Hulusi Akar neye güveniyor?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Meclis’te CHP’li Özgür Özel’e cevap verirken söylediği sözler önemliydi. Akar’ın neden TBMM 15 Temmuz Komisyonu’na ifade vermediğini ve mahkemelere tanık olarak gitmediğini bir kere daha anladık. Kamuoyu önündeki ilk 15 Temmuz münakaşasında bir çok açık verdiğini gördük. 

Bir kere öfkeli ses tonu ve şişkin bir gırtlakla kendini savunmak zorunda kalması, açıkça yalana başvurması, bir çok şeyin göstergesi idi. 

15 Temmuz günü MİT’e giderek ihbarda bulunan binbaşı Osman Karacan, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ile Cumhuriyet Başsavcısı Necip İşcimen’e verdiği gayrı resmi ifadede, “Darbeyi ihbar ettim” diye üstüne basa basa söylemesine rağmen Akar’ın “Biz o gün darbe olacağını bilmiyorduk” demesi, üzerinde ısrarla durulması gereken bir nokta. Hatta bütün olaylar burada düğümleniyor desek, abartı olacağını sanmıyorum.

**** 

Fakat benim üzerinde durmak istediğim bir başka boyut var. 

Sosyal medyada da gündem oldu, tartışıldı. 

Tansu Çiller’in eski danışmanı, yazar Memduh Bayraktaroğlu, 18 Aralık tarihinde yaptığı Youtube yayınında, Akar’a hitaben şöyle konuştu: “Söylediklerini inandırıcı bulmuyorum. Ben bütün dünyada kurmay subayları çok iyi tanıyan birisiyim. Hiç bir kurmay subay, bir orgenerale, bir başka kurmay subaya, kafasına silah dayayıp, hem de bir darbe sırasında, darbe teşebbüsü sırasında ‘başımıza geçeceksin’ demez. Dünya askeri tarihinde, dünya darbeler tarihinde böyle bir şey yok Hulusi Akar! Neden yok? Bir kurmay subayın bunu yapabilmesi için aptal olması lazım ya da bir kurmay subay bunu teklif edeceği kişiye ya güvenir ya da red cevabı alırsa hiç çekinmeden, bir saniye bile tereddüt etmeden, ikinci ısrarını yapmadan tetiği çeker. Bütün dünya tarihinde böyledir. Yahu bir kurmay subay, ‘Gel başımıza geç’ deyip tabancayı başına dayadığı kişinin kendisinin başına geçtikten sonra, gücü eline geçirince kendisine ne yapılacağını bilmez mi ya? Dünyada hiç bir kurmay subay darbe yaparken en üstündeki komutana gel başımıza geç deyip başına tabanca dayamaz. Ya hiç dayamaz o tabancayı, yani hiç teklif etmez ya da teklif etti ve red cevabı aldıysa tetiği çeker. Kural bu. 27 Mayıs’ı yapan o genç subaylar bile ihtilali yapmadan önce Cemal Gürsel’e gittiler. Cemal Gürsel’e önceden teklif ettiler. O genç yüzbaşılar, binbaşılar daha darbeden önce Cemal Gürsel’den olur cevabını almışlardı. Sevgili Paşam, senle de bu darbe girişiminden önce konuşulmaması, bu konunun açılmamış olma ihtimali var mı? Kim bilir, belki böyle bir ihtimali size sızdıranlar, sizin yakın çevrenizden birileri de olabilir, bilmiyorum. Ama isteseydin o darbe girişimi olmazdı. İkiyüzelli canımız gitti. Demokrasimiz yara aldı. Şimdi kalkıp da zekamızla alay etme!” 

****

Bu noktada bir başka açıklamaya yer vermek isterim. Sayın Fethullah Gülen, 15 Temmuz darbe raporu için Stockholm Center for Freedom’a (SCF) verdiği özel röportajda, şöyle diyor: “Ben de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın uzun zamandır bir darbe hazırlığı içinde olduğunu, buna matuf ciddi çalışmalar yaptığını duyuyordum. Bu söylentilerin tesirinde kalıp o gece gerçekten emir komuta içinde bir darbe yapıldığını sanan bazıları da o teşebbüse iştirak etmiş olabilir.”

Gülen, Akar’ın uzun zamandır darbe yapma niyeti içinde olduğunu nasıl duyuyordu, tam olarak ne duyuyordu, darbeye matuf ciddi çalışmalar nelerdi, bunları kimden duyuyordu, söylentilere ne tepki veriyordu bilmiyoruz. Bu noktaları açmıyor. Belki yeni bir röportajla bu hususlara açıklık getirecektir. 

****

Genelkurmay çatı davası iddianamesine göre Hulusi Akar’ın etrafındaki hemen bütün subaylar Gülen sempatizanı idi. Her ne kadar savunmalarında bunu reddetseler de Akar’ın yaveri Levent Türkkan, Emir Subay Yardımcısı Yüzbaşı Serdar Tekin, Özel Kalem Müdürü Ramazan Gözel, diğer özel kalem Hüseyin Hakan Öcal, Başdanışman Kurmay Albay Orhan Yıkılkan, emir astsubayları Serhat Pahsa ve Şener Doğrugören, Konut Astsubayı Başçavuş Veysel Tokmak, korumalardan Başçavuş Ömer Gürsel Çetin ve Abdullah Erdoğan’ın cemaatten olduğuna dair farklı tanık ifadeleri bulunuyor. 

Tabii bir de bunlara Mehmet Dişli’yi eklemek gerekir. Dişli, cemaat kökenli bir isim olmamakla beraber sonradan cemaate yaklaşmış ve kendini öyle gösteren bir general. Hulusi Akar’la da 20 yıllık çok yakın bir ilişkisi var. Bu ilişkiyi, “Birileri fazla ‘Dişli’ galiba” başlıklı bir yazımda özetlemiştim. Kendi ifadesi ile “Ailenin bir parçası” olarak görüyor Akar’ı. O derece yakınlar. Nitekim o akşam makam odasına ilk olarak Mehmet Dişli giriyor ve darbeyi tebliğ ediyor. 

****

Levent Türkkan, mahkemedeki savunmasında işkence altında alındığını söylediği ilk savcılık ifadesinde Hulusi Akar için şöyle diyor: “Bize Hulusi Paşa için cemaati seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi denildi”

Yine aynı ifadede “Albay Orhan Yıkılkan ve Tümgeneral Mehmet Dişli, Hulusi Akar Paşa’nın teklifi kabul edeceğini düşünüyordu” diyor. 

Türkkan, bütün ifadesini reddedince bu cümleler de arada kaynadı. Olayların akışına bakınca bu son iki cümlenin büyük oranda gerçeği yansıttığını düşünüyorum. 

Bana göre Hulusi Akar, çok uzun bir süre cemaate karşı flörtöz davrandı. Hatta onun ötesinde, cemaatin, “Bizden değil ama bizim arkadaşlardan bile daha yakın” diyeceği kadar iyi ilişkiler tesis etti. Nitekim etrafındaki subayların çoğunun cemaatten olması, bir tesadüf olamaz. Bunu özellikle yaptığı kanaatindeyim. Bu, ‘daha büyük bir planın parçası’ idi. Onu da başka bir yazımda ele almaya çalışacağım. 

Artık bu ilişki öyle bir boyuta gelmişti ki, cemaate yakın isimler, Akar’ın kendilerini yarı yolda bırakmayacağını düşünüyordu. Hatta emindiler. Daha önce defalarca test edilmiş ve bu testleri ‘başarı ile’ geçmişti. 

Kuvvetle muhtemel Hulusi Akar, başta Mehmet Dişli olmak üzere farklı kanallar üzerinden sürekli olarak ‘darbe yapacağı’ izlenimini veriyordu. Hatta belki mesajlar da gönderiyordu. Gülen’in “Bu söylentilerin tesirinde kalıp o gece gerçekten emir komuta içinde bir darbe yapıldığını sanan bazıları da o teşebbüse iştirak etmiş olabilir.” diye kastettiği kişiler bunlar olabilir. 

İşin tuhaf tarafı, iki taraf da çıkıp bunu söyleyemiyor. Hulusi Akar, kaba tabirle, “Ben bunları yemledim” demiyor ve diyemez. Cemaat tarafı da “Hulusi Paşa bize darbe yapacağı sözü vermişti” ya da “Bize Akar’ın darbe yapacağı söylenmişti” diyemiyor. Hiç bir zaman da diyemeyecek. Akar da bunu çok iyi biliyor. Rahatlığı bundan. İşte işin kumpas kısmı da burada.  

****

15 Temmuz günü ‘darbe ihbarı’ üzerine MİT Müsteşarı ile defalarca olağanüstü görüşmeler yapmış, bütün uçuşları durdurmuş, hatta ‘daha büyük bir planın parçası’ olabileceği kuşkusu ile Etimesgut zırhlı birliklerden çıkışı da yasaklamış olan Hulusi Akar’ın Dişli’ye verdiği tepkiler de çok enteresan. Dişli, kendisine ‘darbeden’ söz ettiğinde o kadar çok şaşırır ki, neredeyse küçük dilini yutacaktır (!). Mehmet Dişli, 18 Temmuz tarihli ilk savcılık ifadesinde, “Kendisine durumu arz ettim. Bana ‘dalga geçecek zaman mı’ dedi.” diyor. Şaka gibi. Sözde Akar ikna olmayınca da içeriye diğer koruma ekibi girerek kafasına tabanca dayayıp kendisini ‘ikna’ etmeye çalışıyor. Sonra da Özel Kuvvetler timi gelip komutanı Akıncı’ya götürüyor.

İşte bu noktada Memduh Bayraktaroğlu’nun tespitlerini önemsememek mümkün değil.

Nitekim bir çok ifadeye ve kamera görüntülerine göre Akar’ın derdest edilmiş bir görüntüsü yok. Tam tersine, hala 1. komutan olarak hareket ediyor. Rahat ve kendinden emin. Birilerine daima darbenin başında olduğu veya olacağı izlenimini veriyor. Darbecilerin ümitlerini taze tutuyor. Akıncı’da da sabaha kadar çay, kahve, çerez eşliğinde “Türkiye nereye gidiyor?” konulu tartışmalar yapıyorlar.

Hulusi Akar’ın eski özel kalem müdürü Kurmay Albay Osman Kılıç, mahkemede diyor ki, “Odada beklerken, saat 21.30 sıralarında daha önce ÖKK’da birlikte çalıştığımız Binbaşı Şükrü Seymen beni aradı. Nerede olduğumu ve Genelkurmay Başkanı’nın durumunu sordu. Akıncı Üssü’nde olduğumu, bu nedenle Genelkurmay Başkanı’nın durumunu bilmediğimi ilettim. Bana Genelkurmay Başkan’ının Akıncı Üssü’ne geleceğini, kendisine de bir kısım görevler verildiğini, benim bilgim olup olmadığını sordu. (…) Saat 23.00 sıralarındaydı, helikopter sesi duyulunca Genelkurmay Başkanının üsse geldiği konuşuldu. Belli bir süre sonra tam saatini hatırlamıyorum ama Mehmet Dişli generalin bulunduğum binaya geldiğini gördüm. Yine bundan yarım saat sonra salonda ‘Gökhan Şahin Sönmezateş ve Şükrü Seymen ile irtibatı olan var mı?’ diye sordular. Benim kapıma gelip bana da sordular. Ben de Seymen ile akşam saatlerinde irtibat kurduğumu söyledim. Kendilerinin ulaşamadığını ve Şükrü’ye görevin iptal olduğunu söylememi istediler. Ne görevi diye sorunca, ‘o görevi biliyor’ diye cevap verdiler.”

****

Şükrü Seymen ve Gökhan Şahin Sönmezateş, o gece Erdoğan’ı almak üzere Marmaris’e giden timlerin komutanı. Seymen, daha 21.30 sularında Hulusi Akar’ın Akıncı’ya geleceğini biliyor ve Kılıç’a haber veriyor. 

Sönmezateş ise Erdoğan’ı almaya gitmeden önce özellikle 4 saat bekletildiklerini ve tuzağa düşürüldüklerini söylemişti. Çatı davasının 25 Mayıs 2017 tarihli duruşmasında kendisini ‘Braveheart’ filminin baş kahramanı William Wallace’a benzeten Sönmezateş, şunları dile getirmişti: “11 Temmuz’dan bugüne, emir komuta zinciri içerisinde olduğuna inandırıldığım bir işin içinde oldum. Birileri bizi 4 saat orada bekletti. Bu birileri sivil falan değil, asker. Bir tane film var, ‘Cesur Yürek’ diye. İskoçya’nın kurtuluşu ile alakalı ve William Wallace diye bir adam var. Kralıyla konuşuyor ve İngilizlerle savaşma kararı alıyor. İngilizlerle savaşa çıktıklarında birkaç grup Wallace’i savaşta yalnız bırakıyor. Buna rağmen savaşa devam ediyor. Savaşın bir bölümünde bir İngiliz ile savaşırken İngiliz’in maskesi düşüyor ve maskenin altındaki kişinin kendi kralı olduğunu görüyor. Uğruna İngilizlerle savaşa girdiği kralın kendisine karşı savaştığını görüyor. Benim durumumu soruyorsanız, ben de aynı durumdayım.”

Mahkeme Başkanı Oğuz Dik araya girip, “Kralınız kim?” diye sordu kendisine. “Onu şu an için müsaade edin Akıncı Üssü davasına bırakalım.” cevabını verdi Sönmezateş. 

Fakat Akıncı davasında da bu sorunun cevabını vermedi. 

Belki de hiç veremeyecek. 

Hulusi Akar da en çok buna güveniyor.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz