Bu şarkı burada bitiyor mu?

İstanbul’dan başladı, İstanbul’dan bitiyor.

Hapse atıldığında “Bu şarkı burada bitmez” diyordu oysa. 

Burada bitiyor.

Seçimden 2 gün önce İmamoğlu’na “Seni hapse attırırım!” dediği anda o şarkı da bitti.

Yani önce hikâyesi bitti.

Sonra güftesi, sonra bestesi…

Nicedir bir kırık plak gibi takılıp kalmıştı zaten. 

Hep aynı nakaratı tekrarlayıp duran…

****

Nasıl başlamıştı, bak nasıl bitti…

Hiç şüphesiz ki 23 Haziran, Erdoğan ve partisi için büyük bir hezimetti. 

Bir çöküş.

Türk siyasi tarihinin önemli dönüm noktalarında görülen türden bir kırılma.

Bu anı bu kadar önemli kılan ise rakamlar, yüzdeler, oranlar değil bana göre.

Erdoğan, 3 ay arayla ikinci kez ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yenildi.

31 Mart’taki muğlak yenilgisini, mutlak yenilgiye çevirtti.

Kendi mağlubiyetini ‘VAR’a götürdü’ ve millete tasdik ettirdi.

Kumar masasında açıkça kendini masaya sürmesine ve “Beni yedirmeyin” demesine rağmen ‘milli irade’ onu çatır çatır yedi.

Kendini kantara çıkarmasına rağmen seçmen şüphe etmeden onu bir kez daha devirdi.

‘Hatasını’ telafi etmek üzere halka ‘ikinci bir şans’ daha vermişti ama seçmen bilerek, isteyerek ve kast-ı mahsusa ile ona daha büyük bir ders verdi. 

Bence daha önemli olan budur.

31 Mart’ı bir ‘yol kazası’ olarak gören Erdoğan’a acı gerçeği söyleyecek şiddette bir tokat vurulmuştur. 

****

“Asla yenilmez”, “Seçim kaybetmez” deniyordu. 

Resmen sandığa gömüldü.

Hem de ‘kendi sahasında’.

Kalesinde.

Doğduğu yerde.

Evinde.

Şarkısını söylemeye başladığı, yolun başladığı yerde.

****

Mesele seçim kaybetmesi değil, asla.

Bütün sermayesini, değerlerini ve geçmişini tükete tükete gidiyor Erdoğan. 

Bir başkasının onu yok etmesine gerek bırakmadan…

Kendi kendini yok eden, doğaya zararlı poşetler gibi…

İmha ediyor kendini.

25 yıllık bir aldatma ve aldanma sürecinin sonu geliyor.

İstanbul’dan başladı, İstanbul’dan bitiyor.

Kendi şarkısını susturarak gidiyor.

****

“Beraber yürüdük biz bu yollarda” diyordu; 

Yanında yöresinde kim varsa yoldan attı, yollarını ayırdı. 

Bir beraber ‘yürüttükleri’ kaldı. Bir de yeni yol arkadaşları…

“Beraber ıslandık yağan yağmurda” diyordu; 

“Bu havuz, içine girip de ıslandığımız havuzlardan değil ha” diye soğuk esprilerle meşrulaştırmaya çalıştığı para havuzlarına battı.

Şimdi ondan dinlediğimiz bütün şarkılarda, kısık sesle söylediği bir yavan nakarat kaldı.

Kendi şarkısının içini boşalttı.

Artık söz de bitti müzik de… 

Ki önce ‘sözü’ tüketti.

25 yıl önce “Yeter, söz milletindir” diye söylemişti ilk sözünü. 

Şimdi insanlar ona karşı “Yeter!” diye bağırıyor.

Artık bu şarkı burada bitiyor.

O bunu düşünmek istemese de

Bana her şey bu sonu hatırlatıyor.

***

Bakıyorum Ekrem İmamoğlu otobüsün üzerinden, “Söz milletindir! Egemenlik milletindir!” diye haykırıyor.

Milyonlar “Hak, hukuk, adalet!” diye bağırıyor.

Çünkü susuz insanlar.

Beraber falan ıslanmıyoruz artık yağan yağmurda.

Bu toprağı hak, hukuk, adalet çorağı haline getirdi 25 yılda.

Sadece şarkısını tüketmedi yani.

Tüketmedik bir şey bırakmadı.

Hatıralar sararken şimdi dört bir yanını,

Bırakalım artık, yeni şarkılar zamanı. 

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz