malatya valisinin sivil terminali kapatmasından dolayı kargo uçaklarının Emergency pistine yönlendirdik. Orada park ettiler. F- 4 uçakları da kargo uçakları arasında sıkıştığı için kalkış yapamadılar. (…) Bu sırada Tayfun Tuna yeniden ‘F-4 uçaklarının kalkabileceği veya manevra yapabileceği yer var mı’ diye sordu. Biz de F-4 uçaklarının kalkmaması için Albay Tayfun Tuna’ya yanlış bilgi vererek kalkmalarının imkansız olduğunu, kargo uçaklarının arasında sıkıştığını söyledik. Bu sırada Albay Tayfun Tuna’ya BHHM ile görüşmesi gerektiğini söyledik. (…) Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, Albay Tayfun Tuna’yı telsizden bağırır şekilde çağrı yaparak ‘Telefonuna bak telefonuna bak’ şeklinde söyledi. (…) Emin Ayık, Harekat Komutanının ‘Bütün uçakları kaldırın’ talimatına rağmen bize çağrı yaparak ‘F-4’ler geri dönsün’ dedi. Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık’ın F-4’lerin geri dönsün talimatını aktardık, uçakları tekrardan uyararak üs komutanın emriyle filoya geri dönmesini sağladık.”

Yani Avcı da Teğmen Özağar gibi aslında bu uçakların uçabileceğini ama Harekât Komutanı’na yanlış bilgi vererek uçuşu engellediklerini söyledi.

Tayfun Tuna ise mahkemedeki bir ifadesinde, kendisinin o akşamki çelişkili davranışları nedeniyle Teğmen Özağar’a zaten güvenmediğini, bu bilgilere itibar etmediğini, pistin durumunu görebilecek ve uçakların kalkıp kalkamayacağını bilebilecek durumda olduğunu vurguladı. Dolayısıyla iptal kararında kulenin anonslarının etkili olmadığını ileri sürdü.

TANIK YATAR DA PİLOTLARI DOĞRULADI

Bir diğer tanık, 15 Temmuz gecesi nöbetçi uçak bakım subayı olan Teğmen Oğuzhan Yatar. 3 Ocak 2018 tarihli duruşmada dinlenen Yatar, “Bizim gördüğümüz kadarı ile emergency pist kapanmıştı, ana pist açıktı. Uçaklar eğer kalkmak isteselerdi ana pistten kalkarlardı. O zamanki bizim gördüğümüz şekli ile…”dedi.

Daha sonra çapraz sorgu sırasında da aynı soru kendisine yöneltildi. Görüşlerini tekrar ederek, “Bizim gördüğümüz kadarı ile ana pist açıktı. Kurye uçakları sadece emergency pistini kapatmışlardı. Ana pist açıktı. Eğer pist başından ana piste girişleri varsa kalkış yapabilirlerdi bizim gördüğümüz.”ifadelerini kullandı.

HER ŞEYE RAĞMEN MÜEBBET

Bütün bu ifadeler, itiraflar, telefon ve telsiz konuşma dökümleri, kroki çizimleri, fotoğraflar, idari tahkikat raporu ve bilirkişi raporuna rağmen mahkeme, sanıklara mahkumiyet cezası verdi. Emin Ayık, Tayfun Tuna, Metin Çivilibal ve Tuncay Öztürk müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 

Pilotlar M. Burak Kılıç, Eray Bakır, M. Yusuf Tür, Halil Karan, Seçkin Gülmüş ve Ülfet Kaçay ise beraat etti. Ancak daha sonra hepsi hakkında aynı suçlamalarla yeniden dava açıldı. Yargılamaları devam ediyor.

Gerekçeli kararda, Ayık, Tuna, Çivilibal ve Öztürk için verilen mahkumiyet kararına ilişkin şöyle denildi: “Sanık her ne kadar ana pistin açık olduğunu, istemeleri halinde manevra yapmak suretiyle  ana pistten kalkış yapabilmelerinin mümkün olduğunu beyan etmiş ise de kulede görevli personeller Murat Bektaş, Çağrı Özağar  ve Metehan Avcı’nın tanık sıfatıyla alınan beyanlarında kargo uçaklarının emergency  pisti üzerine inmesi nedeniyle F4 uçaklarının sıkıştıkları anlaşılmıştır.  Bu durum  yukarıda anlatılan hususlar ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın  darbeye destek amaçlı olarak uçak başı yaptığı, ancak pistin kapatılması sonucunda kalkış yapamadığı, sanığın elinde olmayan nedenlerle eylemlerini sonlandırdığı, bu haliyle üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır.”

Yani yargılama safhasında aksi yönde bilgiler ortaya konmasına rağmen mahkeme heyeti sanki bunlar hiç yokmuş gibi karar aldı.

Burada mahkeme heyetinin yargılama devam ederken değiştiğini, ilk hakim Vedat Koç’un görevden alınıp yerine  İzzettin Duman’ın getirildiğini not edelim.Duman, aynı zamanda Malatya İl Seçim Kurulu Başkanı idi.

EMRİ KİM VERDİ?

Bu tartışmada en çok kafa karıştıran noktalardan biri, Tayfun Tuna’nın “Emri BHHM verdi”açıklamasının kaynağı ile ilgili. Tuna, “Üs komutanı Emin Ayık, bana emrin BHHM’den geldiğini söyledi”diyor. 

Teğmen Çağrı Özağar’ın ifadesinde ise şöyle geçiyor: “Üs komutanımızı arayıp ruleye kalkan uçakları bildirdim. ‘Emriniz nedir komutanım’ diye sordum. O da ‘Harekat komutanının kontrolündedir, BHHM’den aramışlardır, bir sorun’ dedi.” 

Şu durumda iki komutan arasında bir çelişki olduğu görülüyor.

Bir duruşma sırasında Emin Ayık’ın avukatı Tayfun Tuna’ya, “Ayık’ın emri olsa ‘Ben emir verdim’ demesi gerekir ama siz o emri Emin Ayık’tan aldığınızı söylüyorsunuz. Bir daha tekrarlar mısınız?” sorusunu yöneltti. Bunun üzerine Tuna, “Evet, Emin komutanımızdan telsizle aldım.”karşılığını verdi.

Devamında Emin Ayık ile Tuna arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

Ayık:Birkaç defa geçti savunmasında Tayfun Tuna’nın. Benim emrim olduğunu söylediği emri telsizden mi aldınız?

Tuna:Evet. 

Ayık:Benim çağrım olduğundan emin misiniz, yani böyle önemli bir emri telefondan, telsizden söylenebilecek bir durum mudur?

Tuna:Yani benim açımdan telsiz, telefon ya da yüz yüze fark etmiyor ama yani sizi yüz yüze görsem tabi daha yüzde yüz emin olurum. 

Ayık:Yani ben o akşam kendi savunmamda da ifade ettim, ben böyle bir emri ne yazılı ne sözlü ne de telefonla vermiş değilim, arz ederim. 

****

Bu konu muallakta kaldığı için sanıklar üzerinde bir soru işareti oluşuyor. İlk olarak BHHM’den kimin arayıp bu emri ilettiği aydınlatılmış değil. Verilen bir isim yok. BHHM’nin telefon dökümlerini ve ses kayıtlarını Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletmemesi nedeniyle bu muamma çözülemedi.

Fakat sonuç itibariyle Tayfun Tuna’nın HTS kayıtları, hangarda F16’lar varken 4 tane F4’ün mühimmatsız olarak ruleye çıkarılmış olması, bunların da kalkabilecek pist olmasına rağmen BHHM emri üzerine geri dönmüş olmaları darbeye destek iddialarını son derece zayıflatıyor. 

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz