Ruşen Çakır, “Gülen cemaatinin dünü, bugünü ve yarını” başlıklı yayında gazeteci Ahmet Dönmez ile Fethullah Gülen cemaatinin dününü, bugününü ve yarınını konuştu. Ahmet Dönmez, Gülen cemaati ile kişisel ve kolektif yüzleşme sürecini, 15 Temmuz sonrası hareket içindeki “büyük anlatının çöküşü”nü ve Türkiye’nin tekrar eden baskı ve mağduriyet döngüsünden çıkmak için topyekûn bir özeleştiri ve helalleşmeye olan ihtiyacını anlattı.
Ruşen Çakır, gazeteci Ahmet Dönmez ile Fethullah Gülen cemaatinin dünü, bugünü ve yarınını konuştu. Dönmez, kendisine yönelik “MİT’çi”, “güdümlü” veya “finanse edilen” gibi komplo teorilerini çürütmek ve cemaat içi muhataplarına geçmişten bugüne nasıl geldiğini açıklamak için kendi YouTube kanalında beş video yayımladığını anlattı. Dönmez, “Fethullah Gülen hakkında geçmişte farklı düşünen birinin neden şimdi farklı konuştuğunu anlamalarına yardımcı olmak” için böyle videolar yayımlamaya başladığını söyledi.
Kopuş nasıl yaşandı?
15 Temmuz’dan önce bazı akademisyenlerin Gülen cemaatini sorgulamaya başladığını ifade eden Ahmet Dönmez, “15 Temmuz’un ardından daha doğrudan direkt bir süreç başladı. Bunda yenilgiden ziyade, büyük anlatının çöküşü ve bizim Berlin Duvarımızın çöküşü meydana geldi. Bu, şu demekti: Burada asıl belirleyici faktör yenilgi değil. Duvar yıkıldıktan sonra arkasında, daha önce gizli olan, bizim bilmediğimiz ama bu duvarın yıkılmasıyla beraber görmeye başladığımız gerçeklerdi. Asıl bu sorgulamaya iten, insanları konuşmaya iten bu oldu. Dolayısıyla bazılarında ayrışma, kopuş bundan dolayı oldu” dedi.
Dönmez şöyle devam etti:
“Cemaatin doğal yapısı, bir sivil tarafı, bir de mahrem yapısı öncelikle cemaatin kendi içine yönelik bir tedbirdi, bir manipülasyondu. Zaman Gazetesi’nde 15 yıl muhabirlik yapmış olan birisi olarak ben bile bu mahrem denilen yerlerde neler yapıldığını bilmiyordum. Bunu ne zaman öğrendik? İşte duvar yıkıldıktan sonra. Bunu da ne sağladı? 15 Temmuz’la beraber o büyük anlatımın çöküşü ile beraber insanlar bir yerlerde yanlışlık olduğunu fark edip konuşmaya başladılar. Ama anlatacakları bir mecra normal şartlarda olmayabilirdi, eğer ben bu mücadeleyi başlatmış olmasaydım. Çünkü şu anda bu yoğun ‘savaş’ ortamından dolayı bir defa Türkiye’deki medya organlarına sanki bir koz vermek gibi olacağından dolayı bunu söylemeyeceklerdi, konuşmayacaklardı. Mahkemeler deseniz adil ve bağımsız yargılama süreci olmadığı için mahkemelere de güvenip anlatmayacaklardı işkence dışında veya tutukluların tahliye olma niyeti dışında.”

“Kurunun yanında yaş da yandı”
Türkiye’de kalan eski Fethullahçıların Meclis’ten umut beklediğini söyleyen Dönmez, “Yurt içinde kalmış olanlar umut besliyor. 20 Ekim 2024’te başlayan barış sürecinden yararlanabilir miyiz diye umut ediyorlar. Bu insanlar en ağır bedeli ödediler ve ödemeye devam ediyorlar. Kurunun yanında yaş yandı. Çok büyük acılar birikti ve belki uzunca yıllar geçmeyecek bir kin tohumu ekildi. Devlete düşman nesiller yetiştiriliyor. Bunun bir an önce son bulması gerekiyor. Gerçekten, her şeyden habersiz, bilmesi halinde bunlara onay vermeyecek, rıza göstermeyecek, hatta bununla mücadele edecek yüzbinlerce insan şu anda yok yere bunun bedelini ödüyor. Bunun görünmesini istiyorum” dedi.




