15 Temmuz gecesi Küçükakyüz’ü düğüne geri döndüren de o muydu?

Son olarak evindeki bakıcı Nadira Kadirova’nın kuşkulu ölümüyle gündeme gelen AKP Milletvekili Şirin Ünal’la ilgili çarpıcı bilgiler gelmeye devam ediyor.

23 yaşındaki Özbekistan vatandaşı Kadirova’nın intihar etmediği, bilinmeyen bir nedenle öldürüldüğü yönündeki şüpheler yabana atılacak cinsten değil. Ortada çok önemli soru işaretleri var ve bunlar azalmak yerine her geçen gün kuvvetleniyor. 

Barış Pınarı operasyonu sayesinde gündemden düşse de Kadirova’nın cinsel istismar nedeniyle veya Ünal hakkında çok önemli sırlara vakıf olduğu için öldürülmüş olabileceği iddiaları halen dillendiriliyor.

“Bu çok önemli sırlar ne olabilir ki?” sorusu cevap arayadursun, 15 Temmuz’un en gizemli figürlerinden olan Emekli Hava Tümgeneral Şirin Ünal’la ilgili o geceye dair başka önemli iddialar da ortaya atılmaya başlandı.

Onlardan en çarpıcısı Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz’le ilgili. O sırada Hava Eğitim Komutanı olan Küçükakyüz, dönemin Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı Mehmet Şanver’in kızının Moda’daki düğününe katılmıştı. Ancak henüz darbeci askerlerce basılmadan önce eşi Nuray Hanım’la birlikte düğün salonundan ayrıldılar. Daha sonra ilginç bir şekilde geri döndüler ve Küçükakyüz, baskın yapan askerlerce derdest edilen komutanlar arasında yer aldı.  

Küçükakyüz’ün neden düğünden erken ayrıldığı ve sonra neden geri döndüğü anlaşılamadı. Müşteki sıfatıyla savcıya verdiği ifadede bunu şöyle anlattı: “Saat 20:15’te Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, Hava Harp Okulu Komutanı Fethi Alpay ve Hava Teknik Okullar Komutanı Ahmet Cural ile birlikte düğüne gittik. Saat 22:00-22:30 sıralarında annemi ziyaret için eşimle düğünden ayrıldım. Darbe girişimini öğrenince tekrar düğüne döndüm. Düğünü basan MAK timi tarafından ellerim bağlanmak suretiyle rehin alındım.”

Ancak kaynağı bizzat Küçükakyüz ailesi olan iddialara göre bu geri dönüşü sağlayan kişi Şirin Ünal’dı. O gece yürüttüğü kritik telefon trafiği ile 15 Temmuz organizasyonunda önemli bir rolü olan Ünal’ın, eski bir havacı olarak uzun yıllardır tanıdığı Küçükakyüz’ü telefonla aradığı ve “Çabuk geri dönün” diye telkinde bulunduğu öğrenildi. İddiaya göre Küçükakyüz çifti bu telefon üzerine Moda Deniz Kulübü’ne geri geldi. Ardından da Hasan Küçükakyüz diğer komutanlarla birlikte derdest edildi.

KÜÇÜKAKYÜZ SÜRPRİZ ŞEKİLDE HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI OLDU

Peki bu bilginin nasıl bir önemi var?

Şirin Ünal’ın darbe girişiminden önceden haberdar olduğu, 15 Temmuz günü askeri hareketlilik başlamadan önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la karargâhta sır görüşmeler yaptığı ve sivillerin sokağa dökülmesi de dahil, MİT’le koordinasyon halinde gecenin organizasyonunda yer aldığı bilgileri göz önünde bulundurulmazsa bu bilgi anlamlı gelmeyebilir. Fakat Ünal’ın bütün eylem trafiği hesaba katıldığında, düğünden ayrıldıktan sonra Hasan Küçükakyüz’ü arayıp tekrar salona göndermesi önemli hale geliyor. 

Daha sonradan bütün beklentilerin aksine, Küçükakyüz’ün terfi ettirilip önce Mehmet Şanver’in yerine Muharip Hava Kuvveti Komutanı, daha sonra da Hava Kuvvetleri Komutanı yapıldığı düşünülünce durum çok daha ilginç hale geliyor. 

2016 Şûrası’nda orgeneralliğe terfi edip hava kuvvetleri komutanı olmayı bekleyen Şanver, yerine Küçükakyüz’ün getirilip kendisinin tasfiye edilmesi kararını, kitabında şu cümlelerle yorumlamıştı: “Şimdiye kadar bir tane üs verilmeyen, Ana Jet Üs Komutanlığı yapmamış kişi, tüm ana jet üslerin komutanı oluvermiş, komutanlık tecrübesi benimle kıyaslanamayan aday, yerime tercih edilmişti.”

Hasan Küçükakyüz, o gün Abidin Ünal ile birlikte Yalova kampını ziyaret edenler arasındaydı. Ünal, “Çocukları yormayın, akşama yorulacaklar zaten” dediğinde de yanındaydı.

Şanver, “15 Temmuz-Kartal Yuvasının İstilası” isimli kitabında, Hasan Küçükayüz’le ilgili önemli bir imada daha bulunuyor: “Hava Eğitim Komutanlığı’na bağlı olan ve o gün Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz’ü düğüne getiren CN-235 CASA uçağına darbeci Deniz Kuvvetleri SAT komandolarının nasıl erişim sağlayarak İstanbul’dan Ankara-Akıncı’ya geldiklerini; bu uçağı onlara kimin tahsis ettiğini; kalkışa yönelik emrin uçağın pilotlarına kimin tarafından verildiğini bir türlü öğrenemedim. İnşallah dava sürecinde, karanlıkta kalan bir çok konu gibi bu husus da açıklığa kavuşur.”

Mehmet Şanver, Hasan Küçükakyüz’e tahsisli olan o uçağa kendisinden başka hiç kimsenin kalkış emri veremeyeceğini bildiği için bu bilginin peşine düşüyor. Önemli olan, 15 Temmuz’un o ortamında, darbecilerle ilgili her türlü suçlamanın havada uçuştuğu bir dönemde Şanver’in o kadar araştırmaya rağmen uçağa kalkış emrini vereni bulamamış olması. Ya da bulamadığını söylüyor olması…

15 TEMMUZ AKŞAMI ERDOĞAN’DAN 3 SAAT ÖNCE HALKI SOKAKLARA ÇAĞIRMIŞTI

Emekli Hava Tümgeneral Şirin Ünal, 15 Temmuz’da bir çok telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bunlardan en dikkat çekeni, Gölcük Donanma’da görevli Astsubay Hüseyin Gürler’le olanıydı. Hüseyin Gürler, emniyete verdiği ifadede darbe girişimini 1 ay önceden Şirin Ünal’ın da aralarında bulunduğu bazı isimlere ihbar ettiğini belirten kişi. Gürler, darbe hazırlığını GATA’da görev yapan Tabip Binbaşı Eray Serdar Yurdakul‘a da söylediğini, Yurdakul’un da 11 Haziran 2016 tarihinde, yani darbe girişiminden yaklaşık 1 ay önce, Topkapı Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a haber verdiğini ileri sürüyor.

İşte o Hüseyin Gürler, 15 Temmuz akşam 21.00-21.30 civarında Şirin Ünal’ın kendisine, “Başkomutanımızın emri var, meydanlara iniyoruz. Başkomutanımız halkı sokaklara çağırıyor, ulaşabildiğin herkese haber ver” dediğini iddia ediyor. Mahkemedeki ısrarlı sorulara rağmen de telefon görüşmesinin saatinin 21.00-21.30 civarı olduğunu teyid ediyor. Yani daha askeri hareketlilik Beylerbeyi’nde yeni başlamışken ve Cumhurbaşkanı’nın halkı sokaklara çağırmasına 3 saat varken… 

Bu konuyla ilgili detayları, 27 Mart 2019 tarihli “15 Temmuz, saat 21.30’da bir telefon: “Başkomutan halkı sokağa çağırıyor” başlıklı yazımda bulabilirsiniz. 

O GECE ERDOĞAN’LA BİRLİKTEYDİ

Şirin Ünal, o gece Erdoğan’ı İstanbul’da karşılayan isimler arasındaydı. Erdoğan’la birlikte bazı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Eskişehir Hava Savunma Komutanı Korgeneral Nihat Kökmen ifadesinde, “Saat 02.43’te AK Parti Milletvekili Şirin Ünal tarafından iki kez arandım. Kendisi bana ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın yanındayım. Ona bilgilendirme yapıyorum ve bu konuda alabildiğiniz bilgileri benimle paylaşın’ gibi şeyler söyledi.” diyor. 

Sonrasında da Eskişehir’deki 1. Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi’ni sık sık arayıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatlarını iletti. Ceride kayıtlarında bu görüşmeler mevcut.

Nihat Kökmen, aynı zamanda darbe bastırıldıktan sonra Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın talimatlarına rağmen Akın Öztürk’ün Akıncı Üssü’nden çıkmasına müsaade etmeyen isim. Kendi ifadesinde, “Dişli (O gece Hulusi Akar’ın yanında olan Tümgeneral Mehmet Dişli) aradı, Akın Paşa’ya müsaade etmemizi istedi. Daha sonra telefonda Genelkurmay Başkanı bana ‘Nihat, Akın – Yaşar konusunu çözün’ dedi…” diyor. 

Aynı şekilde Akın Öztürk’ün de kendisini arayıp helikopterine kalkış için müsaade edilmesini istediğini anlatan Kökmen, şöyle devam ediyor: “Akın Öztürk telefonda bana, ‘Nihat, uçakları uzaklaştırın, biz Yaşar Paşa ile direkt Çankaya’ya, Başbakan’a gideceğiz’ dedi. Ben de bunları duyunca cevap vermeden kapattım. Sonra hava almak için 15-20 dakika sonra dışarı çıkacakken komuta merkezinden bir alt kata inmiştim ki arkamdan Korgeneral Kadıoğlu’nun emir subayı gelerek, ‘Komutanım bir telefon var, bakar mısınız?’ diye söyleyince kimin aradığını sordum. Tümgeneral Dişli’nin aradığını söyledi. Telefonu aldım. Kendisi bana ‘Genelkurmay Başkanı’nın emri olduğunu, Akın Paşa’ya müsaade etmemizi ve Akın Paşa’nın helikopterle ayrılmasını engellemememizi istedi’. Ben de cevap vermeden yine telefonu kapattım. Akın Öztürk’ün ve Tümgeneral Dişli’nin komuta merkezini aradığı telefon numarası 0 530 (…)’dır. Aynı gün saat 13.30 civarı aynı telefon hattından komuta grubunun bulunduğu hemen arkamızdaki 4111 nolu telefondan Şanver Komutanın emir astsubayı Ömer tarafından Genelkurmay Başkanı’nın aradığı söylenerek, telefon bana uzatıldı. Telefonda Genelkurmay Başkanı bana hitaben, ‘Nihat, Akın – Yaşar konusunu çözün’ dedi, başka bir şey söylemedi, telefon kapandı.”

Nitekim Akın Öztürk’ün helikopteri, iki kez kalkış denemesinde bulunmuş ama uçaklardan yapılan ateş neticesinde havalanamamıştı.

Mehmet Dişli ise Akıncı davası sırasında mahkemede, çarpıcı bir iddiada bulundu. Kökmen’in, Hulusi Akar’a hitaben, “Sayın Başbakan emir verirse yerine getiririm” cevabını verdiğini ve Genelkurmay Başkanı’nın emrini yerine getirmediğini öne sürdü. 

Peki acaba Nihat Kökmen bu cesareti nereden almıştı?

Akın Öztürk’ün helikopterine kalkış izni vermemesindeki motivasyon neydi? Kendisini sık sık arayan Şirin Ünal gibi 15 Temmuz gecesinin en karanlık figürlerinden biri olan MİT’çi Sadık Üstün’ün daha saat 23.00’da Akın Öztürk’ü ‘darbenin 1 numarası’ ilan etmiş olması olabilir mi?

Yoksa neden Öztürk’ün suçlu olduğunu düşünüyordu?

Genelkurmay Başkanı’nın emrini bile yerine getirmemesine neden olacak daha üst bir yerden talimat mı almıştı Kökmen?

O talimatlar Şirin Ünal aracılığıyla mı iletilmişti kendisine?

AKIN ÖZTÜRK’E POSTİTLERE YAZILI İSİMLER GÖTÜRÜYORDU

Aynı Şirin Ünal’ın, Akın Öztürk’le de tasfiyeler üzerine diyalogları olmuştu. Bugüne kadar kamuoyuna yansımayan bilgilere göre AKP Milletvekili Ünal, hava kuvvetleri komutanlığı döneminde sık sık Akın Öztürk’ü ziyaret ediyor ve postitlere (yapışkanlı kağıt) yazılı isim listeleri getiriyordu. Bu listeler, cemaatçi olduğu iddia edilen ve tasfiyesi istenen askerlerin listesiydi. Öztürk ise Şirin Ünal’ı, “Bu iş böyle olmaz. Böyle postitlere yazılı notlarla işlem yapılmaz. Belgeler ve deliller gerekir.” diye tersleyince araları açıldı. Oradan Akın Öztürk’ün isminin yanına bir mim kondu. 

“ABİN REİS’E BİAT ETMEDİĞİ İÇİN İÇERDE”

Keza Şirin Ünal’ın, hava kuvvetlerinin en sevilen isimlerinden olan ve 15 Temmuz gecesi darbe karşıtı faaliyetlerde bulunan eski Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan’ı da hedef tahtasına oturttuğu öğrenildi. İddiaya göre Ünal, tutuklanıp hücreye konan Demirsarslan’ın kardeşine, “Abin Reis’e biat etmediği için içerde” dedi.

15 Temmuz sonrası Silahlı Kuvvetler’de terfi ve atamalara yön veren Şirin Ünal, Reis’e biat ettiği için ne yaparsa yapsın ‘içeri’ girmiyor.

Evinde gencecik bir kız ölüyor ve ne hikmetse ‘intihar’ denilen bu olay için gecenin bir yarısı Ankara Başsavcı Yardımcısı’nı evine çağırıyor ve fikir alıyor. Başsavcı Vekili gece yarısı kalkıp Şirin Ünal’ın evine kadar geliyor ve o sırada polisleri de dışarıda bekletiyorlar. Ancak yine ne hikmetse Şirin Ünal’ın ifadesi ancak 9 gün sonra ve yine Başsavcı Yardımcısı tarafından alınıyor.

Ailesi, intihar ettiği söylenen Nadira Kadirova’nın vücudunda 2 kurşun deliği olduğunu bildiriyor. El swap analizi yapılmadı. Tetiği çekme pozisyonu ve kurşunların vücuda girdiği açı da dahil olmak üzere hiç bir teknik inceleme yapılmadı. Evde hiç bir yerde parmak izi incelemesi yapılmadı.

Nadira Kadirova belki sırlarıyla birlikte gitti ama hala hayatta olan sır sahipleri var. 

Onlardan biat etmeyenler içeride rehin tutuluyor, biat edenler de terfi ettirilerek dışarıda ‘rehin’ tutuluyor.

Bakalım onların suskunluğu nereye kadar sürecek.

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

3 YORUMLAR

  1. Akın Öztürk herkese posta koymuş . Açıkça cemaati korumuş hep, koruduğu cemaatin garibanları değil altını çizeyim, darbe planı yapan hususiler. Sabah yazarı ferhat ünlü de açıklamıştı, Hakan Fidan da kaç kere liste getiriyor umursamıyor ve Fidan’ı azarlıyor.

    2009’da adil öksüz kaybettiği usb listesini işleme koymayan da Akın öztürk değil mi? Sözcü yazarı saygı öztürk’ün hayalet imam kitabında bu bilgiler olması lazım. Damadı zaten cemaaten diyorlar.

    Şimdi kontrollü darbe yapıyorsun zaten, niye Akın Öztürk’ü tutuklamayacaksın ki? Olay şu Hulusi Akar eski cemaatçi ve cemaatçilere kendini hala şakirt olarak gösteriyor ve sizin yanınızdayız diyor onlarla plan yapıyor her şeyi organize ediyor ve son dakika satıyor. Adam da kim bu darbe planının içindeydi sonradan tek tek diyor ve tutuklatıyor. Akın öztürk bu işin içide. O yüzden tutuklandı. %99 bu iş böyle. Cemaatte Akın öztürk’ü çok severdi.

    %1 ihtimal bu adam ilker başbuğ’un dediği gibi ülkücü ama cemaatte de girmemiş, çıkar ilişkisi yok kendi halinde, damadının cemaatçi olduğunu bilse bile, cemaati sadece sohbet-himmet sanıyor. Hulusi ve Abidin’in yanında darbeye de onay vermiş. Cemaatten olduğu için değil de, Hulusi ve Abidin’den yana olduğu için planlara dahil olmuş. O ikisi satınca da bu da mal gibi kalmış. Buna gıcık olduklarından da bunu kurtarmamışlar. Darbeyi buna kitlediler.

    akın ve huduti ülkücü ve cemaattin pisliklerine de göz yummuşlar. Darbeye bulaşmamaları imkansız gibi, ama bu darbeye her bulaşan da içerde değil. 15 Temmuz’da da bir halt yapmamışlar, zaten planlanan darbe 15 temmuz değil niye rolüne bürünsün.

  2. ahmet bey sizle nasıl iletişime geçeceğiz mail güvenli değil, buraya bakıyor musunuz, dm niz kapalı.

    1 sene oldu çok sessizsiniz. yanlış yapıyorsunuz. insanlar kahroluyor bir cevap arıyor kimsenin umrunda değil gülen putunu yıkmanız, onlar üzülür diye bizi üzüyorsunuz. tam tersi insanlar cevaplar arıyor.

    bir önce gerçekleri deşip önümüze bakmamız gerekiyor daha sezaiden çıkamadık.

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz