15 TEMMUZ MALATYA DOSYASI -11 O Üsteğmen de ‘sahte kahraman’ çıktı

“15 Temmuz kahramanı” denilip de sonradan sahtekâr olduğu anlaşılan bir çok kişi oldu.

Fakat şimdiye kadar bu isimlerin hepsi siviller arasından çıktı. Aslında kamuoyuna henüz yansımasa da o listede bir de asker var.

O asker, 15 Temmuz’da Malatya 7. Ana Jet Üssü Hava Ulaştırma Bölük Komutanı olan Kıdemli Üsteğmen Muhammet Hakan Erkuş. Daha sonra Erzurum Hava Radar Mevzi Komutanlığı’na bağlı 219 Numaralı Hava Radar Kıta Komutanı olarak atandı ve yüzbaşı oldu.

Bu süre zarfında “İkinci darbe girişimini önleyen kahraman” olarak anıldı. Gazetelerde fotoğrafı çıktı. Hakkında övgü dolu haberler yazıldı. “Darbecilere darbe yapan üsteğmen” deniyordu.

Fakat gerçek farklıydı.

Darbe girişiminden 1 hafta sonra, 23 Temmuz 2016 tarihli Habertürk gazetesinin birinci sayfasında, “Vanaları söktü, cuntayı felç etti” başlıklı bir haber vardı. “FETÖ’cü darbeciler, ilk girişim başarısızlığa uğrarsa ‘B Planı’nı uygulayacak, Malatya’daki 2. Ordu’yu devreye sokacaktı. Ancak Üsteğmen Hakan Erkuş, uçakların yakıt almasını önlemek için vanaları söktürdü. Böylece darbecilerin planı suya düştü.” diyordu. 

23 Temmuz 2016 tarihli Habertürk’ün 1. sayfası

Haberin devamı şöyleydi: “Hava Ulaştırma Bölük Komutanı Kıdemli Üsteğmen Muhammet Hakan Erkuş’un askerlerine verdiği bir talimat, hain planı bozdu. Erkuş, askeri yakıt tankerlerinin vanalarını söktürüp anahtarlarıyla birlikte toprağa gömdürdü. Bu müdahale, darbe girişiminin ikinci dalgasını başlatmak ve Kayseri’den Malatya’ya gelen kargo uçaklarını kaldırmak isteyenlerin planını durdurdu.”

Aydınlık, Ulusal Kanal, Milliyet, Türkiye gibi diğer gazete, TV ve internet sitelerinin de alıntıladığı bu habere göre, o gece Malatya’ya inen 7 kargo uçağı yakıt alıp yeniden havalanacak ve darbe girişimi kaldığı yerden devam edecekti.

Habertürk’ün haberinde, “Kargo uçaklarında 39 yüksek rütbeli subay, uçak teknisyeni ve silahçı astsubaylar bulunuyordu. Bu ekip, yakıt aldıktan sonra Siirt, Şırnak, Hatay ve Denizli’nin Çardak İlçesi’ndeki birliklerden Akıncı 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na yaklaşık 550 asker indirmeyi planlıyordu. Üsteğmen Erkuş’un ‘Yakıt vermeyin’ emri, uçakları adeta felç etti.” deniyordu. 

Kahraman Üsteğmen’in babası Levent Erkuş ile de röportaj yapılmıştı. Baba Erkuş, oğlunun yakıt tanklarından sorumlu olduğunu belirterek, “O gece görevli değildi. Darbe girişimini duyunca şehre indi. Emrindeki askerler kendisine ulaşıp 7 uçağın yakıt almak istediğini iletince buna izin vermedi ve tankerlerin vanalarını söktürttü.” ifadelerini kullanmıştı.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır da “Pistleri kapattık. Bu sırada içeriden de askerlerin yakıt tankerlerinin vanalarını sakladıklarını öğrendik. Vatansever, milletini seven askerlerimizin de üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini öğrendik, onlarla gurur duyuyoruz, teşekkür ediyoruz.” demişti.

OYSA O GECE MESAİYE BİLE GİTMEMİŞ, ASTLARINA ZORLA İFADE VERDİRMİŞ

Peki gerçekler böyle miydi?

Hayır.

O gece Hakan Erkuş üsse bile gelmemişti.

Daha sonra emrindeki askerlere baskı ile bu yönde ifade verdirmiş, kendine bir ‘kahramanlık’ hikayesi yazmıştı.

Bunu nereden biliyoruz?

7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nın hazırlayıp mahkemeye gönderdiği resmi idari tahkikat raporundan.

Tek tek personelle görüşerek, kamera ve telsiz kayıtlarını deşifre ederek hazırlanan raporda bu sahtekârlık açıkça yazıyor.

7. Ana Jet Üssü İdari Tahkikat Raporu’nun ilgili satırları…

Sözkonusu haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilerek şöyle deniyor: “F-4 uçaklarının izinsiz rule yapması olayından başka herhangi bir olay meydana gelmemesine rağmen yerel ve ulusal basında 7’nci Ana Jet Üs Komutanlığında görev yapan Hava Ulaştırma Üsteğmen Hakan Erkuş’un ikinci darbe kalkışmasını engellediğine yönelik haberlerin gerçeği yansıtmadığı, (….) Uçaklara full yakıt verildiği, ancak kahraman olmak adına maiyetindeki personele  olmamış bir olayı yaşanmış gibi göstererek zorla tutanak imzalatmaya çalıştığı personel bilgi beyanlarından anlaşılmış olup, konun savcılık tarafından incelenmesine ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir.”

Konu, yargılama sırasında da gündeme geldi. Sanık pilotlardan eski üsteğmen Halil Karan, 6 Nisan 2017 tarihli celsede at izinin nasıl it izine karıştırıldığını anlatırken bu olayı örnek gösterdi. “Bu idari tahkikatta belirtilen, okuyunca da anlayacağınız Hakan Akkuş (Yanlışlıkla Erkuş yerine Akkuş diyor) olayı var. Çıkan habere göre bu Hakan Akkuş üsteğmen arkadaşımız uçakların yakıt şeylerini toprağa gömerek darbeyi engellediğini iddia etmiş ve astlarına da tutanak imzalatmış, astsubay arkadaşlara. İdari tahkikat sonucunda bu kişinin yalan söylediği ortaya çıkıyor. Yani böyle bir olay hiç gerçekleşmemiş ama sahte kahramanlık duygusuyla ve insanların aleyhinde bu tip şeyler vererek bizim üzerimize atılı suçlardan en basit örneğinden bir tanesidir. Yani ki bu idari tahkikatla ortaya çıktı ki o astsubay arkadaşlara teşekkür ediyorum. Böyle bir iddianın, yani asılsız bir şekilde zorlayarak imzalattığı tutanağın, yani asilce ve dürüstçe söyleyerek ‘bunu bize zorla imzalattı’ demiştir. O arkadaşlara teşekkür ediyorum.”

PİLOTLAR YERE İNER İNMEZ GÖZALTINA ALINMIŞTI

Halil Karan’ın teşekkür etme nedeni, inen uçakların yeniden kaldırılmak istendiğine dair bir algının boşa çıkarılmış olması.

Gerçekten de dava dosyasına giren belgeler ve ifadelerden anlaşıldı ki o uçakların tekrar kalkmak gibi bir amacı yoktu. Zaten pilotlar canlarını kurtarmak ve uçakları sağ salim kurtarabilmek için son anda iniş yapabilmişlerdi. Uçakların inmesine Eskişehir’deki Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi (BHHM) ve darbeyi önlemeye çalışan hava kuvvetleri komutanları da onay vermişti. Ayrıca pilotlar zaten iner inmez gözaltına alınmıştı. 

Bu 7 uçak Kayseri 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’ndan havalanmış fakat hiç bir yere inmesine izin verilmeyince yakıtları bitmek üzereyken Malatya’ya zaruri iniş yapmıştı. Bu konuyla ilgili tartışmalara, yazı dizisinin 7. Bölümünde “Onun emriyle 7 uçak düşecekti; komutanlar faciayı önledi” başlığı ile yer vermiştim. 

Malatya Valisi Ali Kaban, 2018 yılında Üsteğmen Hakan Erkuş’u makamında kabul edip kendisine plaket takdim etti.

Bu uçaklardan yola çıkarak ortaya atılan ‘ikinci darbe kalkışması’ iddiası bilgisizlikten kaynaklı. 

Haberde, “Bu ekip, yakıt aldıktan sonra Siirt, Şırnak, Hatay ve Denizli’nin Çardak İlçesi’ndeki birliklerden Akıncı 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na yaklaşık 550 asker indirmeyi planlıyordu.” deniyor.

Bu, uçakların kalkarkenki göreviydi. Zaten belirtilen havaalanlarına iniş yapamadıkları için dönüş yapmak ve yakıtlarını tüketmek zorunda kaldılar.

Malatya’ya indiklerinde ise saat sabah 05.00’ti. 

Darbe girişiminin tamamen bastırıldığı, olayların kesin olarak kontrol altına alındığı, Başbakan’ın havadaki F-16’ların bile vurulması için talimat verdiği bir saatte kargo uçakları ile yeni bir darbeye kalkışmak, 550 tane komando ile yönetimi devralmayı planlamak akıl işi değil. Zaten hiç bir belgede, hiç bir ifadede böyle bir planın varlığından söz edilmedi. 

Bu iddia, askerlikten anlamayan bazı kamu görevlileri ile gazetecilerin fantezisinden ibaretti.

SAHTEKAR ÇIKAN DİĞER ‘KAHRAMANLAR’

Yüzbaşı Erkuş’la ilgili Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı herhangi bir işlem yaptı mı, bilmiyorum.

Yazının girişinde de bahsettiğim gibi kendisi askeriye içerisinden ilk olsa da aslında 15 Temmuz’u kullanmaya çalışan ilk sahte kahraman değildi.

Bu anlamda akla ilk gelen kişi ‘Şerif Bacı’ olarak ünlenen Şerife Boz’du.

Şerife Boz direksiyonda

Bir kamyonun direksiyonuna geçip mahallesindeki vatandaşları darbeye direnmek üzere alanlara götürdüğünü anlatıyordu. Daha sonra 15 Temmuz’un sembolü haline getirilen Boz, AKP’den milletvekili adayı olurken de ne iş yaptığı sorusuna cevaben başvuru formuna, “15 Temmuz Kahramanı” yazmıştı. Dönemin başbakanı Binali Yıldırım, “Beni ağlattı” dediği Boz ve ailesini Çankaya Köşkü’nde ağırlamış, birlikte fotoğraf çektirmişti. 

Fakat gerçek hiç de anlatıldığı değildi. Fotoğraf ilk gece değil, ertesi gün Taksim’deki Demokrasi Nöbeti’nde çekilmişti. Evleri Taksim’e 5 dakika mesafedeydi. Fotoğraf şov amaçlıydı. Yani darbe gecesi alanlara hafriyat kamyonu ile vatandaşları taşıdığı bilgisi yalandı. Sadece kamyonun direksiyonuna oturarak fotoğraf çektirmiş ve kendisine sahte bir hikaye oluşturmuştu. Bu sayede bir çok yerden paralar almış, maddi destek sağlamıştı.

Zafer Onaran, bir çok AKP’li bakanın yanı sıra dönemin DİB Mehmet Görmez’le de fotoğraf çektirmişti.

Bir diğer sahte kahraman da ‘çenesi ile 5 tankı durduran’ Zafer Onaran’dı. Ankara Kızılay’da 5 tankı durdurduğu, bu sırada da çenesinin kırıldığı yazılmıştı. ‘Gazi’ ilan edilen Onaran’ın tedavi masrafları devlet tarafından karşılanmış ve hesabına para yatırılmıştı. Ancak gerçek kısa süre sonra açığa çıkacaktı. Akrabası Beytullah Koca mahkemeye başvurarak, “Ne kahramanı, 16 Temmuz’da kavga ettik, çenesini ben kırdım” demişti. Mahkeme, HTS kayıtlarından yola çıkarak Onaran’ın o gece Kızılay’a hiç gitmediğini ortaya koymuştu. 

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

1 Yorum

  1. İyice araştırsınlar mahallede 7/24 içen bir arkadaşımız sarhoşluk la köprüde askere kafa tutup burda g,,,nü göreyim diye tahrik Edip kendini vurdurduğu Kahraman olarak okula otobüs durağına ismi verildiği ailesine maaş bağlanıp kahraman ilan edildiği herkezce bilinmekte iktidar hariç

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz