“Bu tutuklama kararlarını veren hakimler suç işledi”

Yargıtay Üyesi Serdar Coşkun’un, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı sıfatıyla yazdığı 15 Temmuz tutanağı ve sonrasındaki gözaltı emirleri, tartışılmaya devam ediyor. KHK ile ihraç edilmiş bir savcı, yazdığım haberler üzerine bana bir yazı gönderdi. İsminin gizli kalmasını talep eden bu savcı, hakim ve savcıların tutuklanabilmesi için ağır cezalık bir suç hali olması ve bunun da somut delillerle ispatlanması gerektiğini hatırlatıyor. Yasadaki açık hükme rağmen tutuklama kararı veren bütün hakimlerin suç işlediğini vurgulayan eski Savcı, “Buna göre hakim-savcılar hakkındaki sorgu işlemleri, gözaltı, arama ve tutuklama kararları tamamen hukuksuzdur. 2802 sayılı yasanın 88/1. maddesi ihlal edilmiştir ve bu kararları alan ve uygulayan kimseler açıkça suç işlemişlerdir. Tutuklu kişi sayısınca hürriyeti tahdit suçu işlenmiş, işlenmeye devam edilmekte ve tahliyeleri sağlanıncaya kadar da devam edecektir.” değerlendirmesinde bulunuyor. 

Yazının tamamı şöyle: 

“2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 88/1 maddesine göre; Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ağır cezalık suçüstü hallerinde ise aynı yasanın 94/1 maddesine göre savcılar genel hükümlere göre soruşturma yapar.

Suçüstü halinin tanımı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2/1-j maddesinde yapılmıştır. Buna göre suçüstü:

1. İşlenmekte olan suçu,

2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu ifade etmektedir. 

Yani özetle, ‘kişiye suçu işlerken rastlanması’ olarak tanımlanabilir.

Terör örgütü üyeliği suçu, mütemadi (devam eden) suç niteliğindedir. Temadi sona erdiğinde veya kesildiğinde suç işlenmiş sayılır ve suç tarihi de temadinin kesildiği tarihtir. Terör örgütü üyeliği suçunda temadi, şüphelinin yakalanması ile kesilir. Şüphelinin yakalanıp göz altına alınabilmesi için de yine Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 91. maddesine göre kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı gerekir.

15 Temmuz menfur darbe girişiminin hemen akabinde 2  Anayasa Mahkemesi üyesi, 140 Yargıtay üyesi, 48 Danıştay üyesi ile adli ve idari yargıdan 2 bin 745 hakim-savcı hakkında gözaltı kararları çıkarıldı.(1) Adalet Bakanlığının 10 Haziran’da açıkladığı verilere göre 15 Temmuz’dan sonra 2 AYM üyesi, 3 HSYK üyesi, 104 Yargıtay üyesi, 41 Danıştay üyesi ve adli ve idari yargıdan 2 bin 431 hakim ve savcı tutuklandı. 25 Yargıtay üyesi, 6 Danıştay üyesi ve 211 hakim-savcı hakkında yakalama kararı bulunuyor.(2) 15 Temmuz’dan sonra çeşitli tarihlerde verilen ihraç kararlarıyla da bugüne kadar 4 bin 238 yargı mensubu meslekten çıkarıldı.

HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 15 Temmuz’un hemen akabinde 2 bin 745 yargı mensubu hakkında verilen gözaltı ve açığa alma kararları ile ilgili olarak 22 Eylül 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, bu kararlara konu yargı mensuplarına ilişkin listelerin bir gecede hazırlanmadığını, üç yıldır üzerinde çalıştıklarını söyledi.(3) Listede 2 ay önce vefat etmiş olan bir savcı ile emekli olmuş isimlerin de yer alması, listenin çok önceden hazırlandığını gösteriyordu.

Listelerin nasıl hazırlandığını ve bu hakim-savcılar hakkındaki delil durumunu HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 22 Kasım 2016 tarihli açıklamalarında şöyle dile getirmişti: “Bizim genel ispat aracımız tanık anlatımlıydı. Tanıklarımızın tamamı da hakim ve savcılardı. İllerdeki başsavcılar, ceza mahkemesi başkanlarının tanıklıklarından oluşan bir örgüt listesi.”(4) Bu sözlerin tek açıklaması bulunmaktadır, o da şudur ki, bu listeler  bazı hakim-savcıların, başsavcı ve mahkeme başkanlarının verdikleri isimlerden oluşmuştu. Yani tamamen bir fişleme listesiydi. Nitekim HSYK 2. Daire üyesi (16 Nisan referandumundan sonra Danıştay’a üye atanan) Muharrem Özkaya tarafından Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Adalet Bakanı’na ve eski Müsteşar Birol Erdem’in soruşturmasını yürüten yargıçlara yazıldığı söylenen bir mektupta, “Birol Erdem Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Mahkemelerdeki FETÖ’cü listesini hazırladı. İdari yargıda tasfiyesi yapılan 456 FETÖ’cü ismin tespit çalışmasını yine Birol Erdem yapmıştır,”(5) denilerek bu fişlemelerin itiraf edildiği görülmektedir. Yine hakim-savcılara sorgularında sorulan sorulardan ve iddianamelerde ileri sürülen iddialardan anlaşıldı ki, hakim-savcılar HSYK seçimlerinde kullandıkları oya göre, iktidarın desteklediği Yargıda Birlik Platformu’na oy verip vermediklerine göre fişlenmişlerdir. YBP muhalifleri ve bağımsız adaylara oy verenlerin isimleri, iddia konusu “FETÖ/PDY” üyesi olarak listelenmiştir.

Hakim-savcılar, bu fişleme listeleri ile ihraç edildikten ve tutuklandıktan sonra haklarında delil toplanmaya ya da üretilmeye başlandı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanan hakim ve savcıların, itirafçı olmaları için hücreye konulup tecrit edildikleri, HSYK Başkanvekili tarafından “Biz de disiplin açısından itirafta bulunan hakim, savcılar olursa ihraç yoluna gitmeyeceğiz. Yeter ki bize örgütü deşifre konusunda çok yararlı bilgiler versinler.”(6) denilerek itirafçı olmaları yönünde iradelerinin fesada uğratıldığı, kandırıldıkları, (ki HSYK Başkanvekili ‘Bu açıklamayı tamamen itirafçılığı teşvik amacıyla yaptım ve çok da başarılı oldum’(7) diyerek bunu itiraf etmektedir), MİT tarafından hukuka aykırı yöntemlerle Bylock listelerinin oluşturulduğu, tamamen istihbari nitelikte olan ve yasal delil niteliği olmayan Bylock listeleri ile yeni ihraçlar ve tutuklama kararları verildiği görüldü. Başka bir anlatımla; 15 Temmuz itibariyle eldeki delil, fişleme listelerinden ibaretti. 15 Temmuz’dan sonra buna itiraf adı altında alınan, özgür iradeye dayanmayan bir kısım ifadeler ve MİT’in istihbari nitelikteki Bylock listeleri eklendi.

“MEVZUATA TAKILIYORUZ, SÜREÇ ÇOK UZUYOR”

Şüphesiz ellerinde delil olsa 15 Temmuz’dan önce adım atmak için bir an bile tereddüt etmeyeceklerdi. Ancak delil/gerekçe bulamadıkları için ihraç ve gözaltı kararları vermek büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. 15 Temmuz öncesinde mevzuat ve yasal prosedür ellerini kollarını bağlıyordu. Nitekim HSYK 3. Daire üyesi Turgay Ateş de darbe girişiminden bir ay önce, 14 Haziran 2016 tarihli bir konuşmasında bundan yakınıyordu. Ateş bu konuşmasında, “Yargının içindeki malum yapı temizlenmeden, yargı düştüğü yerden kalkamayacak. Bu amacı gerçekleştirebilmek için HSYK’nın elinde çeşitli usuller var, mevzuat çerçevesinde ancak netice bulabiliyor, bu süreç çok uzuyor.” demiştir. Ateş ayrıca, Devlet Denetleme Kurulunun HSYK’dan istediği ‘mücadele anlamında ne tür şeyler yapabiliriz’ şeklindeki sorusuna, ‘Bir mevzuata ihtiyaç olduğunu, bu mevzuat çerçevesinde bu yapı ile mücadele noktasında ciddi bir faaliyete girilebileceğini söylediğini’ belirtmiştir.(8)

Derken 15 Temmuz’daki menfur darbe girişimi yaşandı. 21 Temmuz’da ülke genelinde Olağanüstü Hâl ilan edildi ve Bakanlar Kurulu’na Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verildi. İktidarın “Allah’ın lütfu” benzetmesi yaptığı 15 Temmuz darbe girişimi nasıl olduysa iddia konusu paralel yapı ile mücadele eden herkesin imdadına bir anda yetişiverdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 22 Eylül 2016 tarihinde New York’ta yaptığı konuşmasında Gülen Hareketi’ne bağlı kurumları ancak OHAL ve KHK ile kapatabildiklerini ve devlete teslim ettiklerini söyledi.(9) Yine HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, 23 Eylül 2016 tarihli bir beyanatında, “Bu KHK daha önce yoktu ki hepsini birden ihraç edelim. İhraç kararlarımız KHK’ye dayandı. KHK çıkmasaydı, elimizdeki disiplin soruşturmasına devam edecektik. Ankara Başsavcılığı da bunlarla ilgili iddianame hazırlayacaktı ve biz savunmalarını aldıktan sonra yine ihraç kararları verebilecektik” demiştir.(10)

Böylece ihraç ve gözaltı kararları için önlerine çıkan mevzuat engeli, 15 Temmuz ve OHAL sayesinde aşılmış oldu. HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz’ın açıklamalarına göre, yargı mensupları hakkında terör örgütü üyeliğinden işlem yapıldığı, darbe suçlamasında bulunulmadığı ortaya çıktı. Son günlerde yazılmaya başlanan iddianamelerde de bu yönde, yani sadece terör örgütü üyeliğinden dava açıldığı görülmektedir.

Mehmet Yılmaz, “Ankara Başsavcılığı, elindeki ceza soruşturmasında delil ele geçtiği için hakim-savcılarla ilgili gözaltı kararı verdi” demektedir. 15 Temmuz’da bir kısım asker şahısların işledikleri darbe fiilinin, darbe ile ilgisi olmayanlar bakımından delil sayılması mümkün müdür? Yargı mensupları hakkında 15 Temmuz’la ilgili hiçbir suçlama yapılmadığına göre, burada suçların şahsiliği ilkesi de ihlal edilmektedir. 

“HAKİM VE SAVCILAR İÇİN 14 TEMMUZ’DA BULUNMAYAN SUÇÜSTÜ HALİ 15 TEMMUZ’DA NASIL OLUŞTU?”

14 Temmuz’da bulunmayan suçüstü halinin 15 Temmuz’da nasıl oluştuğunu hiçbir hukukçu izah edemez. 3 yıldır listelenen yargı mensupları hakkındaki 14 Temmuz’daki delil durumu neyse, 15 Temmuz’da da odur, yeni delil elde edilmemiştir. 15 Temmuz’un failleri konusunda ortada hiçbir yargı kararı yokken, darbeci askerler dahi henüz yakalanıp sorgulanmamışken, bu olayı darbeyle ilgisi olmayan hakim-savcılar için delil saymak ve bu suretle suçüstü halinin oluştuğunu kabul etmek hukuken mümkün değildir.

Suçüstü halinin mevcudiyeti ve suçun oluşma tarihi, yasal kriterler çerçevesinde belirlenmek zorundadır. Suçüstü hali soruşturmacıların ne zaman yapacakları bilinmeyen talep tarihine göre belirlenemez. Soruşturmacıların kendi istedikleri tarihte yapmış oldukları veya yapmayı erteledikleri işlemler, temadinin kesilme anını ve suç tarihini belirlemede ölçüt olarak kabul edilemez. Alınacak karar ve yapılacak işlemler bakımından konjonktürel ortama veya oluşturulacak algı iklimine göre hareket ediliyor olması yasal değildir ve görevin kötüye kullanılması niteliğindedir.

“TUTUKLU KİŞİ SAYISINCA SUÇ İŞLİYORLAR”

Buna göre hakim-savcılar hakkındaki sorgu işlemleri, gözaltı, arama ve tutuklama kararları tamamen hukuksuzdur. 2802 sayılı yasanın 88/1. maddesi ihlal edilmiştir ve bu kararları alan ve uygulayan kimseler açıkça suç işlemişlerdir. Tutuklu kişi sayısınca hürriyeti tahdit suçu işlenmiş, işlenmeye devam edilmekte ve tahliyeleri sağlanıncaya kadar da devam edecektir.

Öte yandan gözlerden kaçan bir husus da yüksek mahkeme üyeleri ile 2 bin 745 hakim-savcı hakkındaki 16 Temmuz’daki göz altı kararlarının nerede, hangi koşullarda alındığı hususudur. Darbe gecesi Ankara Hakimevi’nde Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek’in başkanlığında bir kriz merkezi oluşturulduğu, HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz ile darbe soruşturmasını yürüten ve yargı mensupları ile ilgili göz altı kararları veren Ankara C.Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen’in de kriz masasında görev aldıkları basına yansımıştı.(11) Darbe girişiminin tüm şiddetiyle yaşandığı ve dışarıya çıkmanın güvenli olmadığı bir ortamda, nasıl ve ne şekilde bir araya geldilerse artık, Ankara Hakimevi’nde bir araya gelen bu ekibin darbeye katılan askerlerin göz altına alınması ve darbe girişiminin bastırılması konusunda kararlar almaları doğaldır.  Ancak önceden hazırlanmış hakim-savcı listelerini yanlarında götürüp, darbe ve darbe girişiminin bastırılması konusu ile hiç ilgisi olmadığı halde, yangından mal kaçırırcasına alelacele bu hakim-savcılar hakkında gözaltı kararlarının çıkarılması ve bunun devamı olarak aynı gün HSYK tarafından açığa alma kararlarının alınması size de tuhaf gelmiyor mu? Acaba birileri kendilerine darbe girişimini önceden haber mi vermişlerdi? Biraz önce, ‘Ellerinde delil olsa 15 Temmuz’dan önce adım atmak için bir an bile tereddüt etmeyeceklerdi’ demiştim ya, darbeyi önceden bilenlerle ilgili haberleri görünce, kim bilir belki de ‘Allah’ın lütfunun’ bir gün gelip kendilerini bulacağından eminlerdi diye düşünmekten insan kendini alamıyor. Darbe girişiminden önceden haberdar olup olmadıkları, nasıl haberleştikleri ve kaçta bir araya geldikleri sadece bir tek HTS kaydı ile cevabını bulacak sorular arasında, tabi cesaretleri varsa.

Bu tuhaflıklar, bize ünlü Alman dergisi Focus’ta 24 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan, “Darbe çatışmasının başlamasından yarım saat sonra İngiliz istihbarat kurumu GCHQ, Türk Hükümetinin telefon, e-mail ve yazılı yazışmalarını yakaladı. Bu yazışmaların içeriğinde şu bilgiler geçiyor: ‘Yarın temizlik (tasfiye) operasyonları başlatılsın ve darbenin baş yöneticisi Gülen ilan edilsin!”(12) şeklindeki haberi hatırlatıyor. Ayrıca ilgililerce bugüne kadar yalanlanmayan haber içeriğinin doğru olduğunu gösteriyor aslında. Ne dersiniz, sizce de öyle değil mi?

DİPNOTLAR:

1- http://www.hurriyet.com.tr/2-bin-745-hakim-ve-savci-icin-gozalti-karari-cikti-40149496 

http://t24.com.tr/haber/bazi-hsyk-yargitay-ve-danistay-uyeleri-hakkinda-yakalama-karari-cikarildi,350225

2- http://www.hukukmedeniyeti.org/haber/16032/adalet-bakanligi-feto-sorusturmasi-verilerini/acik/#.WT0rjXfwusw.facebook 

3- https://t24.com.tr/haber/hsyk-2-daire-baskani-elimizdeki-feto-listesi-bir-gecede-yapilmadi-3-yildir-calisiyorduk,360895

4- https://www.sabah.com.tr/gundem/2016/11/22/itirafcilar-icin-ozel-ekip-kurduk

6- https://www.haberturk.com/gundem/haber/1313309-hsyk-baskanvekili-mehmet-yilmaz-fetoyu-itiraf-etsinler-ihrac-etmeyecegiz

7- http://m.haberturk.com/yazarlar/sevilay-yaziyor/1341844-hsyk-baskanvekili-niyetim-itirafciligi-tesvik-etmekti 

8- https://www.cnnturk.com/turkiye/hakim-ve-savcilar-iftarda-bulustu-devletin-yanindayiz

9- http://www.sanalbasin.com/son-dakika-cumhurbaskani-erdogandan-onemli-aciklamalar-guncel-haberler-15533590 

10- https://t.co/J4RVYYMLa3 

11- http://www.aksam.com.tr/yazarlar/o-gece-neler-oldu/haber-540829 

12- http://www.todaysanadolu.com/turkiye/sok-focus-dergisi-ingiliz-istihbarati-turk-hukumetinin-darbenin-ilk-yarim-saatindeki-maillerini-ele-gecirdi-yarin-temizlik-baslatilsin-darbe-gulene-yikilsin

ahmetdonmez.net\\\\\\\'e Patreon ile destek olun..

CEVAP VER

Yorumlarınızı giriniz!
Buraya isminizi giriniz