Siracettin’i bir de öğretmeninden dinleyin

Siracettin Murzayef
Siracettin Murzayef

California’da yatırım vaadiyle topladığı onmilyonlarca dolar parayı alıp kayıplara karışan 40 yaşındaki Siracettin Murzayef, Gülen Hareketi içerisinde tartışılmaya devam ediyor.

Murzayef, cemaatin Tacikistan’daki okullarından Tursunzade Türk Lisesi mezunu. 

1994 yılında okula girip 1998’de mezun olmuş. 

Kendisini, eski öğretmenlerine sorup bir de onların ağzından dinlemek istedim. Tacikistan’da en uzun süre kalan öğretmenlerden biri olan Sabahattin Günay, Siracettin Murzayef’i iyi tanıyanlardan. Kendisi 1993 yılında Tacikistan’da göreve başlayıp bir kaç yıl öncesine kadar burada kalmış bir eğitim gönüllüsü. 

Tursunzade Lisesi’nde tarih ve coğrafya derslerine girmiş. Uzun yıllar yöneticilik de yapmış bir öğretmen.

Siracettin Murzayef deyince, “O zaman da bu tür üçkağıt işlere yatkın bir çocuktu. Bu yüzden çok kulağını çektiğim talebelerden biridir.” diyor.

Nedenini anlatırken bizimle şunları paylaşıyor: “Sınıf başkanlığı yapıyordu. Derse giren öğretmenler, ‘Herkes tam mı?’ diye sorduğunda ‘Tam’ derdi. Meğer bazı arkadaşlarına ‘Siz çarşıya gidin, ben sizi idare ederim’ dermiş. Bunu öğrendiğim zaman çok kızmıştım.”

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra 2012 yılında Amerika’ya gittiğini anlatan Günay, orada eski öğrencisinin oto galerisi açtığını öğrenmiş. “Arkadaşlar, ‘Seracettin çok iyi işler yapıyor, çok da güzel hizmet ediyor‘ dediler. Ben de kendi kendime sitem ettim, bu arkadaş hakkında yıllar önceki bazı olumsuz düşüncelerimden dolayı kendimi ayıpladım. Hatta 2013’ten sonra bir kaç kere telefonda görüştük kendisiyle. Fakat bu son olaylar patlayınca anladım ki aslında özdeki bazı şeyler değişmiyor. Seracettin uyanık çocuk. İyi himmet vermiş. Çok iyi himmetler vermiş. Haftanın yedi günü de eve misafir almış. O kadar çok misafir ağırlamış ki artık yenge patlama noktasına gelmiş. Görünen o ki Seracettin Hizmet gönüllüsü insanların yumuşak karınlarını iyi bulmuş.” ifadelerini kullanıyor.

Sabahattin öğretmen, Murzayef’in paraları Güney Amerika’ya götürdüğü tahmininde bulunurken “Ama tek başına olduğunu düşünmüyorum. Paranın bir miktarının Tacikistan’a gittiğini de biliyorum” diye ekliyor. 

Yalnız eski öğrencisi ile ilgili bir şerh de düşüyor: “Baştan niyeti dolandırıcılık mıydı yoksa ilk başta hakikaten ticaret yapmaya çalışıyordu da belli bir noktadan sonra işin içinden çıkamayınca mı bu yola mı müracaat etti, bilemiyorum.”

Hemen ardından, “Şeyh uçmaz mürit uçurur derler ya hani, burada da acaba birileri Seracettin’e fazla mı yükler yüklediler, haketmediği kadar paye verip gaz mı verdiler, hesapsızca paralarla yoldan mı çıkardılar acaba?” diye sormadan edemiyor. 

Sabahattin öğretmenin asıl altını çizmek istediği nokta ise şöyle: “İnsanlar ticaret yaparken ticareti kurallarına göre yapmalılar. Bakara suresi 282. ayette Cenab-ı Hakk tam yedi defa ‘yazın’ diyor. İnsanlar muhakkak birilerine danışıp istişarede bulunabilirler ama ticareti kendi kurallarına uygun yapmak gerekir. Yani ticaret ahlakı içerisinde, kayıt altına alarak, bu işin ehli ticaret erbabı insanlara danışarak, hatta mümkünse bu iş için kurulan profesyonel danışma firmalarına para verip fizibilite çalışması yaptırarak adım atmalılar. Yoksa sadece ‘Falan abiye sordum, filanı tavsiye etti’ gibi argümanlarla iş yapmak zarara baştan razı olmaktır. Baksanıza yıllardır ticaret yapan insanlar bile bu tongaya düşmüş. Çünkü Seracettin çok cazip fiyatlar veriyormuş. Dolayısıyla bu tür söylentilerle, altı boş vaatlerle, ticaretin gerçekleri ile örtüşmeyen rakamlarla hareket etmek yerine sağlam ve yazılı anlaşmalarla hareket etmek en doğrusu.”

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

1 Yorum

  1. Kokuşmuş bir sistem. İşine geldiğinde, işini yaptırmak için para koparabilmek için sempatizanlarının önüne yatan, onları her manada sineğin yağını çıkarana kadar kullanan, sempatizanlarına hiçbirşey vermeyen, ihtiyaçlarında yanlarında olmayan, gelip giden insanlara kendilerine ve kendi çoluk çocuklarna, akrabalarına her manada sarfettikleri eforun binde birini sarfetmemiş abi bokları abdnin heryerinde. Doğu kıyılarında da inanılmaz iş ilişkileri duyuyoruz. Zamanında kendini abi diye parçalayan, hizmet ehlinin nasıl olması gerektiğini ahkam kesen, azla yetinin, israf vs etmeyin, işine geldiğine göre ya hz.Ömeri kılıcıyla doğrultacağını söyleyen sahabe olayını yada savaştan bahaneyle kaçan sahabelerin hikayesini anlatan , vitrin jargonunu kullanan bazı adamların Şimdi nasıl da ticari deha kesildiklerini, bindikleri son model audileri, landroverları, abiyken üstten baskıyla yemekli sohbet ve toplantılarda şişmanlamamak için ağızlarına zorla bir iki lokma atanların nasıl yağ bağladıklarını. hemen hepsi de ev sahibiymiş, parayı nerden bulmuşlarsa, madem paraları varmışta niye yoluna baş koydukları hizmete harcamamışlar çok garip. Belki onu yapan enayiler varmıştır da o yüzden herhalde… barbaros şansal güzel demişti, bokunuzda boğulun….

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz